Tekdüze Giyinecek Kadar Stil Sahibi misiniz?

Sıradan bir siyah kazak giymenin cesaret olduğu o nokta…

Giriş Tarihi: 21.08.2023 15:38 Güncelleme Tarihi: 21.08.2023 15:43

Aykun Taşdöner

BIRAZ SUCCESSION ETKISIYLE, biraz da Steve Jobs'ın eskimeyen karizması nedeniyle giyinme pratiklerimizde "üniforma" yerini taze tutmaya devam ediyor. Bugün fonksiyonel olmalarıyla öne çıkan üniformaların hikayesi Orta Çağ'a, okul üniformalarının tarihi ise 16. yüzyıla uzanıyor. O zamanlar çalışanlar üniformaları iş rollerini açık bir şekilde belirtmek için giyiyorlardı. Rahat, işlevsel, demokratik ve geleneksel olan "üniforma", her dönem bir aidiyet sembolü oldu. Big Dress Energy kitabının yazarı Shakaila Forbes-Bell'in de belirttiği gibi "Üniforma giyen insanlar kendilerini bir bütünün parçası gibi hissetmeye başlar."

Giyim tarzlarını, stillerini kendilerine ait bir üniformaya indirgemiş kişilerin yaratıcı zekalarının daha yüksek olduğu söylenir. Akla gelen birçok örnek bunu kanıtlıyor: Steve Jobs'ın ikonik siyah balıkçı kazakları bunun en önemli örneklerinden. Ama o yalnız değil; şu anda Metropolitan Müzesi'nde bir retrospektifini görebileceğimiz moda tasarımcısı Karl Lagerfeld, mimar Peter Marino, Amerikan Moda Konseyi'nin de başkanı olan Thom Browne, üniforma giyimde akla gelen ilk isimlerden. Onlara sadece ortaya koydukları işlerle değil, birer karikatüre dönüşmelerine sebebiyet veren kılık kıyafet seçimleriyle de aşinayız.

Ben Affleck'in 50 (aynı) tonu. Vera Anderson, JB Lacroix / Getty Images

Üniforma bize kahramanımızın her sabah aynı güne uyandığı Groundhog Day filmini anımsatmasın. Ya da her gün tam olarak aynı kıyafeti yine üstünüze geçirmek gibi de algılamayalım. Ne de olsa Steve Jobs'ın 100'den fazla Issey Miyake kazağı olduğunu, Karl Lagerfeld'in de aynı gömlekten dolabında 1000 adet olduğunu biliyoruz.

Üniforma bize kahramanımızın her sabah aynı güne uyandığı GROUNDHOG DAY filmini anımsatmasın. Ya da her gün tam olarak aynı kıyafeti yine üstünüze geçirmek gibi de algılamayalım.

Güney Koreli influencer Han Seung-ju (aynı zamanda Ami Paris'in marka elçilerinden) her gün aynı kıyafeti giymese de her gün farklı bir bol kesim şortu, yine farklı bir bol kesim gömlekle tamamlıyor. İngiliz influencer ve kendi ismiyle aynı adı taşıyan bir erkek giyim markasının sahibi olan Daniel Simmons da benzer bir taktik uyguluyor. Mono renkli The Row ve Lemaire kıyafetlerinden oluşan dolabında neredeyse sadece bol paça pantolonlar, beyaz atlet ve örgü trikolar yer alıyor. Moda editörü ve TikTok ünlüsü Gen Z içerik üreticilerinden Brenda Weischer ise her fırsatta dolabında sadece siyah kıyafetin olduğunu söylüyor. Sebebi belli. Kişisel bir imza oluşturmak, pratiklik.

Yüksek sesle şu soruyu soruyorsanız yalnız değilsiniz. "Nasıl bir insan hayatının her iş gününde aynı kıyafeti giymek ister?" Haksız da sayılmazsınız. Bir zamanlar İngiliz Esquire'ın kıdemli editörlerinden olan bol ödüllü Will Hersey'e göre bu sorunun cevabı net. Hepimizin yerinde olmak istediği kişiler aslında gündelik hayatlarında üniformaları tercih ediyor. Dünya fethetmek isteyecek kadar hırslı, vizyoner ve takıntılı insanlar yani.

İşte bu yüzden Succession örneği yerinde. Roy hanedanlığının her bir ferdinin dikkatlerini verdikleri nokta kıyafetlerden çok uzakta. Succession ekibinden, Kendall, Roman ya da Shiv, stillerini ağzımızın sularını akıta akıta izlediğimiz karakterlerden çok farklı. Drive'da Ryan Gosling'in ceketi, Trainspoitting'de Ewan McGregor'un kadife ceketleri ve Adidas sneaker'ları, ya da tüm zamanların en şık erkeği James Bond'u düşünün. Muhakkak kendilerine has bir dokunuşa sahiplerdi.

Steve Jobs'ın gardırobunda 100'den fazla aynı siyah Issey Miyake kazağı olduğu biliniyordu.

Brunello Cucinelli'nin iki parçalı takımlarını tercih eden Kendall Roy'un duruşu saydığım bu erkeklerin stillerinin aksine bağırmıyor. Succession'ın yayınlanmaya başladığı günden bu yana her bir bölümden sonra karakterlerin moda seçimleri hakkındaki Google araştırmaları çığ gibi artıyor. Final sezonunda ise bu oran yüzde 300 artış görmüş.

Nedeni basit. Bir zamanlar, pandeminin hemen sonrasında birkaç yıllık kısıtlamaların ardından konu alışveriş olunca tüketiciler hedonist bir alışveriş çılgınlığına girişmişti. Bu hedonizm sadece yapılan harcamalarla sınırlı değildi; koleksiyonlar, transparanlar ve pul payetlerle bağırmaya başlamıştı.

Ancak şimdi eski günlere dönmeye başladık. Artık trendlerin belirlendiği ana alan TikTok ve buradan üretilen en önemli akımların başında da #CapsuleWardrobe geliyor. Etiketin altında bu yazı yazılırken 1 milyondan fazla gönderi yer alıyordu. StitchFix'e göre de bu yıl kapsül dolap konusunda yüzde 178 oranında artış olmuş.

Peki kapsül dolap nedir, ne değildir? Kısacası hayat kurtarır ve aynı zamanda sürdürülebilir bir seçimdir de diyebilir miyiz, kesinlikle diyebiliriz!

Giyinmek ve kıyafetlerin dünyası fazla karmaşık gelenler için kişilerin dolaplarına yaptığı en komik haliyle bir Marie Kondo yöntemi de denebilir. Trendleri dert etmek zorunda değilsiniz, en çok hangi parçaya sahip olmaktan mutluysanız ya da en çok ne giymek istiyorsanız dolapları onunla doluşturuyorsunuz. Stanley Kubrick'in chino'ları, Andy Warhol'un ise Levi's 501'leri Lagerfeld'in gömlek sayısı kadar abartılı olmasa da bir hayli fazlaymış.

2010'ların ortasında bireysellik akımı revaçtayken Mark Zuckerberg çıkıp "Hayatımı sadeleştirmek istiyorum ve toplum yararına olmayacak konular üstüne çok da kafa yormak istemiyorum, bu yüzden her gün aynı giysiyi giyme kararı aldım," gibi bir açıklama yapmış, epey dalga konusu olmuştu.

Bu kez neredeyse sezon koleksiyonları da bu fikir üstüne kuruldu. Bu sezon, sükunetin peşinde, nötr, sessiz ve sakin renklerin hakimiyeti vardı. Kahverengi ve bej rengin tonları Fear of God'dan Saint Laurent'a kadar birçok koleksiyonda hüküm sürüyordu. Klasik renkler sadece yüksek modanın değil, spor ve sokak giyiminin de bir parçasıydı. Post-hedonist dönemde tasarımcılar modern ve nötrlüğün ve de zamansızlığın izinden gidiyordu. Brunello Cucinelli ekibi bu yaklaşımı "rahat şıklık" olarak tanımlıyordu.

19. yüzyılda yaşamış İngiliz yüksek sosyetesinin önde gelenlerinden, erkek modasına yön veren dandy'lerden Beau Brummell şöyle demiş: "İnsanlar sokakta dönüp ne giydiğinize bakıyorsa iyi giyinmemiş sayılırsınız." Belki de matematik bu kadar basit!

BİZE ULAŞIN