Peşinde koştuğumuz ?

Yaptığı alışverişle gardırobunu baştan aşağı yenileyen genç adam, bir sabah uyandığında kendini bir stil ikonuna dönüşmüş olarak bulacaktı...

Yazı Kaan Sancar

Giysi dolapları… Her evin, her neslin değişmez demirbaşıdır bu parçalar. Farklı renklerde, farklı boyutlarda ve farklı tasarımlarda olsalar da pek çok giysiye ev sahipliği yaparlar. 'Sex and The City' dizisinin unutulmaz karakteri Carrie Bradshaw'ın da dediği gibi; paramızın gözümüzün önünde durmasını sağlar bu eşyalar. İçlerinde yılların birikimi ve tabii aynı zamanda eve mutlu dönülen birçok günün de anısı vardır. Çoğu zaman göz ardı ederiz ama aslında tüm bunların yanında farklı bir olgu daha barındırır bu eşyalar yılların raflarında: Geçmişten günümüze süregelen moda trendleri.

'Moda trendleri' dendiğinde genellikle akla ilk gelen; elbette her yıl düzenlenen moda haftaları olur. New York, Tokyo, Paris ve Milano gibi kentlerde, sahne alan tanınmış sanatçılar ve podyumları süsleyen ünlü modeller eşliğinde gerçekleştirilen görkemli defilelerde tanıtılan yeni koleksiyonlar çoğumuz için merak uyandırıcıdır.

Moda haftaları sonrası yenilenen reyonlarsa çoğumuz için mağazaları mutlaka ziyaret edilmesi gereken mekânlar haline getirir. Genellikle avuçlarımızı dolduran poşetlerle sonuçlanan alışverişlerde birçok mağaza dolaşır ve pek çok vitrinin önünden geçeriz. Çoğu zaman fark etmeyiz fakat dikkatle baktığımızda mağazaların önünü süsleyen vitrinlerde elbiselerin hemen hemen hepsinde benzer renkler, benzer kumaşlar ve benzer çizgiler kullanıldığını görürüz. Bu noktada da düşünürüz; bu ortak algı nerden geliyor? Sonrasında ise sorgularız, bu ?

Esquire Türkiye olarak bu ay büyütecimizi moda dünyasına doğru tuttuk ve trendlerin kökenini sorguladık. Ön planda olan birkaç teorimiz ve modanın yol göstericisi olarak belirtebileceğimiz birkaç farklı adayımız vardı. Trendlerin köklerine inebilmek için öncelikle koleksiyonların ortaya çıkış hikâyesi, takip eden süreç ve arka planda yaşananları ele almak gerekliydi; biz de öyle yaptık. Araştırmamızı tamamladığımızda ortaya çıkan sonuç ise en az Alexander Wang tasarımları kadar farklı ve şaşırtıcıydı.

HER ŞEY BİR ARAŞTIRMA İLE BAŞLIYOR
Trendlerin ortaya çıkış hikâyesini de anlamamıza yardımcı olacak koleksiyonların yaratılış süreçlerine odaklandığımızda yakın markaja alınması gereken ilk grup moda araştırmacıları olarak öne çıkıyor. En bilineni WGSN firması olan moda araştırmacıları moda dünyasında bir nevi hava tahmini yapıyor. Araştırmaları sonucunda modanın geleceğini 10 yıla kadar tahmin edebilen moda araştırmacıları; insan aktiviteleri, dünya gündemi, yaşanan olası savaşlar, doğal afetler gibi olaylar için sürekli tetikte bekliyor. Dünyanın hemen hemen her noktasında pazar araştırmaları yapan grup, bu olayların moda üzerinde yakın ya da uzun soluklu etkilerini ölçüyor. Evet, ölçüyor diyoruz çünkü bu grubun yaptığı iş bir nevi modayı 'hesaplamak'.

Yaptıkları sosyal medya araştırmalarında tanınmış isimlerin giyimlerini, hangi kıyafeti giydiğinde ne kadar beğeni aldığını ve gelen yorumları adım adım takip eden araştırmacılar, sosyal medya kullanıcılarının genel moda eğilimlerini de kontrollerinden geçiriyor. Bunlara ek olarak, zaman zaman yaptıkları kamuoyu yoklamaları sayesinde oldukça geniş bir kesimden veri toplayarak elde ettikleri bu verileri detaylıca analiz ediyorlar.

Süzgeçlerinden geçirdikleri verileri istatistikler haline getirdikten sonra arka planda gerçekleşen işlemlerin ardından hangi yıl, hangi rengin moda olacağı ve hangi kumaşlarda hangi dokuların ön plana çıkacağı gibi öngörülerde bulunan moda araştırmacıları, yaptıkları bu analizlerden emin olduklarında sonuçları moda dünyasının önde gelen tasarımcılarıyla ve büyük firmalarla paylaşıyor. Bu da aslında aynı zaman diliminde neden pek çok büyük firmanın benzer ürünlere karşımıza çıktığını az çok açıklıyor.

TASARIMCILAR ELBETTE KİLİT NOKTADA
Moda araştırmacılarından gelecek sezonlarda ön plana çıkabilecek renk, kumaş ve doku tahminlerini alan büyük firmalar ve burada çalışan moda tasarımcıları bunun ardından tasarımlarını çizmeye başlıyor. Tahminlerde belirtilen kumaşlar ve dokular üzerine kendi moda yaklaşımlarını yaşanmışlıklar ve yorumlamalarıyla birleştiren tasarımcılar benzer renkte ve aynı kumaştan üretilen birçok alternatif parça ortaya koyuyor.

Tasarımcılar bu süreçte tasarımları için farklı teknikler ve modeller de deniyor. Kimi ürünler oldukça sade tasarlanırken kimileri de ince işçilik, belirgin işlemeler ya da çeşitli detaylar ön plana çıkacak şekilde üretilebiliyor. Trend olması öngörülen akımın yanında farklı moda akımlarından seçkiler de içerebilen modeller oldukça zahmetli bir tasarım sürecinin ardından tamamlanarak ön defilelere hazırlanıyor.

Tasarımların tamamlanmasının ardından markaların baştasarımcılarına sunulan alternatiflerden koleksiyonların büyüklüğüne göre her tasarımcı belirli ürünlerini ön plana çıkarıyor. Bunun ardından koleksiyonun ruhunu en iyi yansıtan dikkat çekici parçalar seçilerek sezonda kullanıcıya sunulacak ürünlerin taslağı belirleniyor. Yaklaşık dokuz aya kadar uzayabilen bu tasarım sürecinin ardından ise koleksiyonlar için tanıtım ve değerlendirme süreci başlıyor.

YORUMLAR SON DERECE ÖNEMLİ
'Şeytan Marka Giyer' filminden de hatırladığımız üzere tasarım sürecinin ardından, zorunlu bir kural olmasa da, sektörün önde gelen moda dergileri ve moda editörlerinin yorumları alınıp parçalar üzerinde değişiklikler yapılarak koleksiyonlara yeniden şekil verilebiliyor. Bir nevi dışarıdan bir uzman gözün değerlendirmesine başvurmak olarak nitelendirebilecek bu eylem, gözden kaçabilecek ufak kusurların ortadan kaldırılarak parçaların mükemmelleşmesinde büyük rol oynayabiliyor.

Yapılan olası değişikliklerin ardından son halini alan ürünler her yıl Milano, Paris ve New York gibi dünyanın moda merkezlerinde organize edilen moda haftalarında tanıtılıyor. Düzenlenen görkemli defilelerde ünlü modeller aracılığıyla podyumda tüm dünyayla paylaşılan parçalar moda haftalarının sona ermesiyle bu sefer daha detaylı bir inceleme sürecine giriyor.

Moda dergileri, bloglar ya da YouTube kanallarında ortaya çıkan koleksiyon değerlendirme yazı ve videolarının ortaya çıkmasıyla parçaların moda sektörünün yanı sıra toplumca bilinirliği de artıyor. Bu mecralar aynı zamanda koleksiyonların öne çıkan parçalarını da öneri niteliğinde takipçileriyle paylaşarak kişilere yol gösterebiliyor. Tüm bunları takiben, koleksiyonlar ilk önce internet mağazasında ön siparişe açılıyor. Tedarik sürecinin tamamlanmasıyla ilk kullanıcılarıyla buluşan ürünler, daha sonra markaların mağazalarında satışa sunularak tüm kullanıcılarla buluşuyor.

STİLLERİYLE YOL GÖSTERENLER

DAVID BECKHAM
Futbol kariyeriyle olduğu kadar moda dünyasında da tarzıyla ve projeleriyle öne çıkan David Beckham, dünyada pek çok kişi tarafından giyim tarzı beğenilen ve takip edilen biri. Instagram hesabında 40 milyonu aşkın takipçisi olan Beckham, giyimde ağırlıklı olarak bej ve gri renkleri tercih ediyor.

HADID KARDEŞLER
Instagram'da 50 milyon takipçiye ulaşan Victoria's Secret melekleri Gigi ve Bella Hadid, giydikleri her kıyafetle konuşulanve imrenilen modeller. Farklı tarzda giysilerle gördüğümüz modellerin markalarla yaptıkları işbirlikleri sonrası ürünlerin satış rakamlarının artırmaları kuşkusuz ki, bunun en büyük göstergesi.

TOM HARDY
İngiliz aktör, giyimiyle olduğu kadar saç ve sakal kesimiyle de öne çıkıyor. Kimi zaman şık ve oldukça gösterişli bir smokin giyerken gördüğümüz aktör kimi zamansa sade bir tişört ve jean ile boy gösterebiliyor. Sade ve düz renkleri tercih eden Hardy, tarzını pek çok kişinin örnek aldığı biri.

KARDASHIAN AİLESİ
Kim Kardashian, Kendall Jenner ve Kylie Jenner'ın yanı sıra Kanye West gibi isimleri de barındıran Kardashian Ailesi'nin toplam takipçi sayısı 500 milyonun üzerinde. Giydikleri markaların yanı sıra platin saç, dudak estetiği gibi trendlerin yayılmasını sağlayan aile, başlı başına bir trend belirleyici.

TOM FORD
Tasarladığı kıyafetler ve tasarımcı kişiliğinin yanı sıra kendi giyim tarzıyla da ön plana çıkan Tom Ford, sadeliği şıklıkla buluşturan bir isim. Giyiminde seçtiği düz ve soluk renklerdeki parçalarla bilinen Ford bir modacıdan beklendiği üzere giydiği farklı tarz ve tonlardaki parçaları ahenkle buluşturuyor.

MODERN DÜNYANIN PODYUMU INSTAGRAM
Moda haftalarında tanıtılan ürünlerin ilk kullanıcıları genellikle sürekli göz önünde bulunan isimler oluyor. Beğendikleri parçaların yanında markalarca kendilerine sunulan ürünleri kategorisine göre günlük yaşamlarında, düzenlenen davetlerde ya da film gösterimlerinde giyen bu isimler, sosyal medya üzerinden özellikle Instagram'da yaptıkları paylaşımlarla koleksiyonların görkemli parçalarının, öne çıkan renklerinin ya da farklı görünüme sahip modellerinin halk tarafından tanınmasını sağlıyor.

Buna ek olarak, bazı tanınmış isimler de bazı markalarla sosyal medya reklamları için anlaşmalar yapıyor. Pek çok marka tarafından kullanılan bu reklam taktiği tanınmış isimlerin belirli ürünleri ön plana çıkaracak şekilde günlük hayatında kullanımına dayanıyor. Tanınmış isimler bu yolla takipçilerini Instagram, Twitter, Facebook ve Snapchat gibi platformlar üzerinden açıkça ya da üstü kapalı bir şekilde bir kıyafeti almaya ya da bir aksesuarı kullanmaya teşvik edebiliyor.

Tüm bunların ardından daha küçük ve daha yerel firmaların tasarımcıları da renk, doku ve malzeme bakımından dünyaca ünlü markaları 'örnek' alıyor ve koleksiyonlarını bu akımlara göre şekillendiriyor. Seri üretimin ardındansa kısa süre içerisinde büyük küçük dinlemeden pek çok mağaza vitrini benzer ürünlerle süsleniyor. Bu da tüm insanları benzer ürünler arasından seçim yapmaya itiyor.

ANCAK ARKA PLANDA…
Bir koleksiyonun ortaya çıkışı ve sonrasında gerçekleşenlere değindik fakat bu süreçte görünenlerin dışında, koleksiyonların ortaya çıkışından önce arka planda yaşanan bazı önemli detaylar var. Bu noktada sezon trendlerinin ortaya çıkışında 'gerçek anlamda' etkisi olan en önemli kurumlardan bahsetmeliyiz. Bunlar; IAF (Uluslararası Moda Federasyonu) ve Intercolor (Uluslararası Renk Komisyonu). İki yıl sonrasının trendlerinin ana hatlarını çizen bu iki organizasyon, birçok ülke ve büyük modaevinin üye olduğu kuruluşlar olarak biliniyor.

Trendleri belirleme süreci, IAF çatısı altında çalışan toplumbilimcilerin yaptığı kapsamlı toplum ve gündem analizleriyle başlıyor. Dünyada olup biten doğal afetler, savaşlar, siyasi gelişmeler, mevsim değişiklikleri, sanat ve kültür akımları gibi gelişmelerin insanları nasıl etkilediğini, ileride ne gibi hissiyatları ortaya çıkaracağı ve toplum psikolojisinin ne tarzda giysiler giymeye yatkın olduğunu araştıran toplum bilimciler bulgularını analiz etmek üzere raporluyor. Toplumbilimciler bu noktada, örneğin ileriki dönemde büyük bir savaşın yaşanması bekleniyorsa insanların da yaşayacağı kasvet ve huzursuzluğunun artacağını ve bu nedenle siyah, gri ve koyu tonlardaki kıyafetleri tercih edeceğini öngörüyor.

Tam aksine, herhangi bir aksiliğin yaşanmayacağı oldukça huzurlu, ekonomik bakımdan rahat, kısacası olumlu bir gelecek öngörüsü var ise toplumbilimciler daha renkli ve hareketli kıyafetlerin toplum giyimine hakim olabileceğini belirtiyor. İnsan psikolojisinin derinliklerine inerek doğru tahminler yapabilen bu grup, araştırmalarını tamamladığında ise, bulgularını bir rapor haline getirerek IAF'e sunuyor.

Toplumbilimcilerden toplumla ilgili sosyolojik verileri alan Uluslararası Moda Federasyonu birçok üyenin bir araya gelmesiyle Paris'te toplanıyor. Bu noktada bu toplantıların gündemlerinin sanılanın aksine yalnızca beyin fırtınası ve toplanan verilerin analiz edilmesinden oluşmadığını belirtelim. Bilinmesi gereken; toplantı öncesinde dünyanın önde gelen kumaş, yün veya iplik üreticileri gibi tekstil tedarikçileriyle de bir araya gelindiği. İşte tam burada aslında trendlerin büyük oranda kimler tarafından belirlendiği ortaya çıkıyor.

Tedarikçilerle yapılan toplantılarda stok durumları ve bu stokları ne oranda değerlendirmek istedikleri konuşuluyor. Ya da şöyle açıklayalım; dev bir tedarikçiyle masaya oturulduğunda stoklarda kamuflaj desenli kumaşta fazlalık olduğu öne sürülüyorsa ve pazarlık süreci olumlu geçerse gelecek sezon kullanılacak kumaşın türü de belirlenmiş olabiliyor. Bu büyük tekstil tedarikçisi markalardan biri, Woolmark.

Avustralya ve Yeni Zelanda koyun üreticilerinin ve bu koyunların yününü kullanarak üretim yapan firmaların bir araya gelmesiyle oluşan organizasyon, üretim fazlası olduğu yıllarda IAF ile sık sık masaya oturuyor. Ortak noktaya varılıp varılmadığını anlamak içinse kış koleksiyonlarında yün malzemenin ne sıklıkla kullanıldığını gözlemlemek yeterli.

IAF tarafından belirlenen yılın ön plana çıkacak kumaşlarının ardından Intercolor da koleksiyonlara hükmedecek renkleri belirlemek üzere devreye giriyor. Aralarında Türkiye'nin de bulunduğu 16 üye, ülkenin sezonda ön plana çıkabilecek renk önerilerini sunduğu toplantılar iki gün sürüyor. Her sezon için ayrı ayrı, toplamda yılda iki kez bir araya gelen kuruluş, bu toplantıların sonunda toplumbilimcilerin görüşlerini de dikkate alarak sezonlarda öne çıkacak renkleri belirliyor.

Tüm bu bulgular sonucunda ortaya çıkan kumaş ve renk yönergeleriyse WGSN gibi büyük moda araştırma firmalarına iletiliyor. Bunun ardından da modacıların kumaşlara kendi yorumlarını katmasıyla başlayan ve parçaların koleksiyon halini alarak mağazalarda satışa sunulmasına kadar devam eden üretim süreci başlamış oluyor.

MODACILARA GELİNCE...
Yaptığımız araştırmalara ek olarak, modayı sorgulamanın en iyi yolunun yine modacılardan geçtiğini düşündük ve ünlü modacı Atıl Kutoğlu, Cengiz Abazoğlu ve Hakan Akkaya'ya trendlerin kim tarafından ortaya çıkarıldığını sorduk. Aldığımız cevaplar birbirinden farklı.

Türk ve Osmanlı sanatından izler taşıyan koleksiyonlarıyla Viyana, Münih, Düsseldorf, Milano, Paris ve New York'ta düzenlenen moda haftalarında boy gösteren ünlü modacı Atıl Kutoğlu, trendlerin büyük ölçüde modacılar ve modanın öncü firmaları tarafından belirlendiğini düşünenlerden. Ürünlerin tasarımcıların dünyadaki durum, sanat olayları ve politik akımlar gibi dış etkenleri kendi kimliğine göre yorumlaması sonucu ortaya konduğunu belirten Kutoğlu, yine de kumaş firmalarının moda ve tekstil dünyasının önemli lokomotifleri olduğunu vurguluyor. Tasarımcı, Paris'teki Premiere Vision Kumaş Fuarı gibi etkinliklerin modacıları malzeme ve renk konusunda oldukça etkilediğini de belirtiyor.

Yurt içi ve yurtdışındaki çalışmalarındaki başarılarıyla adından söz ettiren moda tasarımcısı Cengiz Abazoğlu trendlerin büyük ölçüde sokaktan beslendiğini vurguluyor. Tasarımcı, sokaktaki insanların farkında olmadan yarattığı giyim ve sokaktaki davranış tarzlarıyla modacılara ilham verdiğini belirtiyor. Modanın son zamanlarda daha kişiselleştiğinin altını çizen ünlü tasarımcı, çağımızın gençlerinin yüksek modayı etkileyebilecek kadar güçlü bir sokak modası yarattığını düşünüyor. Abazoğlu, bu sözleriyle trendleri yaratanın aslında toplumun ta kendisi olduğuna işaret ediyor.

Geçtiğimiz günlerde erkek ve kadın koleksiyonlarıyla New York Moda Haftası'na katılan, jüri üyeliğini yaptığı moda programıyla dikkat çeken başarılı tasarımcı Hakan Akkaya ise trendlerin ortaya çıkışını etkileyen birçok faktör olduğunu belirtiyor. Trendlerin dünya çapındaki trend ofislerine bağlı tasarımcılar, sanat eleştirmenleri, pazarlamacılar, sosyologlar ve psikologların yaptığı araştırmalar ve moda dünyasındaki uluslararası firmaların çalışmaları sonucu belirlendiğini belirten Akkaya, mevcut hammadde ve malzeme stoklarını sağlayan tedarikçilerin politikalarının kısmen de olsa trendleri etkilediği görüşünden yana.

SONUÇ OLARAK…
Yapbozun tüm parçalarını bir araya getirdiğimizde moda trendlerini belirleyen tek bir kişi ya da grubun olmadığını belirtmek gerek. Her ne kadar önümüzdeki sezon giyeceğimiz kıyafetlerin malzemeleri IAF, renkleri Intercolor gibi şirketler tarafından 'işaret' ediliyor olsa da koleksiyonların ortaya çıkması ve son halini alması büyük oranda moda tasarımcıları ve son sözü söyleyen modaevlerine bağlı.

Bunun yanında, moda dergileri ve moda editörleri gerek işbirliği içinde oldukları tasarımcılara koleksiyon öncesi verebilecekleri tavsiyelerle gerekse tanıtım sonrası giysilerin satışını teşvik edebilme olanaklarıyla moda trendlerinin oluşumunda önemli rol oynayan bir grup olarak öne çıkıyor. Sosyal medyanın da günümüzde ürünlerin tanıtımı ve teşvikinde nerdeyse moda editörleri kadar etkili olduğunu düşünürsek trendlerin belirlenmesinde tanınmış isimlerin de ön plana çıkan bir kitle olduğunu söyleyebiliriz.

Tüm bu bilgiler ışığında, trendlerin malzeme sağlayıcılar, uluslararası moda kurumları, tasarımcılar, tanınmış isimler ve modaevlerinin ortak çalışması sonrası ortaya çıktığını ve belirtilen grupların trendlerin ortaya çıkışında eşit derecede etkisi olduğunu gönül rahatlığıyla söyleyebiliriz.

Artık trendlerin kim tarafından ortaya çıkarıldığına verecek bir cevabımız olduğunda göre sıradaki sorumuzada geçebiliriz: Trendlerden kaçınmak mümkün mü? Tamam, tamam hemen telaşlanmayın. Bu sorunun çok açık ve net bir cevabı var. Cengiz Abazoğlu'nun deyişiyle söylersek: "Kaçış yok, hatta çıkış da yok!" E tabii, yine de son karar sizin.

TRENDLERİN DÖRT EFENDİSİ

COCO CHANEL
1920'lerden 70'lere kadar çağının çok ötesinde tasarımlara imza atmış olan Coco Chanel, kadın giyimine getirdiği yenilikler sayesinde ölümünün üzerinde yıllar geçse de adı hâlâ anılan bir isim. Erkek giyiminden aldığı elementlerle zamansız tasarımlar yaratan Chanel, 1925'te tanıttığı yakasız ceket ve vücut hatlarına oturan takım elbiseyle kadınların korselerden kurtulmasına öncülük etti. Elbiseleri ve parfümleri hâlâ bir statü sembolü sayılan Chanel, siyahın zarafeti sembolize eden bir renk olarak görülmesini de sağladı.

GIORGIO ARMANI
Tasarımlarında mükemmeliyetçilik ve zarafeti bir adım öne çıkaran Giorgio Armani, İtalyan modasının yayılmasını hızlandıran bir tasarımcı. Erkek giyimiyle başlayan moda kariyerine sonraları kadın koleksiyonları da ekleyen Armani, erkek kalıplarından etkilenen maskülen bir görünüme sahip 'Power Suits' isimli takımlarıyla 1980'li yıllarda modernizmi en iyi temsil edenlerden biri oldu. Adı altındaki birçok markayla moda endüstrisinin liderlerinden biri olan Armani'nin tasarım çizgisinin en belirgin özelliği abartısızlık.

DONNA KARAN
Kadının bağımsızlığını vurgulayan tasarımlarıyla Donna Karan, hazırladığı ilk koleksiyonundan bu yana sofistike ve minimalist çizgisinden ödün vermeyen koleksiyonlara imza atan bir tasarımcı. 'Urban-Zen' ismini verdiği felsefesiyle yarattığı koleksiyonlarında şık, sade, abartısız, şehrin hızlı yaşamına uygun ve aksesuarlarla zenginleşerek birbirini bütünleyen giysilere yer veren tasarımcı iş dünyası kadınlarının sahip olması gereken parçaları ön plana çıkarıyor.

CALVIN KLEIN
Minimalist tasarımların efendisi olarak görülen Calvin Klein sektöre erkek takım elbise ve kaban tasarımlarıyla giren bir isim. Zamanla koleksiyonunu genişleterek kadın ürünleri de üretmeye başlayan Klein, 70'li yıllarda tasarladığı jokey şortlarından ilham alan iç çamaşırlarıyla yepyeni bir trendin oluşmasına neden oldu. Birçok ödüle layık görülen tasarımcı moda dünyasına ayrıca dar kesim kot pantolon ve arka cebe uygulanan logo gibi pek çok yenilik de kattı.

2000'LERİN ERKEK STİL TRENDLERİ

2000 - KOL DÜĞMESİ
2001 - MOTORCU DERİ CEKET
2002 - TÜVİT GİYSİLER
2003 - ZİNCİR KOLYE
2004 - BEYAZ PANTOLON
2005 - SİYAH YARIŞ SAATLERİ
2006 - RENKLİ VE DESENLİ ÇORAPLAR
2007 - BEYAZ AYAKKABI
2008 - KRAVAT İĞNESİ
2009 - DERİ BOT
2010 - VARSITY CEKET
2011 - BERE
2012 - MAKOSEN AYAKKABI
2013 - SWEATPANTS
2014 - ŞİŞME YELEK
2015 - TRACKPANTS
2016 - SİLİNDİR SPOR ÇANTA
2017 - KÜRK YAKA

BİZE ULAŞIN