'a veda

Roger Dubuis, saatçilik geleneğinde ismini, kurduğu markaya veren son ustalardan biriydi. Ekim ayının ortasında, 80 yaşındayken hayata veda ettiğinde ardında bıraktığı marka, dünyanın en lüks saat grubunun bir üyesi haline gelmişti.

Yazı: Özge Dinç

27 Ekim 2017'de markasının Instagram hesabından şöyle bir açıklama yapıldı: "Şirketimizin kurucusu Roger Dubuis, 14 Ekim Cumartesi günü, 80 yaşında hayatını kaybetti. Onun yüksek saatçilik alanında nam salan uzmanlığı, ezberbozan vizyonu ve insani değerleri ise her zaman kalbimizde yer alacak. Biz onun markamızda gizli eşsiz ruhunu miras aldık. Onun kaybı hem bizim için hem de bütün saat dünyası için büyük anlam taşıyor. Ailesine ve yakınlarına sabır dileriz."

Roger Dubuis'nin ölümünün ardından birçok yazı kaleme alındı, röportajları hatırlandı. Çünkü Dubuis, adını bir markaya veren kurucuların (Vacheron Constantin, Jaquet Droz, Patek Philippe gibi birçok örneği var.), geleneksel İsviçre saatçiliğini devam ettiren ustaların çağımızdaki son temsilcilerinden biriydi.

Dubuis, yaşarken dev kasalı, iskelet ağırlıklı, yüksek komplikasyonlara sahip ve genellikle limitli sayıda saatler üreten bir saat markasının mimarı olmuştu. Markası ekonomik krizde el değiştirirken, emekliye ayrıldığında ve yeniden saatçiliğe döndüğünde bile aynı sözü söylemekten vazgeçmedi: "Saatler benim için bir tutku." Bu tutku ise, anlattığına göre daha çocukluğunda kanına girmişti. 27 Mayıs 1938 tarihinde doğan Dubuis, ailesiyle birlikte İsviçre'nin Vaud Kantonu'ndaki Corbeyrier'de yaşıyordu. İsviçre ve Fransa sınırındaki bu küçük köyün kilise çanlarını çalan kişi ise Dubuis'nin arkadaşıydı. Anlattığına göre bir gün bu arkadaşı ona artık bu işi yapamadığını söylemiş ve ondan yardım talep etmişti. Saat ustası, bundan sonrasını şöyle anlatıyor: "Bu işi yapsam mı diye sorduğumda öğretmenim izin verdi, böylece her öğle vakti gidip kilisenin çanlarını çalmaya başladım. Çana tırmanırken dev saatin mekanizmasına basmak, onu da geçmek zorunda kalırdım ve bu çok hoşuma giderdi. Orada saatlere âşık oldum ve sonrasında bir saatçilik okuluna gidebilmek için elimden geleni yaptım."

Dubuis, kilisenin çanlarını çalma görevini bir süre sonra başka ellere teslim edince köyün yerel saatçisinin kapısını çaldı ve onun yanında çalışmaya başladı. Oradan da Cenevre'nin ünlü saat okulu, École d'Horlogerie de Genéve'ye gitti ve işin teknik bilgisini de emin ellerden aldı. Saat ustası, hayatındaki hiçbir ayrıntıyı unutmayacaktı: Okuldaki kayıt numarası, daha sonra kuracağı ve kendi adını vereceği markasının limitli sayıdaki saatlerinin üretim adedini belirleyecek bir detaya dönüşecekti; okul kayıt numarası 208'di, Roger Dubuis saatleri de bu sebeple bir gelenek olarak hep bu sayının çeşitlemeleri olan 28, 88 ya da 288 adet üretildi.

Okuldan sonra, ilk işine girdi: Longines'de servis biriminde saat tamiriyle uğraşıyordu. Burada saatlerin nasıl tamir edileceğini öğrendi. Sonraki işi ise saatçilik devi Patek Philippe'te yüksek komplikasyon bölümünde saat ustalığıydı . Bu göreve 14 yıl devam etti ve müzayedelerde satılan bazı saatlerde emeği geçmiş isimlerden biri oldu. Sonradan "Patek'te bir saatin A'dan Z'ye nasıl yapılacağını öğrendim," diyecek ve orada öğrendiklerini birer saatçilik geleneği olarak kendi markasına da taşırken saygı duruşunda bulunmayı ihmal etmeyecekti. Patek, Dubuis için hayatı boyunca belirleyici oldu, onun geleneksel saatçiliğin yolundan gitmesini sağladı.

Saatçiliğin altın çağında bu işe giren saat ustası, Patek'teki 14. yılında bir yol ayrımına geldi; ya bu işi tamamen bırakacak ya da kendi markasını yaratacaktı. "Fikrimi geliştirip kendi markamı kurmam 10 yılımı aldı," diye anlatacaktı o günleri, "Ya saatçiliğe devam edecektim ya da vazgeçecektim. Devam etme kararı verdiğim için mutluyum."

Kendi markasını kurmadan önce, tarih 1980'i gösterdiğinde Galerie d'Horlogerie Ancienne adıyla (sonradan Antiquorum adını aldı.) kendi atölyesini açtı. Burada eski saatleri tamir ediyordu. 10 yıl boyunca ağırlıklı olarak İngiliz ve Fransız saatlerini tamir etti. Atölye, saat koleksiyonerlerinin iyi bildiği bir yere dönüşmüştü, ziyaretçileri eksik olmuyordu. Dubuis, o dönemde saat tamir etmeyi çok sevdiğini anlatıyordu: "Zor bir işti, çünkü eski bir saati tamir ederken o dönemin saatçilik tekniklerini de öğrenmem gerekiyordu. Bu bilgi, sonradan kendi mekanizmamı geliştirmemin ve markamı kurmamın da yolunu açtı."

"Belli aralıklarla öten kuşlarıyla müzik kutularını tamir etmeyi de çok severdim. Saatleri tamir ederken kendimi unutuyordum. Sizden önce yaşamış bir saat ustasının ayak izlerini takip etmekten daha heyecan verici bir şey olabilir mi? Bu saatlerle uğraştığım 10 yılda o saat ustalarının üretimlerine, disiplinlerine ve üstün zekâlarına hayranlık duydum."


Pulsion Chronograph - Excalibur Knights of the Round Table

80'lerin sonunda Harry Winston markasının siparişi üzerine ünlü mekanizma tasarımcısı Jean-Marc Wederrecht ile bir araya geldi ve Harry Winston Bi-Retrograde Perpetual Calendar modelini ortaya çıkardı. Wederrecht, bu işbirliği hakkında "Roger ve ben saatçilik tutkusunu paylaştık. O, her şeyin elde yapıldığı bir zamanda Patek'te yetişmiş bir saat ustasıydı," diyecekti.

Hayat, geleceği belirleyen küçük detaylarla doludur: Roger ve Wederrecht, bir gün bir kafede oturup ürettikleri saat hakkında konuşurken Portekizli bir göçmenin onları dinlediğini fark ettiler. Bu göçmen daha sonra gidip Roger Dubuis'yle tanışacaktı. O kişi, sonradan ünlü bir saat tasarımcısı olacak Carlos Diaz'dı. Diaz'ın yatırımıyla ve saat ustasının adıyla Roger Dubuis markası o akşam doğdu.

1995'te marka resmen kuruldu ve bir süre sonra markanın ilk koleksiyonları Sympathie ve Hommage doğdu. Geleneksel saatçilik kurallarının avangart bir tasarımla buluştuğu bu saatler, büyük ilgiyle karşılandı ve ardından da Too Much, Much More ve Golden Square modelleri geldi. Much More, Bill Clinton'ın en sevdiği saat olarak ünlendi.

2001'de marka, sonradan Manufacture Roger Dubuis adını alacak in-house üretim merkezini açtı ve burada ardı ardına birçok komplike mekanizma üretildi. 2005'te ise markanın sonradan en ikonik serisi olacak Excalibur duyuruldu. 2004'te yönetici Carlos Diaz, ekonomi dergilerinin 'En Zenginler' listesinde yer alıyordu artık. 2006'da ise markanın kendisine ait 28 mekanizması vardı.

2006 ile 2008 arası, ekonomik krizden ötürü marka açısından istenildiği gibi geçmedi. 2008'de markanın haklarının yüzde 60'ı, Vacheron Constantin, Piaget, Jaeger-LeCoultre, Panerai, Cartier, IWC, Montblanc gibi lüks markaların da bünyesinde yer aldığı Richemont Group'a satıldı; böylece Roger Dubuis, Richemont Group'un en genç markası oldu. (Markanın haklarının yüzde 40'ı ise Cartier'nin Dubai distribütörü Akram Aljord'a aitti.) 2016'da Richemont Group, markanın bütün haklarını devraldı.

Roger Dubuis, 2005'te markasından ayrılmış, emekli olmuştu. Söylendiğine göre saat markasının bu gidişatı onu çok da memnun etmemişti. Ama bir gün elbette yuvaya dönecekti. Carlos Diaz, kendisine görev verilmediği için yeni yapıda tutunamamış, şarap ticaretine başlamıştı. Roger Dubuis'nin saatleri, Richemont Group'un sonsuz olanaklarıyla yeniden üretildi, marka Pirelli ve Formula 1 ile işbirliğine girerek yeni bir evreye adım attı. Bugün de dünyanın önde gelen şehirlerinde butikleri olan, saat koleksiyonerlerinin yakından izlediği bir marka olarak biliniyor. Kuruluşunun üzerinden 22 yıl geçmiş bile.

Roger Dubuis markasını özgün kılan birçok özellik var: İlk çift tourbillon'un kullanıldığı, mekanizmanın ve saat kadranının iskelet görünümüyle ünlendiği 'kadransız' saatler, başta da söylediğimiz gibi limitli sayıda üretiliyor. Böyle olmak da zorunda, çünkü bu komplike saatlerin her biri el yapımı. Komplike bir saatin üretimi yedi yılı buluyor. Ayrıca bütün Roger Dubuis saatleri Cenevre Mührü'ne sahip ve çok az markanın alabildiği bu yüksek kalite sertifikasını bazı modellerinde değil, bütün saatlerinin alması bakımından tek. Excalibur, özellikle Kral Arthur'un Yuvarlak Masa Şövalyeleri'nin kadranda bulunduğu saatle (ön sayfada) ünlenmiş bir koleksiyon oldu; kadınlar için üretilen Velvet, geçmişin ve Roger Dubuis'nin birlikte çalıştığı saat ustalarına bir saygı duruşu olarak tasarladığı Hommage, sportif Pulsion ve La Monégasque ise markanın halihazırda var olan diğer koleksiyonları.


Hommage Millésime - Excalibur Spider Pirelli- Avendator S (2018 SIHH'te göreceğimiz saatlerden biri.)

Roger Dubuis'nin en sevdiği koleksiyon Hommage'dı, çünkü bu koleksiyonla Cenevre saatçiliğine teşekkür etme fırsatı bulduğunu söylüyordu, en sevdiği mekanizmada ise daimi takvim özelliği yer alıyordu. "Çünkü," diyordu saat ustası, "Onu yaratırken çok kan, ter ve gözyaşı döktüm."

Dubuis, asla emekli olmayacağını söylüyordu; öyle de oldu. 2000'lerin başında ayrıldığı markasına (Ki onun ismini taşıyan ama içinde yer almadığı bir markanın olması tuhaf bir şeydi.) 2011'de yeniden döndü. Artık müşterilerle ve bayilerle görüşen, röportajlar veren bir marka elçisiydi, ki doğrusu da buydu. Aynı zamanda saat mekanizmaları üzerinde çalışan genç saat ustalarına bir danışman, hoca, kendi deyişiyle bir 'baba' olarak da yardım ediyordu: "Genç nesil için bir baba gibiyim ve bu beni çok mutlu ediyor."

Roger Dubuis, bugün İsviçre saatçiliğinin en kendisine has markaları arasında. Bunu da çoğunlukla 14 Ekim'de kaybettiğimiz kurucusunun saatçilikteki bilgisine, daha çok da çocukluğunda kıvılcımlanan tutkusuna borçlu ve gelecekte de borçlu olacak.

BİZE ULAŞIN