Hayattan Ne Öğrendim: Frank Gehry

88 yaşındaki mimar Frank Gehry, hayattan ne öğrendiği Esquire Türkiye'ye anlattı.

Giriş Tarihi: 26.06.2019 11:22 Güncelleme Tarihi: 26.06.2019 11:23

Röportaj Ben Mitchell
Fotoğraf Steve Schofield

CHUCK NORRIS'LE KARATE YAPMIŞLIĞIM VAR. Karatede kahverengi kuşağa dek geldim. Kanıtlamak için kırılmış kaburgalarımı gösterebilirim. Pratik yapmayı sürdürmedim, ama hâlâ tek seferde 40 şınav çekebilirim. Belki biraz daha fazla.

GENÇKEN BİR GRUP İNSANLA SUYA ATLAMAYA daha meyilli oluyorsunuz. Bunu edebi bir cümle olarak söylemiyorum. Gençken her yere, hiçbir sebep yokken, sadece arkadaşlarınız da öyle yaptığı için gidersiniz. Bu, birlikte olmak, bir grubun üyesi hissetmek, ilginç insanlarla tanışmak içindir. Ama şu an bu insanların birçoğu artık burada değil. Ben beklediğimden daha uzun süre yaşadım.

ARTIK HAFTADA İKİ KADEH şarap ya da tekila içiyorum. Sigara içmeyi bıraktım. Ağrı kesici bile almıyorum. Bu sebeplerden ötürü biraz sinirliyim.

GİYSİLER BANA HİÇ YAKIŞMIYOR. Bu sebeple alışveriş yapmaktan nefret ediyorum. Gençken arkadaş buluşmalarında beni alışverişe Beverly Hills'e sürüklerlerdi. Tarzım, beni bir çizgi roman kahramanı gibi sevimli gösteren Borsalino şapkadan ibaretti. Şimdi haftalarca farklı şekilde giyinmeme yetecek kadar çok giysim var. Tahmin edin neden; çünkü ben birkaç tane seçip alırım, diğerleri çalışanlarım için askıda durur.

İNGİLİZ BİR ELEŞTİRMEN ŞÖYLE DEMİŞTİ: "O, tek bir iş yapabilen bir çocuğun tek bir iş yapabilen babası." Bunu söylediği sırada kızım ölüm döşeğindeydi. (Gehry'nin kızı Leslie 2008 yılında hayatını kaybetti.), dolayısıyla savunma mekanizmam yıkılmıştı ve çok üzüldüm. Hayatımda hiçbir zaman birine bu kadar acıtıcı bir söz söylemedim. Hiçbir zaman.

TORONTO'DA BÜYÜDÜM. O zamanlar kumar makineleri Kanada'da yasaldı, babam da belki 40 ya da 50 restorana o otomatlardan koymuştu. Bir süre çok iyi para kazandık, ama uzun sürmedi. Babam bir sürü iş yaptı, ama hiçbirinde başarılı olamadı. Yaptığı şeylerden en özeli, bir bakkal dükkânı için tasarladığı pencerelerdi. Artistik işleri ve bu işler üzerine çalışmayı daha çok seviyordu diye düşünüyorum, fakat bunun eğitimini almış değildi. Annemse her zaman hukuk
bölümünde okumak istemiş, ama onun döneminde kadınlar üniversiteye gitmiyormuş.

TELEVİZYONDA İZLEMEYİ EN ÇOK SEVDİĞİM yapım, "Foyle's War".

İLK KARIMLA PROBLEMLERİM VARDI, bu sorunlardan kaçmak için içerdim. Bir gün bir arkadaşım, "Seni bir yere götüreceğim, tek ricam çeneni kapatman" dedi. Beni psikoanalist Milton Wexler'e götürdü. Bu adam birçok Hollywood yıldızını tedavi etmişti. Kendisinden yıllarca özel, sonrasında 15 kişilik gruplar halinde seanslar aldım. Bunlar 80'lerin başlarında gerçekleşiyor. Grup tedavisinin sihirli yanı, bir şey dediğinizde sizi 14 kişinin dönüp dinlemesi, önerdikleri şeyleri de asla göz ardı edememeniz. Bunun çok faydasını gördüm. O seanslardan önce topluluk önünde konuşamayan biriydim; orada özgüvenimi yeniden inşa ettim ve sorunlarımdan kurtuldum.

YELKENLE DENİZE HEP TEK BAŞIMA ÇIKARDIM. İnsanın zihnini arındırıyor ve her şeyin iyi olduğunu hissetmeye başlıyorsunuz. Şimdi çoğu mimar ya da sanatçı olan arkadaşlarımla çıkıyorum. Diğer tanıdıklarımızın dedikodusunu yapıyoruz: "Norman Foster'ın geçen hafta yaptığını gördün mü?" gibi...

HEPİMİZ YAN YANA OTURUYOR ve durmadan bir şeylerden şikâyet ediyoruz; bu beni sinirlendiriyor. Halbuki kontrol içinizde; en azından kendi yaşantınızı değiştirebilirsiniz. Ama yapmıyorsunuz çünkü bir sebepten kendinize acımak hoşunuza gidiyor.

KİMYA MÜHENDİSİ BİR AKRABAM VARDI. Ailede özel bir konumda görülürdü, ben de ona özenip kimya mühendisi olmayı düşündüm. Kimya mühendisliğini öğrenmek için bir laboratuvarı ziyaret ettim, ama orada çok sıkıldım. Bu laboratuvarda otomobiller için boyalar hazırlıyorlardı. Oraya beni alan adam sonunda şöyle dedi: "İleride ne iş yapacağını bilmiyorum, ama bu işin sana uygun olmadığı açık."

KENDİMİ BABA OLMAK İÇİN HAZIR HİSSETMİŞ MİYDİM? İlk zamanlar duygularım karışıktı. İki kızımız olmuştu. Karımla problemlerim kısa süre sonra başladı ve onlar 12 ya da 13 yaşındayken ayrıldık. Böyle olaylarda çoğunluğu kötü olan bir sürü şey bir yağmur gibi üzerinize dökülür. Çocuklarınız da, anneleri de sizden nefret eder. Fakat sonraki evliliğim harikaydı. Oğlum mimar ve benimle çalışıyor, diğeri de ressam. Onlarla ilk çocuklarımla kuramadığım bağı kurabildim.

İNŞAAT ENDÜSTRİSİNİN YÜZDE OTUZU ÇÖPTÜR. Eğer bütçe 100 milyon dolarsa, 30 milyonu çöpe gider. Geliştirdiğimiz teknolojiyle çöpün çoğunu ortadan kaldırdık, eğer bir gurur yaşayacaksam bu bütçe kontrolünü sağladığımız için yaşarım. Birine Bilbao'daki Guggenheim Müzesi'nin pahalı olup olmadığını sorsanız yüzde doksanı pahalı olduğunu söyler. Halbuki metrekaresi 300 dolara mal olmuş, pahalı sayılmayacak bir yapıdır. Ama buna kimse inanmaz. Bu doğru mu, mümkün olabilir mi? Evet, yüzde yüz doğru!

YATAK ODAMDA, BAŞUCUMDA İKİ KİTAP VAR : Don Quixote ve Alice Harikalar Diyarında. Don Quixote'de bugünü dahi bulabilirsiniz: İletişimsizlik, yanlış anlaşılma... İnsanlıkla ilgili her şey onda. Cervantes, yazdığı her cümlede haklıydı.

BUZ HOKEYİNİ SEVİYORUM, ama artık oynayamıyorum. Her yaşlı adamın derdini ben de yaşıyorum: Sırt ağrısı.

PROBLEMLERİNİZİ diğer insanların omuzlarına yüklemeyin. Çünkü sorunlarınızın çoğu aptalca ve onları kendi kafanızda kuruyorsunuz, büyük kısmı üzülmeye değer bile değil. Oysa gerçek üzüntü, örneğin çocuğunuzu kaybetmeniz, aklınızı kaybetmenize yol açacak kadar korkunçtur. Kızım üç ya da dört ay hastanede kaldı, neredeyse her günümü orada geçirdim. Çok zor günlerdi. Böyle sıkıntıları hariç tutarsak, bence burada olduğumuz için şanslıyız.

BİZE ULAŞIN