ve

Oscar’lı yönetmen Steven Soderbergh son filmi Saplantı’yı iPhone ile çekti. 37. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nde gösterilecek film için Soderbergh “Akıllı telefon teknolojisini denedikten sonra bir film çekebileceğimi düşündüm.” dedi.

Trafik, Tatlı Bela, Che, Oceans's serisi gibi filmlere imza atan Oscar'lı yönetmen 'in Şanslı Logan filminden sonra ne yapacağını merakla bekliyorduk. Bu yaz vizyona girecek Ocean's 8'in yapımcıları arasında bulunan sinemacı iPhone ile çektiği (Unsane) filmi ile şaşırtıcı bir hamle yaptı.

Her ne kadar yeni teknolojilere açık olduğu bilinse de Soderbergh deyince akla, şöhretli oyuncuların bir araya geldiği, büyük prodüksiyon filmler gelir. Fakat Soderbergh bu kez Saplantı ile ezberleri bozdu. Soderbergh, yaşadığımız dijital dönemde film çekmek için büyük imkanlara gerek olmadığını, önemli olanın iyi bir fikir ve o fikri işlemek olduğunu gösteriyor. Nitekim filmin Berlin Film Festivali'nde ilk gösterimi yapıldıktan sonra da bu durumun altı çizildi.

Saplantı, Sabah Gazetesi ve Atv'nin tema sponsoru olduğu, İKSV'nin düzenlediği 37. Uluslararası İstanbul Film Festivali'nde ilk kez Türkiye'de gösterilecek. Filmin 13 ve 14 Nisan'da dört gösterimi gerçekleşecek ve festival sonrasında ise Saplantı 1 Haziran'da beyaz perdede gösterime girecek.

Soderbergh, iPhone ile çektiği Saplantı filminde sıkıntılı geçmişinden kurtulmak ve yeni bir işe başlamak için başka bir şehre taşınan fakat isteği dışında bir akıl hastanesine kapatılan bir kadının yaşadıklarını anlatıyor. Claire Foy'un başrol oynadığı, korku gerilim filmi ABD'deki sağlık sisteminden teknolojinin yanlış ellere geçince nelere yol açtığından, günümüzde kadınların tehdit altında yaşamasına değin pek çok meseleyi ele alıyor.

Usta yönetmen Soderbergh Saplantı'nın Türkiye gösterimi öncesinde sorularımızı yanıtladı.

Teknolojideki ilerlemelerin faydaları hakkında daha önce konuştunuz. Peki daha önce bu tür bir teknolojiye sahip olsaydınız kariyeriniz nasıl şekillenirdi?
Bu zaman makinesi gerektiren bir soru. Bunu farklı bir bağlamda düşünün; şu an her şeye erişebilen ve her şeyi uygulamaya hevesli bir sinemacıyım. Eski zamanlarla şimdiki zamanı kıyaslarsak, işi iyi bir şekilde kotarmanız için eskiden sinemasal yeteneklerinizi daha çok ortaya koymanız gerekiyordu. Yani zanaatkarlığınız ön planda olmak zorundaydı.

Sizi motive eden, yeni ve farklı şeyler yapma tutkusu mu?
Saplantı, yıllarca yapmak istediğim bir filmdi. Ve akıllı telefon teknolojisini yeterince denedikten sonra böyle bir telefonla bir film çekmeye hazır olduğumu düşündüm. Bu süreçte sürekli stil denemeleri yaptım. Amacım meselenin özünü ortaya çıkarmaktı. Filmde ne boş bir sahne ne de bir plan var. Aslında sürekli şunu anlamaya çabaladım. Saplantı'yı nasıl güçlü bir film haline getirebilirim. Ama bu yeni teknolojinin avantajları da var. Mesela bir hafta sonu filmi tekrar izlemiştim ve düzeltmek istediğim bir şeyler gördüm. Bu yüzden pazartesi günü çekim yaptık ve o günün gecesinde o sahneyi filme ekledim.

Mesela, storyboard kullandınız mı yoksa yönetmen olarak birçok şeye sette mi karar verdiniz?
Asla film çekerken storyboard kullanmam. Storyboard hayal gücü eksikliği göstergesidir. Bir film çekerken o konuyla ilgili, bana yardımcı olacağını düşündüğüm filmleri izlerim, kitapları okurum, araştırmamı yaparım. Bir nevi dersime çalışırım. Bu şekilde çekimde ne yapacağıma, yani kullanacağım merceklerden çekim açılarına kadar birçok şeyi belirlemiş olurum. Zaten detaylar arasında da çok boğulmamak gerek, çünkü çekim sırasında kimi kıymetli fikirler ortaya çıkabiliyor ve değişiklikler yapabiliyorsunuz.

Saplantı, bir kadına yönelik tehditle ilgili bir film. Ne yazık ki kadınlara yönelik tehdit güncel bir mesele. Hikayenin ortaya çıkmasında bu güncelliğin etkisi oldu mu?
Fikir senaristler Jonathan ve James'den geldi. Günümüzde varolan toplumsal cinsiyet dinamikleri hakkında bir tartışma yapıp yapmadıklarını bilmiyorum. Ve yağmacı birinin teknolojiyi kendi çıkarları için kullandığında, bu durumun yaratacağı sonuçların ne olacağını kestiremiyorum. Ama sağlık sisteminin işleyişinde sorunlar olduğunu film gösteriyor. Eğer seyirciler filmi izlediklerinde bunu oturup konuşurlarsa mutlu olurum.

ABD'NİN SAĞLIK SİSTEMİ PARÇALANDI

Film, 2013 yılında çektiğiniz Acı Reçete filminizde ele aldığınız sağlık sistemi ve zihinsel sağlık ile ilgili. İki filminizde benzer meseleleri ele almanız tesadüf mü?
Tesadüf. ABD'deki sağlık sistemi genel olarak herkesi ilgilendiren bir konu. Tabii benim de ilgilendiğim bir mesele. Ama buna rağmen bir tesadüf.

Peki ne düşünüyorsunuz ABD'deki sağlık sistemi hakkında?
Ailelerimizi, dostlarımızı etkiliyor ve en azından ABD'de, ileriye doğru çözüm açısından herhangi bir gün ışığı yok gibi görünüyor. Elimizde mükemmel olmayan bir sistem vardı ve bu sistem en azından hiçbir şeye sahip olamamaktan daha iyiydi. Ve şimdi sistem kısmen parçalanmış durumda. Oluşturulan sağlık sisteminin hangi yönlerinin hâlâ geçerli olup olmadığı net değil. Korkunç olan ise hasta olan ve hayatları bu sisteme bağlı olan insanlar var.

İrem Akıncı

BİZE ULAŞIN