: Son Jedi için hazır mısınız?

Üç kuşağı etkisi altına alan 'Star Wars' efsanesi, devam filmi 'Son Jedi'yle yeniden karşımızda!

Hazırlayan Emrah Saka

Neredeyse üç kuşağı etkisi altına alan ve serinin devam filmleriyle rüzgârının süreceğine emin olduğumuz serüvenin yeni filmi için geri sayım başladı. Ülkemizde de 13 Aralık Çarşamba günü gösterime giren ': Son Jedi' için meraklıları çoktan yerini ayırdı bile. Filmin başrollerinde Mark Hamill, Carrie Fisher, Adam Driver, Daisy Ridley, John Boyega, Oscar Isaac, Lupita Nyong'o, Andy Serkis ve Kelly Marie Tran gibi isimler yer alıyor.

'Star Wars: Son Jedi', Rian Johnson tarafından yazıldı ve yönetildi, filmin yapımcılığını ise Kathleen Kennedy ve Ram Bergman üstlendi. J. J. Abrams, Tom Karnowski ve Jason D. McGatlin ise 'Star Wars: Son Jedi'nin başyapımcıları.

Carrie Fisher, Aralık 2016'da hayatını kaybettiği için onu son kez izleyeceğiz. Çekimler sırasında Fisher'in anısına, oynadığı sahnelerin hiçbiri çıkarılmadı. Seri, ara öyküleri ile uzun bir süre daha gündemde kalacak. Sabırsızlıkla beklenen yeni adımda 'Star Wars' kahramanı Luke Skywalker'dan daha önce bilmediklerimizi de öğrenme şansımız var. Luke Skywalker'ı canlandıran Mark Hamill bakın yeni film hakkında neler söyledi…

Esquire: Luke'u filmin başında nerede buluyoruz?

Mark Hamill: 'Star Wars: Güç Uyanıyor'un sonunda onu gördüğünüz yerde. Rey (Daisy Ridley canlandırıyor.) ona ışın kılıcını uzatıyor, Luke ise ona gözünü ayırmadan bakmakla yetiniyor.

ESQ: Luke'un Rey ile nasıl bir ilişkisi var?

M.H: Herkesin birbiriyle ilişkisini öğrenmek insanlarda bir saplantı ve bu saplantı da anlaşılır. Önceki hikâyelerin çoğu soyla alakalıydı: Baban kim, sürpriz kız kardeşin kim, annen kim; öğrenmekle ilgiliydi. Yeni filmde, bu düzen biraz bozuldu.

ESQ: Yeni filmde Luke ve Rey, birbirleri hakkında ne düşünüyorlar ve birbirlerinden neler öğreniyorlar?

M.H: Rey'in Luke'la ilgili düşünceleri onunla ilgili mite dayanıyor. Bir an geliyor, insanlar onun gerçek olmadığından şüpheleniyor. Durumun ağırlığından, ve aciliyetinden onu tanımaya, rahatlamaya ve fikir alışverişi yapmaya vakti olmuyor. Ona ihtiyacı var, yardımını ve yeteneklerini amacı için kullanmasını istiyor. Bu da çelişki yaratıyor. Luke onu daha önce hiç görmediğimiz bir noktada. Hayal kırıklığına uğramış. Güç'ü engellemiş ve Jedi Düzeni fikrinden vazgeçmiş. Bir oyuncu olarak bu, benim için kabul edilemezdi. Karakterim bu zamana kadar hep umudu ve iyimserliği temsil etmişti. Ama yeni filmde kötümserim, hayal kırıklığına uğramışım
ve moralsizim.

ESQ: Milenyum Şahini'ne geri dönmek nasıl bir histi?

M.H: Hem acı hem tatlı. Nereye baksanız anılar karşınıza çıkıyor. Bu, okuduğunuz liseye veya çocukken yaşadığınız eve gitmeye benziyor. Ayrıntılar kesinlikle mükemmel. Tıpkı hatırladığım gibi. Yukarı çıktım, aşağı indim, kaçak yolculuk yaptığımız depoya girdim; büyümüş çocuğumla ve karımla kokpitte oturduk. Sonra sessizce oradan ayrıldım; nutkum tutulmuştu. Öyle bir andı
ve bitti.

ESQ: Yönetmen Rian Johnson'dan da bahseder misiniz?

M.H: Rian gibi insanlar nadiren karşınıza çıkar. Rian sinema, televizyon ve pop kültürüne tutkuyla bağlı ve yönetmen olarak çok yetenekli. Tanıdığım en nazik insanlardan biri. Birlikte çalışmasak bile arkadaş olurduk. Onunla anında bir bağ kurduk. Beni daha iyi tanımak için evime geldi; oturduk, havadan sudan ve kısmen filminden konuştuk. Onu oyuncaklarımın olduğu odama davet ettim; orada DVD'lerimi, maket yapım araçlarımı, kuklalarımı ve Beatles hatıralarımı gördü. DVD'lerime bakarken ona 'Çavuş Bilko'yu seyredip seyretmediğini sordum,
isterse seyredebileceğimizi söyledim. 'Çavuş Bilko' en sevdiğim komedi filmlerindendir. Bunu öyle herkese sormam, ama Rian gönlümü kazanmıştı.

ESQ: Onunla sette çalışmak nasıldı?

M.H: Ona güvendim. Güvenilmeyi Rian Johnson'dan daha çok hak eden kimse yoktur. Rian bana "Rol yapma, kendin ol," dedi. Onun filmlerini izlerseniz her birinin bir öncekinden farklı olduğunu görürsünüz. Onu sınıflandırıp "Rian Johnson bu tür filmler yapar," diyemezsiniz. 'Star Wars:
Son Jedi' de öyle olacak. Birçok yönden diğer 'Star Wars' filmlerinden farklı; bunlar hemen göze çarpmayan farklar, ama film, hayranları tatmin edecek kadar güzel.

ESQ: En güzel 'Star Wars' anınız nedir?

M.H: O kadar çok var ki seçemem. Örneğin Cantina sahnesini çekmek için sabırsızlandım. Unutamayacağım bir deneyimdi: Cantina sahnesinde prensesin karşısında sallandım. Vücudumuza kemerler bağlıydı ve Peter Pan'ı uçuran sistemi kuran kişiler tarafından uçurulduk. Eskiden ileri geri sallanılırdı; 1953 yılındaki Broadway yapımı 'Peter Pan'da ise Jerome Robbins ve Mary Martin, ileri geri ve başka tarafa gideceğiniz bir sistem geliştirdi. Bunun için iki kişi gerekiyordu; yetenek işiydi çünkü uyum içinde olmalıydınız. Bu sahnede biz de iki kişi kemerlerle bağlanıp sallanmaya başladık. Çok eğlenceliydi. Yine yapmak isterdim, ama dört kamerayla tek seferde çektiler. Diğer sahneleri beş altı seferde çekildiği için hayal kırıklığına uğradım. Bunun üzerine biri dedi ki "Gerçekten uçmak ister misin? Bağını çöz Carrie." Beni setin etrafında uçurdular. Peter Pan'ı oynamaya hiç bu kadar yaklaşmamıştım. Tabii George Lucas ('Star Wars'un yazarı) çok korktu, çünkü onun üzerine zimmetliydim. Sonunda Wile E. Coyote ('Looney Tunes' çizgi filmindeki kır kurdu) gibi duvara tosladım ve aşağı kaydım. Bu, filmdeki güzel anlarımdan biriydi.

Çocukken 'Star Wars'u, kovboy filmlerini, İkinci Dünya Savaşı filmlerini, korsan filmleri çok severdim. Hepsi bu devam filminde birbirine karışmış olarak bulunuyordu ve muhteşemdi. Bunu yaptığıma inanamıyordum. Söyleyebileceğim bir an yok, milyonlarca an var.

BİZE ULAŞIN