YAZIYI GÖNDER
Adınız, Soyadınız
E-posta Adresiniz
Alıcı E-posta
Mesajınız
www2.esquire.com.tr

Oksijen maskelerini hazırlamalı mı?

Teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin insanoğlunun gözünün önünden ayırmaması gereken bir gerçek var: İklim. Gelecekteki iklim ve ekolojiye dair sizin gibi bizim de aklımızda birden fazla soru var. Fütürist kimliğimize bürünüp bu sorulara cevaplar elde ettiğimizde ise ortaya çıkan sonuç hiç de beklenildiği gibi değil.

Yazı: Kaan SANCAR

Geçtiğimiz günlerde İstanbul'da olanlar bilir. Her şey bir anda oldu. Birkaç saniye içinde hava karardı ve birden sağanak yağmur başladı. Yağış o kadar şiddetliydi ki sokakları bir anda göle döndü. Bu da yetmezmiş gibi ardından başlayan dolu ve şiddetli fırtına herkesi şaşkına çevirdi. Ama çoğu kişiyi daha fazla şaşırtan yaşanan olay değil; o kara bulutların tıpkı geldikleri gibi bir anda gözden kaybolmasıydı. Doğa adeta, bir anda parlayıp aniden öfkesi sönen bir insan gibiydi. Aslında bakarsanız sinirliydi ve olmakta da haklıydı.

Yaşanılan bunun gibi ani hava değişimlerinin son yıllarda dünya gündeminden düşmeyen küresel ısınmanın sonuçlarından biri olduğunu tahmin etmişsinizdir. Geçmişi ve şimdiki zamanı bir kenara koyup ileriye baktığımızda ise hali hazırda küresel ısınmanın sonuçlarından etkilenmeye başlayan Dünya gezegeninin geleceği için olumlu ve olumsuz birçok görüş olduğunu görüyoruz ve elbette, bu doğrultuda oluşmuş kurguları da…

KÜRESEL ISINMANIN DEVAM ETTIĞINI VAR SAYALIM…

İklime dair ilk kurgumuz küresel ısınmanın arttığı, dünyanın ısınmaya devam ettiği bir gelecek üzerine...Bu kurguda geleceği etkileyen en önemli faktör, eriyen buzullar. Düşünürlerin, domino taşı etkisi ile gerçekleşeceğini düşündüğü olaylar, buzulların erimesi sonucu okyanuslardaki tuz oranının azalmasıyla başlayacak. Okyanuslarda azalan tuz oranı, dünya iklimine büyük etkisi olan okyanus akıntıların yok olmasına sebep olacak ve dünya iklimi gözle görülür şekilde değişecek. Değişen iklim ve mevsimlerin düzgün yaşanamaması ise pek çok bitkinin ve hayvanın üreyememesine hatta nesillerinin tükenmesine neden olacak.

Buzulların erimesi sonucu ortaya çıkan fazla su kütlesi ise deniz suyu seviyesini yükselterek kıyı kesimlerin sular altında kalmasına neden olacak. Değişen iklim ve sular altında kalan kıyı kesimleri de dünyadaki yaşanabilir alanların daralmasına neden olacak. Dünyayı kaplayan kara miktarının azalması ve değişen iklim bir araya geldiğinde ise dünya üzerinde şiddetli kasırgalar, seller ve taşkınlar görülmeye başlayacak. Çölleşme artacak ve uzun süreli, şiddetli kuraklıklar etkisini göstermeye başlayacak. Çığ ve toprak kayması riski ise maksimum seviyeye çıkacak. Su kaynakları hızla tükenecek ve dolayısıyla da susuzluk ortaya çıkacak.

Tüm bu değişimler ise insanoğlunun kalp ve solunum yolu hastalıklarıyla bulaşıcı ve alerjik hastalıklar geçirme riskini arttıracak. Kulağa ürkütücü geliyor değil mi? Bu açıdan bakarsak gelecek adeta bir kıyamet senaryosu. Fakat müjdeli haberi verelim: Bilim adamlarının tüm bunların önüne geçebilecek bir planı var. Daha doğrusu, uygulanabilirse küresel ısınmanın tüm bu etkilerinin önüne geçebilecek bir gelecek kurgusu.

ÇÖL KUMU TOZU INSANLIĞI KURTARABILIR MI?

Evet, ilk duyduğumuzda bize de oldukça garip geldi. "Fakat detaylara indiğimizde anladık ki; imkânsız değil. Kurgunun ve projenin sahipleri, ETZ Zürih İklimbilimi Enstitüsü'nden araştırmacı Ulrike Lohmann and Blaž Gasparini, atmosfer üzerine yaptıkları araştırmalar sonucunda küresel ısınmayı durdurmanın atmosferin kendisinin yapısını değiştirmekle olabileceğini ortaya koydu. Araştırmacılar, bir bulutun bulunabileceği en yüksek seviyede, 5-13km, yer alan sirrüs bulutlarının ince yapıları nedeniyle güneşten gelen zararlı ışınları ve radyasyonu önlemede başarısız olduğunu fakat dünyadan yansıyan güneş ışınlarının uzaya dönmesine engel olarak dünyanın gereğinden fazla ısınmasına da neden olduğunu ortaya çıkardı. Araştırmacıların planı, bu bulutların yapısını incelterek onların dünyaya verdiği zararlı etkinin en azından bir kısmından kurtulmak ve bu yolla küresel ısınmayı azaltmak. Bunu gerçekleştirirken kullanacakları malzeme ise çöl kumu tozu. Peki, nasıl?

Normal koşullar altında atmosferin 5 ila 12km'si küçük parçacıklarla kaplı. Bu parçacıkların katı kısmı toz parçacıkları ve mineral tozlar iken sıvı olan parçacıklar ise aerosollar. Sıvı aerosollar gerekli yüksekliğe ulaştığı anda aniden ısı kaybı sonucu donuyor ve sirrüs bulutlarına dönüşüyor. Lohmann ve Gasparini'nin yöntemi sirrüs bulutu oluşumun önüne geçmeye dayanıyor. Bunun için, sirrüs bulutlarının oluştuğu alana kısa bir mesafe kala katı parçacıklarıyla bu bölgeye bir kalkan oluşturmak. Burada kullanılabilecek ideal malzemelerden biri de çöl kumu tozu. Şimdi "Neden çöl kumu tozu?" diyebilirsiniz. Şöyle açıklayalım: Çöl kumu tozunun yoğunluğu normalde daha yükseklerde bulunan katı parçacıklara oranla çok daha az. Bu detay, su buharının bu parçacıklarıyla karşılaştığında parçacıklara daha fazla yapışmasına ve böylece büyük kristaller oluşturmasına sebep olacak. Kristaller büyüyüp ağırlaştıkça da sirrüs bulutu oluşturmak yerine yeryüzüne dönme ihtimalleri oldukça artacak. Hem de herhangi bir olumsuz etkiye sebep olmadan...

Metodun sirrüs bulutu oluşumunun yoğun olduğu alanlara uygulandığında dünya sıcaklığını 0,5 °C'ye kadar azaltabileceği öngörüler arasında.


FÜTÜRİZM NEDİR?

20. yüzyılın başlarında İtalya'da ortaya çıkan fütürizm akımı, diğer adıyla gelecekçilik, olumlu gelecek tasarımına dayanan bir düşünce biçimi. Gelecek hakkındaki kaderci yaklaşımı ve insanı edilgen kılan görüşü değiştirmeyi hedefleyen bakış açısı, erişilen bilgi ve teknolojiyi kullanarak yaşamın tüm boyutları için alternatif senaryolar üretmeye dayanıyor. İnsanlık için olumlu, ilerici, yenilikçi ve sürdürülebilir gelecek senaryoları üreten kişiler ise kendini 'fütürist' olarak tanımlıyor. Fütürist olmak için özel bir eğitim almak şart değil. Gelecek üzerine bol bol düşünüp olumlu gelecek kurguları yaratabilmek yeterli. Tabii, bunun için de kişilerin oldukça bilgili olması, diğer bir deyişle, kendini epey geliştirmiş olması gerekiyor. Dünyaca ünlü fütüristlere bakarsak; Google'ın Teknoloji Direktörü Ray Kurzweil, dünyadaki en önemli teorik fizikçilerden biri olan Michio Kaku ve Kjaer Global'ın kurucusu Anne Lise Kjaer gibi isimleri görüyoruz. Türkiye için ise IBM'de üst düzey yöneticilik görevleri üstlenmiş Eray Yüksek, Twitter'da dünya çapında takip edilmesi gereken fütüristler listesinde 5 numaraya yükselmiş girişimci ve iş adamı Dr. Alphan Manas, Dünyadaki en etkili 100 kadın fütürist arasında yer alan iş-gelecek tasarımcısı Ufuk Tarhan gibi isimleri sayabiliriz.


FÜTÜRIST AÇIDAN BAKTIĞIMIZDA…

Gelecek kurgusu deyince ilk akla gelen isimlerden Dr. Alphan Manas'a geleceğin iklimini sorduk. Aldığımız cevaplar beklediğimiz kadar 'fütüristik'ti.

Dr. Manas, iklim değişikliği konusunda şu an insanoğlunun yaşadıklarının yaşayacaklarının teminatı olduğunu söylese de insanların iklim değişiminde %100 sorumlu olmadığının da altını çiziyor. Manas'a göre, şu sıralar dünya gündemini oldukça meşgul eden ülkelerarası anlaşmazlıkların 2030'lardan sonra son bulacak ve kömür, doğalgaz gibi küresel ısınmayı tetikleyen doğal kaynaklardan uzaklaşılmaya başlanacak. 'Karbon sıkıştırma ve dönüştürme teknolojileri' önümüzdeki dönemde karbon salınımları daha da azaltacak.

Gelecekte hava kirliliği artsa bile insanoğlunun nefes almak için özel bir maske takmak zorunda kalmayacak. İnsanların yaşamak için yeni bir gezegen bulmak zorunda kalması gibi bir durum ise Manas'a göre asla söz konusu olmayacak. İleride yeni gezegen keşiflerinin insanlık için kaçınılmaz bir macera olduğunu vurgulayan Manas, bu maceraya atılmanın nedeni zorunluluk değil diğer gezegenleri keşfetme isteği olacağını belirtiyor. Karbon sıkıştırma ve dönüştürme teknolojilerinin iklimi olumlu etkileyeceğine işaret eden Manas, iklim konusunda hiç de umutsuz değil.

KÜRESEL ISINMANIN NEDENLERİ

Dünya üzerinde kara, hava ve denizde ölçülen sıcaklık ortalamalarında artış görülmesi olarak tanımlanan küresel ısınma son birkaç yıldır dünya gündemini oldukça meşgul eden bir konu. Sanılanın aksine ortaya çıkışında insan kadar doğanın da payı olan küresel ısınmanın artmasını tetikleyen birçok doğal ve yapay etken mevcut.

Küresel ısınmanın doğal etkenleri, Güneş ve Dünya'nın hareketleri sonucu ortaya çıkan faktörler. Bunlardan ilki, Güneş'te meydana gelen değişimler sonucu, güneşin zararlı ışınlarının yeryüzüne daha fazla ulaşması. Yakın zamanda dünyanın rotasında meydana gelen Güneş'e doğru sapma da gezegende ısınmalara sebep olan doğal etkenlerden biri. Alize rüzgârlarının durma noktasına gelmesi ve bunun sonucunda okyanuslarda sıcak ve soğuk su dengesinin bozulması da doğal nedenlerden.

Küresel ısınmaya neden olan yapay etkenlere baktığımızda ise üç etken göze çarpıyor; sera gazları, fosil yakıtlar ve ısı noktaları. Sera gazları küresel ısınmanın ortaya çıkışında en büyük rolü üstleniyor. Kömür, doğalgaz ve fosil yakıtlar gibi doğal kaynakların kullanımı sonrası artan aşırı miktarda karbondioksit ve diğer sera gazlarının salınımı da ozon tabakasını incelterek küresel ısınmaya neden olan faktörlerden. Aşırı şehirleşme ve sonucunda ortaya çıkan ısı noktaları da bölgelerde iklim yapılarının bozulmasına ve hava akımlarının bölgeleri soğutma görevlerini yapamamasına sebep oluyor, aşırı ısınmaya bağlı küresel ısınma meydana gelebiliyor.

BİZE ULAŞIN