Bir Müzisyenin Portresi:

İstanbul Cocktail Festival’in programı yayımlandı: Sahneye çıkacak isimler arasında Tuğçe Kurtiş de yer alıyor. Paraguaylı müzisyen Santi’yle birlikte birçok başarılı albüme imza atan Tuğçe Kurtiş’i ilk kez, 2012 yılında yayımladıkları ‘Ciclico’yla tanımıştık. Kısa sürede internet aracılığıyla dünya çapında birçok dinleyiciye ulaşan Tuğçe Kurtiş’in portresine odaklanıyoruz..

Kurtiş, 2015 yılında 'Songs for Another Day' adlı Anadolu ve Balkan ezgilerini Latin Amerika ritimleri ve tango enstrümasyonuyla harmanlayan elektronik altyapılı ikinci albümü yayımlanmıştı. Bu albümdeki parçalar başta Güney Amerika ve Avrupa olmak üzere birçok yerde büyük ilgi topladı, radyolarda ve DJ setlerinde sıkça yer aldı. 2016 yılında bu sefer de Santi'nin doğduğu toprakların müziğinden, yani Paraguay'dan esinlenen yeni bir orijinal albüm hazırladılar. 'El Regreso del Gallito' adli bu üçüncü albümü Brezilya'da bir bağımsız plak şirketi yayımladı. Müzik dergileri albümden büyük övgüyle söz etti.

Dördüncü albümleri 'Songs for My Grandmother', Toronto'da yayımlandı. Adından da belli olduğu üzere albümde anneannesinin sevdiği parçalara yer verdi ve albümü onun anısına adadı. 'Songs for My Grandmother', müzik yazarlarının seçkilerini bulunduran Beehype tarafından 'Türkiye'de 2017'de Yayımlanan En İyi Albümlerden Biri' olarak tanımlandı. 2018'de yine Souq Records 'Songs for My Grandmother Remixes' adıyla ünlü müzisyenlerin remikslerinden oluşan bir albüm yayımladı. 'Yıldızların Altında' parçasının remiksi çevrimiçi müzik platformu Beatport'ta haftalar boyunca ilk sıralarda yer aldı. Yine aynı parçanın başka bir remiksi bir Buddha Bar albümüne dahil oldu.



Müzikte bunca başarıyı elde eden Kurtiş, daha önceden psikoloji alanında akademik hayatını sürdürdüyse de müziğe ilgisi çocukluğuna uzanıyordu. Kurtiş'in çocukluğu İstanbul Devlet Konservatuarı Klasik Türk Sanat Müziği bölümünde şan öğrencisi olan annesinin ezgilerini ve egzersizlerini dinleyerek geçmiş. Küçük yaşlarda bale aracılığıyla Klasik Batı Müziği'yle tanışan, çocukluğu boyunca İsmail Dede Efendi, Münir Nurettin Selçuk ve Safiye Ayla'dan Maurice Ravel, Pyotr İlyiç Çaykovski ve Modest Mussorgsky'e uzanan büyük sanatçıların müziklerini defalarca dinleyen Tuğçe Kurtiş, ilkokul yıllarında koroya katılıp sonrasında Robert Kolej'de koro, müzikal, tiyatro oyunu ve milli bayram kapsamında şarkı söylemeye devam etmiş. Lise sonda ABD'deki Bennington College'dan burslu kabul aldıktan sonra üniversite eğitimi almak üzere yola koyulan Kurtiş, üniversite yıllarında psikoloji, tiyatro ve müzik alanlarına yoğunlaşmış. Davul ve perküsyon ustası Milford Graves'tan perküsyon dersleri almış. Ayrıca üniversiteye konuk sanatçı olarak gelen, lise yıllarında dinlediği caz albümlerinden de ismini bildiği dünyaca ünlü caz vokalisti Sheila Jordan'dan caz vokal dersleri alıp okul konserinde Jordan'la birlikte şarkı söylemiş.

Tuğçe Kurtiş, psikoloji doktorası sonrası West Georgia Üniversitesi'nde doçent doktor olarak görev almış. Geçtiğimiz 10 yıl içerisinde akademik makaleler yazmış; bilimsel dergi editörlüğü, dünyanın farklı köşelerinde 60'tan fazla konferansta sunum, konuk akademisyenlik, uluslararası çapta düzenlenen bilimsel sempozyum ve konferansların başkanlığı gibi birçok farklı alanda görev almış.



Tuğçe Kurtiş, 2007'den itibaren ilk aşkı müziğe dönmüş ve ABD, Meksika, Kosta Rika, Brezilya, Hırvatistan'da konser ve festivallerde yer almaya başlamış. Kurtiş, akademisyenlikle müzisyenliğin birbirinden ayrı dünyalarmış gibi görünse de ortak bir noktası olduğunu düşünüyor: "Sanat ve bilimin ortak noktası, doğaya olan sonsuz merak ve yaşama hizmet etme arzusudur. Çocukluğumdan bu yana hep Leonardo da Vinci'nin öğütlediği gibi bilimle sanat, mantıkla hayal gücü arasında denge geliştirme arayışında oldum. Hem akademik hem sanat kariyerimi kimi zaman çok yorularak ve az uyuyarak, ama her zaman büyük bir özveri ve tutkuyla devam ettirebildiğim için kendimi çok şanslı hissediyorum."

Tuğçe Kurtiş, Santi'yle Kansas'ta tanışmış; Santi üst komşusuymuş. "Arada yukarıdan gelen gitar seslerini duyup 'Bir ara şu müzisyen komşularla tanışayım' diye düşünsem de bir arkadaşım bizi tesadüfen tanıştırıncaya dek yollarımız hiç kesişmedi. Tanıştığımız ilk an müzik konuşmaya başladık. Santi benim şarkı söylediğimi ve özellikle caza düşkünlüğümü duyunca beni Jazzhaus adlı bir 'open mic' gecesine davet etti. O akşam için dört parça hazırladık; gelen yoğun talep üzerine önce aynı mekânda, sonra başka etkinliklerde ve konserlerde beraber müzik yapmaya devam ettik. Ortak dilimiz müzik olduğundan farklı kültürlerden geliyor olmak bizim için bir zorluk değil de hep bir ilham kaynağı oldu."



Kurtiş, Güney Amerika asıllı Santi'nin Türk müziğinin zengin melodik yapısını ve ritimlerini çok sevdiğini anlatıyor. Bu uyumları sayesinde 'Songs for Another Day' ve 'Songs for My Grandmother' albümlerinde sevilen eski Türkçe parçaları kendilerine has bir sentezle ve sıra dışı enstrümanlarla yaratabilmişler.

Şu an üzerinde çalıştıkları albüm ise bu kez Karayip kıyılarından esinleniyor; bu sebeple İngilizce ve İspanyolca parçalardan oluşacak. Bir sonraki albümlerinde ise Türkçe şarkılara yer vereceklerini belirtiyor, Kurtiş.

Tuğçe Kurtiş, dünyanın çeşitli ülkelerindeki performanslarından sonra mart ayında İstanbul'da TwentyOne Maslak'ta sahneye çıkmıştı. Haziranda ise Marmaris'te Bonjul Burn Spiral etkinliğinde yer almıştı. Müzik yazarlarının övgüyle söz ettiği Kurtiş'i canlı dinlemek isterseniz 1 Eylül'de İstanbul Cocktail Festival kapsamında KüçükÇiftlik Park'ta vereceği konseri kaçırmayın!
BİZE ULAŞIN