Orta Çağ'a yolculuk Brugge

Brugge, adeta bir harikalar diyarı. Kentte bugün göreceğiniz her şey, yüzyıllardır orada. Rüya gibi kanalları seyre dalmak ve çikolata kokuları eşliğinde labirenti andıran sokaklarında kaybolmak, bu masalsı kentte yapabileceklerinizin sadece birkaçı.

Yazı Türkan Doğan

Mimarisi, sokakların ritmi ve çağrışımlarıyla zamanda yolculuk yaptığınız hissine kapılabileceğiniz kentlerden biri olan Brugge, geçmiş ile geleceğin hayranlık uyandırıcı birlikteliğine sahip. Arnavut kaldırımlı daracık sokakları, kenti bir tabloya çeviren su kanalları ve rengârenk evleriyle her daim büyüleyici olan Brugge, zarif bir Orta Avrupa kenti.

Kuzeyin Venedik'i olarak nam salan bu güzel kent, Batı Flander bölgesinin başkenti konumunda. Kent, endüstri ve ticaret alanında ülkenin Brüksel'den sonraki en büyük ikinci merkezi.

Brugge adına dair ilk kayıt 7. yüzyılda bulunurken, kente bu isim, eski Flemenkçe'de 'köprü' anlamına gelen 'brugga' kelimesinden türetilerek verilmiş. Brugge, 13. yüzyılda Orta Çağ Alman kentlerinin oluşturduğu siyasi ve ticari birlik olan Hansa Birliği'nin en önemli merkezlerinden biriymiş.

Kanallar ve su yolları, Brugge'u önemli bir liman kentine dönüştürürken tekstil ve dokuma endüstrisi ise kentin zenginlik kaynağı olmuş. 13. yüzyılın sonuna kadar kent, en kaliteli yün kumaşların üretildiği merkez konumundaymış. Özellikle İngilizlerle yapılan yün alışverişi, kentin en önemli ticari kaynaklarından biri olmuş. Brugge, bu dönemde giyim kuşam alanında yüksek kaliteli, lüks kumaşlarıyla Avrupa'nın en önemli merkezi kabul ediliyormuş. Diğer Avrupa kentlerinde olduğu gibi ticaretle gelen refah, kenti kültürel bir merkez haline getirmiş. 15. yüzyıl sonlarında ise Brugge, Flemen ressamlar aracılığıyla resim sanatında önemli bir merkeze dönüşmüş. Refah seviyesi kentin Burgonya Düklüğü'nün hâkimiyetine girdiği dönem boyunca artmaya devam etmiş. Brugge'un 200 bine ulaşan nüfusu dönemin önemli kentlerinden biri olan Londra'nın bile iki katıymış. Ancak kentin ekonomik olarak en yüksek noktaya ulaştığı 15. yüzyılda, inşa edilen yeni kanallarla ticaretin yapılması, Brugge'un eski önemini kaybetmesine neden olmuş. Brugge'un ekonomik güç kaynağı bir anda elinden alınmış. 15. yüzyılın sonunda Brugge'dan Belçika'nın bir diğer kenti Anvers'e geçen liman ticareti, sokakları hayat dolu, müreffeh Brugge'u terk edilmiş bir kente dönüştürmüş. Brugge, artık 4 yüzyıl boyunca önemini kaybeden, hayalet bir kente dönüşürken 19. yüzyıldaki turizm atağı kentin tekrar rüştünü ispatlamasını başlatan süreç olmuş.

Tarihi merkezi, UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan Brugge, bin yıllık kiliseleri, köprüleri, kanalları, dar ve labirenti andıran sokakları ile bibloları anımsatan, dantelle süslü evleriyle zarif bir kartpostala benziyor. Kent, 15. yüzyılda derin bir uykuya dalmadan önce nasılsa bugün de öyle. Kusursuz, görkemli ve etkileyici… Bu güzel kent, 2. Dünya Savaşı'ndan zarar görmeyen ender Avrupa kentlerinden de biri.

Brugge, bir masal kenti. Yüzyıllardır gelip geçen kalabalıklara rağmen onları köşesinden, usulca izleyen kadim bir kent. Yüzyılların mirası korunmuş ve kentin eskimesine, katmanlaşmasına izin verilmiş. Kulağınıza artık başka bir âlemde olduğunuzu fısıldıyor. Yavaşlayabileceğinizi ve modern dünyanın telaşlarına burada yer olmadığını sakince size hissettiriyor. Sokaklarını adımladıkça modern dünyanın tuzağı haline gelen alışveriş merkezlerini, göğü delen plazaları ya da yüksek duvarlı siteleri görmediğinize memnun oluyorsunuz. "Acaba," diyorsunuz, "Neden eskiden her şey daha güzel ve anlamlıymış?" Brugge size bunları düşündürüyor. Ama ne çare, günün sonunda bir metropole, çılgın kalabalıkların arasına döneceğinizi de biliyorsunuz. Yine de yola devam, diyorsunuz.

Brugge, güzel bir hafta sonu tatili geçirebileceğiniz, ortalama iki günde keşfedebileceğiniz güzelliklere sahip. Tüm güzellikleri bir arada görebileceğiniz meydan Grote Markt, her daim turist kalabalıklarıyla çevrili. 366 adet basamağını tırmandıktan sonra zirvesinden tüm kenti ayaklarınızın altına seren Belfry Çan Kulesi başta olmak üzere Brugge'un tüm harikaları, bu eski meydanda. Brugge'un güzel siluetini oluşturan bir diğer yapı ise 122m uzunluğundaki dünyanın en uzun ikinci tuğla kilisesi olan The Church of Our Lady. Yüzyıllara meydan okuyan bu güzel kilise, Michelangelo'nun mermerden yapılma 'Madonna ve Çocuk' heykeline de 500 yıldır ev sahipliği yapıyor.

Kentteki resmi binaların ikametgâhı olarak bilinen Brug Meydanı ise Grote Markt'tan sonraki en büyük ikinci meydan. 14. ile 15 yüzyıl Gotik mimari örnekleri olan nüfus müdürlüğü ile belediye binasının yer aldığı Brug Meydanı'nda, şehrin bir diğer görkemli yapısı olan Aziz Donatius Katedrali'ni de görebilirsiniz.

Brugge'un kalbi tarihi meydanlar olsa da merkezden içerilere doğru uzanmak, labirenti andıran sokakların arasında kaybolmak, turistlerle dolu restoranlar yerine yerel halkın gittiği mekânları keşfetmeye çalışmak, her yerde olduğu gibi Brugge'da da karşınıza daha iyi seçeneklerin çıkmasını sağlayacak.


Markt Meydanı

Brugge, göze hitap ettiği kadar damağa da hitap ediyor. Pek çok çikolataseverin mabedi olan kentte, kokular ve tatlar peşinizi bırakmayacak. Bu harikalar diyarının tadına bir kere vardığınızda ise yolunuzu daima Brugge sokaklarına düşürmek isteyeceksiniz.

GÖRMEDEN DÖNME

AŞK GÖLÜ: Brugge'un en hoş tarafı, sizi bir zaman tünelinin içerisinden geçirirken 'zengin' kentlerin olanaklarını sunması. Çevresi ormanlarla kaplı güzel Aşk Gölü (Minnewater) bunlardan biri. Göl, çok büyük olmasa da gerçek bir vaha. Şehrin hemen girişinde bulunan Aşk Gölü, Brugge kanallarında görmeye alışık olduğunuz kuğularıyla oldukça etkileyici.


Aşk Gölü

HISTORIUM: Ziyaretçilerini 1435 yılının Brugge'una götüren bu tarih müzesi, Markt Meydanı'nın kuzey kısmında yer alıyor. Mültimedya deneyimleri aracılığıyla Orta Çağ yaşantısı sunan müze, özel ses ve üç boyutlu görüntü efektleri aracılığıyla ziyaretçilerine sanal bir deneyim yaşatıyor. Bu sanal deneyimde sanki 15. yüzyılda yaşayan Fleman ressam Van Eyck'ın stüdyosundasınız ve gerçekten de o sesleri, müzikleri duyuyor ve hareketli objeler sayesinde sanki Orta Çağ'da yaşıyorsunuz... www.historium.be

GROENINGEMUSEUM: Ressam Jan van Eyck'ın eserleri başta olmak üzere Flemen ekolün ilk dönemi ile 18. ve 19. yüzyıl neo klasik dönem resmine dair en zengin örnekleri sunan Groeningemuseum, pek çok önemli esere ev sahipliği yapıyor.

YAPMADAN DÖNME

KANAL TURU: Brugge bir kanallar şehri. Kenti birbirine bağlanan kanallar aracılığıyla keşfetmek ise Brugge'da yapılabilecek en güzel etkinlik. Ortalama yarım saatlik bu yolculukta kanalların kıyısında yer alan ve yüzyıllara meydan okuyan güzel taş evleri de yakından görebilirsiniz. Pencereleri dantellerle süslü olan, bibloyu anımsatan bu evlerde yaşam devam ediyor. Uzun kuyruklarda beklemeden sandal keyfi yapmak için sabah saatlerini tercih edebilirsiniz.

ÇİKOLATA TADIMI: Çikolata diye bir lezzet varsa Brugge onun tam kalbinde yer alıyor. Kentteki ünlü Çikolata Müzesi'ne gidebilir ve çikolataya dair her şeyi öğrenebilirsiniz. Ancak bizim önerimiz, kentin belli başlı çikolatacılarına gitmeniz ve bu mekânların tadımlarına katılmanız... Pralin'ler, trüf'ler ve yüksek kakao oranlarının muhteşemliği sizi çikolata konusunda daha seçici olmaya itecek. Özellikle ünlü çikolatacılar Leonidas, Chocolate Line ve BbyB'ı pas geçmeyin.

BİSİKLET TURU: Brugge küçük bir şehir. Ve kentin çift yönlü bisiklet yollarında, kanallar boyunca, bin yıllık binaların gölgesinde pedal çevirmek de oldukça hoş. Bisikleti kiralayacağınız adres ise tarihi tren garı.

NE YENİR?

Brugge sokaklarını gezerken turistlerin elindeki patates kızartmaları dikkatinizi çekecektir. Kızarmış patates Flemenlerin en sevdiği şey. Midye ve biranın da patates kızartması gibi demirbaş olduğu kent mutfağında yılanbalığı, sosis, kuşkonmaz ve Brüksel lahanası da çokça yeniyor. Brugge, patates kızartması kadar çikolatalarıyla da ünlü. Zaten kente adımınızı atar atmaz burnunuza gelen güzel kokular, her seferinde soluğu waffle ve çikolatalı krep satılan bir kafede almanıza neden olacak.

NEREDE YENİR?

HERTOG JAN: Sebzelerini kendi yetiştiren restoran, Brugge mutfağının son gözdelerinden biri. Üç Michelin yıldızlı restoranda leziz ve incelikli bir akşam yemeği deneyimi yaşayabilirsiniz. Mekân yalnızca Salı ila Cumartesi günleri arasında hizmet veriyor. www.hertog-jan

DEN DYVER: Taze sebzeler ve becerikli aşçıların hazırladığı basit ama iyi yemekler… Üstelik Dijver Kanalı manzarası eşliğinde onlarca bira çeşidi de cabası. Bir aile işletmesi olan Den Dyver, lezzetli yemekleriyle öne çıkan mekânlardan. www.dyver.be

LAURENZINO: Waffle'ın en güzel yapıldığı topraklardasınız. Laurenzino ise waffle, pancake ve dondurmalarıyla meşhur, kuşkusuz kentin en iyi adreslerinden biri. Laurenzino'nun çikolata ve muzlu waffle'ı ile el yapımı dondurmasını denemeden dönmeyin.

X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.