Esquire
 
Alper Kotaman

Brad ve zibidi

Geçenlerde Babel'i seyrettim. Şu, Innaritu'nun yönettiği... Gerçekten de şiir gibi film... Çok etkileyici. Film dediğin beni bir(kaç) duygumdan yakalamalı zaten... Ben "film seyretmeyi çok severim" diyenlerden değilim. Pek çok filmi seyretmeyi vakit kaybı olarak görür, fena sıkılırım. Film, beni sarsacak, şaşırtacak, aptallaştıracak. Sinemadan yorgun çıkmayı severim ben. O yüzden de vizyondakilerin çoğuyla işim olmaz. Seçerek seyrederim. Genelde de tuttururum. Babel de, 12'den vurdum. Sağ olsun; Innaritu beni yanıltmaz zaten. Film gereği Brad Pitt'i, Cate Blanchett'le olan sorunlu evliliğini kurtarmaya çalışan koca rolünde izliyoruz. Gerek sorunlu evliliğin getirdiği sıkıntılardan, gerekse filmde oynadığı adamın yaşının (ve belki de bizzat kendi yaşının) getirilerinden dolayı Brad Pitt, şakaklarına aklar düşmüş, gözaltlarında torbalar olan bir adam rolünde... Brad Pitt genel olarak erkek cinsinin güzellikte ulaşabileceği son nokta olarak bilindiğinden, filmdeki görüntüsü beni biraz sarstı. Hiç alışmadığım bir şey. Yahu Brad'in gözünün altında Migros torbasının ne işi var? Tamam, adam yine fena halde yakışıklı. Belki kimi kadınlar bu halini daha da çekici bulacaktır. Eyvallah, buna itirazım yok da; Brad'in torbayla, beyazla işi olmaz yani; o bakımdan!.. Sevgili okur; yaşlanıyoruz. Bir gün gelecek ve kendimizi çocuklarımıza şunu derken yakalayacağız: "Sen bu Hülya Avşar'ı gençken görecektin. O zamanlar Tanju diye bir futbolcu vardı. Hiç koşmaz, yürüye yürüye gol atardı. İşte o Tanju, evliyken bir yandan da Hülya'yla büyük aşk yaşamıştı. Ama Hülya'daki de ne güzellikti..." Tıpkı anne ve babamın bana Elizabeth Taylor'ı ballandıra ballandıra anlatması gibi... Ballandırarak diyorum çünkü şu haline şahit olduğum Elizabeth balla yenmez. Bana yedirmek için Liz'i ha bire bala sokar çıkartırdı bizimkiler. Ama inanmazdım: "Yahu bu kadın bildiğin teyze... Benim teyzelerimden biraz daha kokana görünüyor, o kadar. Ne güzeli!.. Güzel dediğin Mandy Smith gibi olur." İşte aynı şeylerin benim başıma geleceğini düşündüm, filmin ilk sarsıcı etkilerini biraz atlattıktan sonra. Ve bir kez daha sarsıldım. Bir gün çocuklarıma Brad Pitt'in bir zamanlar nasıl bir efsane olduğunu anlatmak için debelenecektim. Brad muhtemelen o zaman da süper yakışıklı, çekici bir herif olacak ama en azından benim çocuğum onu öyle görmeyecekti. Brad, onun için amca olacaktı. Ve onun başka efsaneleri olacaktı. Artık o zamanın modasına göre ayakkabıları ters giyen veya kol saatini ağzına sokan bir gençlik ilahına hasta oluyor olacaktı. Ben de "Bu zibidiyle Brad'i nasıl kıyaslarsın ulan?" diye bozulacaktım. Tavır yapacaktım. Beyhude ispat çabalarına girişecektim. Bizden hiç haberi olmayan Brad'le o zibidi yüzünden çocuğumla aramız açılacak, aramıza jenerasyon girecekti. Her şeyi anlayacaktım. Aslına bakarsanız şimdiden bir şeyleri anlamaya başladım. İsterseniz ispatlayayım. Çoğunuz yazının ortalarında "Mandy Smith de kim ulan?" diye aklınızdan geçirmedi mi? Sevgili okur; yaşlanıyorum.

Sayfayı Gönder
"));