Yeni sezon

Mart ayıyla birlikte, hava şartlarıyla olmasa da moda takvimi anlamında ilkbahar-yaz sezonuna giriş yapıyoruz. Peki yeni sezonda neler giyeceğiz? İşte her altı ayda bir olduğu gibi, yeni sezon alışverişine çıkmadan önce İlkbahar-Yaz trendlerini sizin için 'hap' yaptım.

Yazı: Serhat Şengül

TEMALAR
Londra ve Paris podyumlarında son birkaç sezondur iyiden iyiye hissedilen 'sokak giyim' temasının, Milano merkezli İtalyan markalarında benimsenmesinin zor olduğu bir dönem geçirdik. Ancak bu sezon işin renginin değiştiği aşikâr. İtalyan markalarında sokak giyimine ait referansların sıkça yer aldığını söylemek mümkün. Özellikle retro esintiler; 90'ların Rave müzik akımından referanslarla döneme has görünümler kuvvetlenirken, piercing ve metalik detaylar daha minimal bir şekilde yorumlanıyor. 80'ler temasıysa köşeli omuzlar ya da rahat parçalarla, Milano podyumlarında daha resort bir görünümde.

Paris podyumlarındaysa aynı dönem daha sofistike ve country club tadında. Spor temasıysa Londra podyumlarında daha fütüristik bir tavır takınırken Paris'te teknik detaylarla farklılaşan outdoor görünümler, kamp hayatına dair parçalarla koleksiyonlarda sıkça karşımıza çıkıyor. Milano podyumlarında buna ek olarak çocuk oyunlarını hatırlatan el yazısı nakışlar, esprili baskılar, amatör dikiş detayları ve aplikelerden oluşan çocuksu bir tema da dikkatlerden kaçmıyor. New York'ta aynı zamanda, seyahat eden erkeklere adanan sofistike bir turist teması yer alıyor.

RENKLER
Milano podyumlarında en çok kahverengi ve tonlarının yer aldığını söylemek mümkün. Bu renk, Milano'da daha çok, içinde biraz portakal tonlarını da barındıran pas tonlarına yakın kahveler olarak karşımıza çıkıyor. Bu ton mat kotonlardan, yer yer parlak ipek takım elbiselere ve hatta metalik esintilere kadar çeşitli dokularda karşımıza çıkıyor. Paris podyumlarındaysa kahveler tütün tonlarına yaklaşıyor.

Daha iddialı renkleri soracak olursanız; pembe, kırmızı, mavi, yeşil ve sarıdan bahsetmek mümkün. Mavi kantaron; yani peygamber çiçeği tonlarındaki maviler bu sezonun en hit renkleri olarak Londra podyumlarında boy gösteriyor. Erkek giyiminde birkaç sezondur hâkim tonlardan olan yumuşak pembeler bu sezon da devam ediyor. Paris defilelerinde yıkanmış ve soluk pembeler olarak kimi zaman baştan ayağa karşımıza çıkan bu dinlendirici renk, Londra ve New York podyumlarında 'kirli pembe'olarak, daha iddialı bir hale bürünüyor. Paris'te aynı zamanda pembeden 'infrared' denilen parlak ve derin kırmızılara geçiş söz konusu. New York'taysa bu ton kiraz kızılı olarak karşımıza çıkıyor.

Açık sarı tonlarındaki asit sarıları Milano koleksiyonlarına modernlik ve dinamizm katarken, elektrik maviler ya da siyahlarla tamamlanıyor. Londra koleksiyonlarında bu ton 'volt' denilen daha koyu bir renge bürünüp siyahlarla tamamlanıyor.

Su yeşillerini de bu sezon sıkça gördüğümüzü söylemek mümkün. Milano koleksiyonlarında kimi zaman baştan ayağa bu tonlarda görünümler karşımıza çıkarken kimi koleksiyonlardaysa çizgilerde ya da ana parçalarda detay olarak göze çarpıyor. Öte yandan baştan ayağa beyaz görünümler de sıkça podyumları ele geçiriyor.

DESENLER
Desenlerde kalın çizgiler bu sezon Milano ve New York markalarında sıkça kendine yer bulurken tasarımcıların daha sanatsal desen çalışmaları ön plana çıkıyor. Manzara desenleri, özellikle üst paçalarda kollar dahil olarak tüm parçayı zemin olarak kullanarak kendini gösteriyor İtalyan markalarında. Taşkın dalgalar, kozmik sörf esintileri, dağ görselleri koleksiyonlara hâkim olan panoramik görüntülerden.

Logo kullanımı 90'lardan emanet bir trend olarak bu sezon da revaçta. Ancak yine bir yandan Balenciaga gibi klasik logo kullanımı mevcutken bir yandan da markaların, tüm özgüvenleriyle kendi logolarını keserek, fontlarıyla oynayarak ya da kan efekti vererek değiştirmeleri gözlerden kaçmıyor. New York'ta üst parçalarda logoların yerini sloganlar alıyor. Kareler özellikle Fransız markaların takım elbiselerinde dikkat çekerken yine Paris merkezli markalarda soyut ve ebruli desenlerle daha akışkan bir desen yakalanıyor. Londra'da renk bloklarından desenler ve kesip yeniden dikme yöntemiyle farklı desen geçişleri oluşturuluyor. New York'taysa geometrik desenlerin yanında özellikle üst parçaların köşeleri boyunca farklı desenlerle geçiş yapıldığını söylemek mümkün.

DOKULAR
Milano koleksiyonlarında, tasarımcıların özellikle denim yıkamalarında deneysel metotlar kullandığı aşikâr. Parçalı yıkamalı ya da baştan aşağı ağartılmış gri-beyaz gibi açık tonlar koleksiyonlara hâkim. Öte yandan metalik folyo dokular, dış giyimden gömleklere, tişörtlerden pantolonlara kadar birçok alanda kullanılıyor.

Diğer iddialı parçalarsa Paris defilelerinde karşımıza çıkan atletik file dokular ve Londra'daki transparan kumaşlar. Üst parçalarda kullanıldığında iddialı olmayı gerektiren Londra transparanlarına karşın, Paris'in atletik filelerinin, tek parça yerine halihazırda bir parçanın detaylarında kullanıldığında daha yaygın bir kullanım alanı bulacağı kesin. New York'un ticari koleksiyonları hem daha uygun fiyatlı ürünler çıkarmak hem de daha dayanıklı olmak adına sıkça hafif sentetiklere yer veriyor. Rayon, viskoz ve asetat gibi ince dokular, koleksiyonlarda ipek hissi verirken yaz aylarında kullanım kolaylığı sağlıyor. Özellikle gömlek ve gömlek-ceketlerde bu parçayı sık görmek mümkün.

Sokak giyimini kolaylaştıran dayanıklılığıyla parlak naylon özellikle New York koleksiyonlarında parlak bir doku olarak kendine yer buluyor.

SEZONUN ÜÇ ANAHTAR PARÇASI

Günlük Takım Elbiseler
Takım elbiseler, gençleşip rahatladıkça yeniden kendine kullanım alanı buluyor. Bunu fark eden tasarımcılar, takım elbiseleri bugüne kadar hiç olmadığı kadar rahat ve dökümlü hale getirip, ceketleri vücutla rahat hareket edebilir hale soktu. Spor ayakkabılar ve çeşitli aksesuarlarla daha güncel bir görünüm yakalayan yeni nesil günlük takım elbiseleri gardıroplara mutlaka eklemeli.

İddialı Gömlekler
İddialı tasarımlara el sürmeye çekinenlerdenseniz; tasarımcılar sizin için her gün giydiğiniz en basit parçalara da el attı. Zira beyaz bir gömleği, evirip çevirip, cebinin yeriyle, yakasının şekliyle ve gömleğin formuyla oynayarak yeninden yarattılar. Böylece farklı bir parçaya ısınamadıysanız bile klasik bir gömleğin yeni versiyonuyla dikkat çekmeniz mümkün.

Kısa Kollu Triko
İşte İtalyan Riviera tarzının öncüsü bir parça... Klasik tişörtlerle fazla spor olacağınızı düşündüğünüz noktada imdadınıza kısa kollu trikolar geliyor. Çizgiler ve renk geçişleriyle farklılaşan bu parçayı özellikle kumaş pantolonlarla kullanarak daha ciddi bir görünüm elde etmeniz mümkün.

BİZE ULAŞIN