bilgili ve tutkulu biri

Kışlık tasarımların mutlaka kalın, ağır ve koyu tonlarda olması gerektiğini mi düşünüyorsunuz? Bizce böyle bir kural yok! Bu sezon moda tasarımcıları da bu klasik mevsimsel kısıtlamaları yerle bir etmeyi planlıyor. Bu değişimden ilk yararlanan isimlerden biri de Joel Edgerton.

Yazı: Charlie Teasdale
Derleme: Kaan Sancar

, bitkin olmalı. Dile kolay; tam 35 gündür kendi yazıp yönettiği 'Boy Erased' filminin setinde. Filmdeki karakterlerinden birini canlandırmasının yanında filmin yapımcılığını da üstleniyor üstelik! 43 yaşındaki Edgerton için bu noktaya gelmenin oldukça uzun sürdüğünü söylemeliyiz. Fakat Avusturyalı aktör, elde ettiği başarının geç gelmesinden pek de şikâyetçi değil. "Bu noktaya çok genç bir yaşta gelseydim; her şeyi mahvedebilirdim," diyor; "Çok fazla ilginin kurbanı olmak savaşta yaralanan bir kazazede olmaya eşdeğerdir, bilirsin. Dürüst olmak gerekirse, ağır ağır ilerleyen bir kariyer küçük hatalarımın göz ardı edilmesini sağladı."

Sanatçının bahsettiği bu ağır ilerleyen kariyeri 90'ların ortasında başlamış. Sidney'de aldığı oyunculuk eğitiminin ardından, kardeşi Nash ile birlikte oyunculuk ve tehlikeli sahne dublörlüğü konusunda yeteneklerini sergileyebilecekleri kısa filmler çekme planları yapmaya başlamış. Gelgelelim bu planlar Joel'in köprüyü geçip büyük yıldızlar ligine girebilmesini ancak 2010 yılında sağlamış. Lakin bu noktaya ulaşana kadar 'King Arthur' (2004), 'Smokin Aces' (2006) ve 'Star Wars: Episode III: Revenge of the Sith' (Luke Skywalker'ın amcası Owen Lars rolünde, 2005) gibi büyük yapımlarda yer almaktan da geri kalmamış. Gerçek anlamda yükselmesini ve doğru kişiler tarafından fark edilmesini sağlayan yapımlarsa Gavin O'Connor'ın MMA dövüş filmi 'Warrior' ve Avusturalya polisiye dizisi 'Animal Kingdom' olmuş.

"Filmlerin ikisi de gişe rekoru kıran filmler değildi," diyor Edgerton, "Ama sanırım film yapımcıları iyi filmleri izlemeyi seviyor. Hem 'Warrior' hem de 'Animal Kingdom' beyaz perdeye başarılı bir şekilde yansıtılmış filmlerdi. Bu filmlerin ardından da daha önce hayal bile edemediğim fırsatlar bir bir ayağıma gelmeye başladı. Her zaman bir seviye üstümdeki işlere bakar, yer alabileceğimin üzerinde kaliteye sahip senaryoları sahneye yansıtmayı hayal ederdim. 'Warrior' ve 'Animal Kingdom' gibi filmler yükselmeme yardımcı olarak daha iyi projelerde yer almanı sağlayan yapımlar."

Edgerton hız kesmeden ilerlemeye devam etmiş. Sanatçı 'Hunt For Bin Laden' tarzı bir gerilim filmi olan 'Zero Dark Thirty' (2012), Baz Luhrmann'ın 'The Great Gatsby' (2013), Ridley Scott efsanesi 'Exodus: Gods and Kings' (2014), 'Black Mass' (2015) gibi yapımlarda kamera önünde ve ilk yönetmenlik deneyimi olan 'The Gift (2015)'te de kamera arkasında yer almış. Psikolojik baskı görmüş bir adamın yıllar sonra saldırganından intikam alışını konu alan film, gişe rekorları kırmamış fakat eleştirmenler tarafından övgü almaktan da geri kalmamış. New York Times filmi 'üst düzey 'Specimen' olarak nitelendirirken film, Edgerton'ın 'Hollywood Kıdemliler Listesi'ne nispeten geç girdiğini de doğrulamış.

2016 yılına geldiğimizde sanatçı, Jeff Nichols'ın 60'lı yıllarda ABD'nin Virginia eyaletinde farklı ırktan bir çiftin evlilikleri nedeniyle tutuklanmasını konu alan 'Loving' isimli yapımında Ruth Negga'yla birlikte yer almış. Edgerton, bu yapımdaki Richard Loving rolüyle Global Globe adaylığı kazanmış. Fakat film sanatçıya bir ödülden çok daha büyük bir katkı sağlamış. "Bence, 'Loving' içimde bir ateş yaktı." diyor Edgerton, "Hakları ve özgürlükleri ellerinden alındığında, insanların hikâyelerinin sadece doğuştan gelen özellikleri nedeniyle bile susturulabildiğinin farkına vardım. Bu da öfkelenmeme sebep oldu."'Boy Erased' de bu ateşin bir meyvesi. Film, eşcinsel olduğu için 19 yaşında ailesi tarafından Arkansas Kilisesi'ne 'dönüşüm' terapisi görmek üzere gönderilen Garrard Conley isimli bir karakterin gözünden beyaz perdeye yansıyor. Edgerton hikâyeyi ilk defa Ocak ayında okumuş. "Ana fikri düşündüğümüzde önemli bir iş yaptığımızı bilmek oldukça tatmin edici ve ödüllendirici." diyor Edgerton, "Her gün bir şeyleri değiştirebilecek yeteneğe sahibiz; insanların yaklaşımlarını ve gizlice zarar veren şeylere ışık tutarak hayatlarını değiştirebilecek yeteneğimiz var."

Edgerton güzel konuşan, bilgili ve tutkulu biri. Gelgelelim kimi zaman Avustralyalı oluşu bir yerden patlak veriyor. "Filmin yapım aşamasına bakarsak her gün karşılaşabileceğiniz değişmeyen kaosu görebilirsiniz. Bütün filmler öyle." Hollywood'un taban tabana zıt kesimleri oldukça güçlü ve Edgerton da bu kesimden birçok parlak ismi bir listede toplamış.

Oyuncular arasında Russell Crowe ve Nicole Kidman da bulunuyor ve Conley'nin ebeveynleri rolündeler. YouTube'un öne çıkan genç yeteneği Troye Sivan ve Melbourne doğumlu Flea olarak da bilinen Red Hot Chili Peppers'ın basgitarcısı Michael Peter Balzary de kadroda.

Edgerton, oyuncu seçiminde kültürel ayrıcalık yapmadığı konusunda son derece kararlı. "Ana karakterlerimden ikisinin Avustralyalı olması tamamen tesadüf." diyor ve ekliyor "Ve tabii bir de ben varım. Ama kendimi bu işten çıkaramam, değil mi?"

Eğer kendinizi biraz zorlarsanız 'Bright'daki yankılanan bir haksızlık temasını görebilirsiniz. Geçtiğimiz Aralık ayında Netflix'te yayımlanan film ahbap polisler hakkında. Fakat Edgerton'a göre benzerlik aşikâr. "Film bir karışım." diyerek açıklamaya başlıyor Edgerton "'Lord of the Rings'le genleri birbiriyle birleştirilmiş bir ahbap polis filmi." Edgerton filmde Nick Jakoby rolünde; karakter alternatif bir evrende Los Angeles Polis Departmanı'na katılan ilk ark. Bu evrende arklar, yüzyıllar önce 'Karanlık Lord'a hizmet etmiş bir cins ve Batı dünyasında ikinci sınıf vatandaş olarak görülüyor. Will Smith tarafından canlandırılan partneri Daryl Ward'sa inatçı bir insan. İki karakter anlaşamasalar da birbirlerine saygı konusunda hiç taviz vermiyor. Aslında film oldukça eğlenceli; bütün yüceliğiyle Will Smith'i silah taşıyan, esprili, kara listesiyle elinde dolaşan biri olarak görmek gerçekten güzel. "Filmin kadrosunun açıklaması ikili tenis maçına katılacağı söylendikten sonra partnerinin Roger Federer olduğunu öğrenmek gibiydi." diyor Edgerton eşleştirme konusunda, "O bir ahbap polis şampiyonu."

Birkaç olay olsa da Edgerton, Smith gibi patavatsızlığıyla tanınan biri değil. "Alaycı esprilerin yer aldığı bir komedide yer almak, gözde bir pırıltı gibi, bana kolay bir şey gibi gelmiyor." diyor sanatçı, "Ama komik ve iyi espri anlayışına sahip bir insan olduğumu düşünmeyi seviyorum; filmlerinde olanın aksine tepesinde kara bulutlar dolaşan biri olmamayı da."

BİZE ULAŞIN