YAZIYI GÖNDER
Adınız, Soyadınız
E-posta Adresiniz
Alıcı E-posta
Mesajınız
www2.esquire.com.tr

'Zamanı yakalayamazsak zamansız olamayız'

Esquire Türkiye Moda Editörü Serhat Şengül ile biraz moda biraz da kendisi hakkında konuştuk..

Röportaj: Gökçecan YÜREKLİ

Yıllar önce kurumsal hayattan kopmaya karar vererek moda dünyasına geçiş yaptığını biliyoruz. Hikayenin gerisini senden dinleyebilir miyiz?

Evet, kurumsal hayattaydım. Bir holdingin finansal iletişim hatta bir dönem deniz turizminde marketing faaliyetlerinde görev aldım. Aslına bakarsan seyahat de içeren keyifli bir işim vardı. Herkes imreniyordu. Ancak bülbülü altın kafese… misali, içten içe tam anlamıyla mutlu hissetmiyordum kendimi. Sonra askere gittim ve kendimi dinleme imkanım oldu. Neleri sevip neleri sevmediğimi düşündüm. Bol bol okudum, yazdım. Orada elime bir kitap geçti. Yeni iletişim stratejileri, değişen PR, blogosfer, dijital medya… Dönünce kendime hedef koydum, bir websitesi açmalıydım. Ne üzerine olmalıydı? Finans? Hayır. Deniz turizmi? Hayır. Daha yaratıcı bir şeyler… Moda? Eureka! Zaten seyahatlerim sırasında çok fazla yabancı moda dergisi toparlıyor, bolca alışveriş yapıyordum. Hem bir nebze sektörle ilgili bilgi ve jargon edinmiştim hem de bolca kıyafet… Seyahat ve modayı birleştiren bir websitesi açtım.

Websitesini açmanın senin için bir basamak olduğunu farkında mıydın? Rack'in kurulmasına kadar uzanan süreç planlı mıydı?

Kimya Mühendisiyim ve Galatasaray Üniversitesi'ne İşletme Yüksek Lisansı yaptım. Yani, moda eğitimi almadım. Zaten aslında tasarımcı değilseniz, modanın tamamlayıcı disiplinleri üzerine lisans eğitimi almanız zor, keza öyle bir eğitim ülkemizde yok. Kısa eğitimler, kurslar var. Ben de bunun için önce London College Fashion'da Fashion Branding üzerine kısa bir eğitim aldım. Döner dönmez de siteyi açtım. Sitenin iki amacı vardı. İlki, erkeklere bir stil önermek, diğeri ben bir erkek dergisiyle çalışana kadar bana bir portföy teşkil etmek. İkisini de gerçekleştirene kadar güzel bir ömür geçirdi. Sonrasında dergilere yazılar, styling ve bir moda ajansında full-time iş teklifi geldi. Kurumsal hayattan ayrılıp ajansa geçtim. Bir yıla yakın bir süre çalıştıktan sonra ayrıldım. Açıkçası pek bir B planım olmadan… Hayat… Hemen akabinde ortak şekilde kendi kreatif ajansımı kurdum. O ajans da büyüdü değişti ve Rack'e dönüştü.

Rack tam olarak nedir, ne değildir?

Rack (www.rackistanbul.com), aslında bir styling merkezi. İçi tasarım kıyafetler dolu. Buradan ortağım, ben ve tüm ekip yanında stylist'ler styling yapacakları ürünleri alıp kullanabiliyorlar. Ünlü isimlere bir tarz yaratıyoruz, çekimlere ürün konumluyoruz. Burası hem stylist'in tasarım ürünlere erişebildiği bir showroom hem de markaların ve tasarımcıların ürünlerini bu sayede görünür kılabildikleri bir yer. Aynı zamanda çekim prodüksiyonu yapan, styling hizmeti veren, İstanbul'dan New York'a kadar defileler organize eden, kreatif projeler üreten ve hayata geçiren bir ajans.

Türkiye, moda alanında sence yeterli ivmede yol alabiliyor mu? Moda başkentlerinde fuarlara, defilelere katılan biri olarak bu konuda düşüncelerin neler?

Aslında bununla ilgili yazıp çizdikçe başım belaya giriyor. Şunu söyleyebilirim, İstanbul yakın geçmişe kadar büyük uğraşlarla yabancılar için çok egzotik bir markaya dönüştü. Moda haftasının buna katkısı çok büyük. Lojistik ve güvenlik sebepleriyle mekan konusu hala tam oturamadığı için moda haftasında zorluklar yaşanabiliyor. Türkiye'de çok yetenekli tasarımcılar var. Şu anki konjonktürde biz, moda konusunda batıya yakın konumlanıp doğuya kucak açmalıyız. Bu çizgiyi bozmazsak moda konusunda sözü geçen şehirler arasında İstanbul'u da görebiliriz.

Birçok görevi aynı anda yapıyorsun, Rack'in ortağı olman dışında her ay dergilerde, gazetelerde yazıların yayınlanıyor. Bu yazılar sence yerine ulaşıyor mu? Verdiğin emeklerin karşılığı, aldığın tepkiler manevi tatmin yaşatıyor mu sana?

Yazı yazmak bir tutku. Keşke sadece yazıyor olabilsem. Galatasaray Üniversitesi'nde okul dergisinde başladım yazı yazmaya. Sonra finansal metinler, turizm ve tanıtıcı metinler… Onlarca websitesi metni yazdım çalıştığım şirketler için. Kendimi bildim bileli yazarım, anlayacağın Gökçecan. Tabii keşke Türkiye'de okumak da bir tutku olsaydı. Dijital ile birlikte moda yazılarının daha çok kişiye ulaştığı kesin. Yazdığımız alan da hala bir nebze niş. Dolayısıyla sayı anlamında olmasa da tepkilere bakınca içerik olarak faydalı olduğunu söyleyebilirim. Elimden geldiğince kreatif yazarlık anlamında kendimle yarış içindeyim. Ancak video yükselişteyken bu durum daha ne kadar devam eder, orası tartışılır. Bizim de moda yazarları olarak trendlere ayak uydurmamız gerekiyor. Zamanı yakalayamazsak zamansız olamayız.

Esquire için düzenli içerik üretiyorsun, The Big Black Book'un editörlüğü sende. Bunlardan bahsedebilir misin, süreci nasıl yönetiyorsun?

The Big Black Book daha finansçıyken benim en beğendiğim yayındı. Bundan 5 yıl önce gün geldi, editörü oldum. Erkeklere altı ayda bir, sezonu hap yapıp veriyoruz. Her sezon trendlerden yola çıktığımız bir konsepti oluyor. Bu konsepti belirlemek benim işimin en zevkli tarafı. Sonra ekipçe asılıyoruz, çekimler, yazılar, röportajlar… Ve çok yakında onuncu sayısıyla bayilerdeyiz!

Eğitmenlik hayatını anlatır mısın, nasıl başladı? Yazılarının yayınlandığı mecralar gibi, ders verdiğin yerler de artacağa benziyor. Bununla ilgili yeni hedeflerin var mı?

Bu yolculukta bir şeyler biriktirebildiysem ne mutlu. Bunu öğrencilerle paylaşmaksa beni daha da mutlu ediyor. Bundan iki yıl önce Bilgi Üniversitesi ile başladı eğitmenlik maceram. Ondan önce konuşmacı, moderatör gibi sıfatlarla topluluğa sesleniyordum. Ancak öğretim görevlisi olmak başka bir şeymiş. Her hafta genç ve taze beyinlere bilgi pompalamanız gerekiyor. Disiplinli olmaksa (bizim sektörde azdır) olmazsa olmaz. Moda Yazarlığı, Styling, Moda Kariyeri Yaratma, Defile Planlama, Seminer dersleri gibi verdiğim dersler arttıkça arttı. Sonra Kariyer Eğitim Kurumları geldi, orada da keyifli eğitimler veriyoruz. Zamanımı organize edebildiğim sürece eğitmenliğe varım, diyorum.

Moda dünyasına adım attığın günden beri genişleyen bir iş skalan olduğu aşikar. Serhat Şengül için sırada ne var?

Bence bu kadar yeter:) Şaka bir yana, farklı şapkalar takmak güzel; ancak bazen biraz yorucu olabiliyor. Eğitmenlik, editörlük hep devam etsin isterim. Ajansta da güzel işler yapmaya devam… Çok ilgi duyduğum bir alan var, dekorasyon. Bir nevi ev styling'i. Bu alana da el atarsam bana kızmazsınız değil mi?

Tüm bunlar dışarıdan pembe bir dünya gibi görünse de kaçmak istediğin anların oluyordur. Öyle zamanlarda ne yapıyorsun, kafa dinlemek için kaçış yerin neresi oluyor?

Zaten şehirden kaçtım. İş dolayısıyla Teşvikiye civarlarındayım; ancak İstanbul'un (hala biraz kalan) ormanlarında yaşıyorum. Detoks etkisi! Onun dışında iş dolayısıyla fuarlar, defileler için sevdiğim şehirlere gidiyorum, oralardaki kalış süremi biraz uzatarak... Bir de arada kısa tatillere çıkıyorum.

Klişeler güzeldir, onlarla kapatalım. Dünyada kendine örnek aldığın isimler var mı?

Modayı Suzy Menkes kadar ciddiyetle ele almak ama okurken kulağa Leandra Medine kadar eğlenceli gelmek, defileleri Tim Blanks kadar derin raporlamak, erkek modasını Nick Sullivan kadar centilmence yansıtmak ve modayı işle Imran Amed kadar iyi birleştirmek isterim. Bence güzel bir kombo!

BİZE ULAŞIN