YAZIYI GÖNDER
Adınız, Soyadınız
E-posta Adresiniz
Alıcı E-posta
Mesajınız
www2.esquire.com.tr

Hayal mi, Gelecek mi?

‘Konsept araç’ denildiğinde ne anlamalıyız? Tasarımcının hayal dünyasından bir kesit midir konsept, yoksa markanın geleceğini işaret eden bir model mi? Bir şeyler söylemek zorunda mıdır bu araçlar, yahut mesaj verme kaygısı gütmeden özgürce şekillenmeli midir? Markaya bir şeyler katabilirler mi ya da bir konsept markanın gelebildiği son nokta mıdır? Ezcümle; konsept araç hayal midir, gerçek mi? Ya da gelecek mi?

Yazı Onur Akçay

Elbette bu soruların çok çeşitli versiyonları türetilebilir. Ama önemli olan nokta; her soruya birkaç farklı cevap verebilir ve hepsi doğru olabilir. Çünkü konsept araçların varlığını ve amaçlarını türlü şekilde açıklamak mümkün. Hatta bu durumun ispatı olarak markadan markaya çok fark eden konsept araçları baz alabiliriz. Uzay mekiğine benzeyen, görüntüsü harika, ama uygulanabilmesi mühendislik açısından imkânsız olan modele de, birkaç küçük değişiklikle seri üretime geçilebilecek modele de 'konsept' denilebiliyor. Peki konsept kelimesini hangisi hak ediyor? İşte dananın kuyruğu da burada kopuyor. Seçeneklerden biri daha çok hak ediyor diyebilirsiniz. Fakat birisi çıkıp "İkisinin ortası olmalı! Konsept araç, ne uzay aracı gibi ne de hazır model gibi görünmemeli." dediğinde de haksız sayılmaz. Markadan markaya konsept yorumu nasıl değişiyorsa, kişiden kişiye de inanılmaz derecede farklılaşabiliyor.

Bazılarınız, "İyi güzel anlatıyorsun, tamam anladık, herkesin yorumu farklı olabilir. Ama sen ne diyorsun onu anlamadık!" dedi bile. Tamam kızmayın, hemen anlatayım. Daha önce bir yazımda konsept araçlarla ilgili aynen şöyle demişim: "Markaların gelecekteki vizyonunu yansıtan konsept araçlar tasarım ve teknoloji açısından doyurucu olmalı, önemli ipuçları vermeli." Benim için bazıkonsept araçlar tam bir hayal kırıklığı oluyor. Çünkü markanın geleceğine dair bir şeyler söylemeyen, ileriki yıllarda üretilecek araçlara gönderme yapmayan, sadece değişik bir görüntü amacıyla üretilen modellerle karşılaşıyoruz.

Hal böyle olunca sadece sergilendikleri fuar alanında ilgi çeken bir görüntü olarak tarihe karışıyorlar, ama tarihte kendilerine bir yer bulamıyorlar. Fuar alanında dahi ilgi çekemeyenlerden hiç bahsetmiyorum bile. Nedeni basit! Hak etmiyorlar. Günün birinde markanın genel merkezini, tasarım atölyesini veya müzesini ziyaret ettiğinizde yıllar önce konsept olarak tanıtılan aracın izine bile rastlayamıyorsunuz. Sadece dikkat çekmek amacıyla tasarlanan, kapıları kilitli, iç mekanı gözükmesin diye camları karartılmış bir üretime konsept demenin haksızlık olacağını düşünüyorum.

Mesela geçtiğimiz ay İstanbul Autoshow Fuarı'nda da farklı markaların konsept araçları bulunuyordu. Şimdi fuarı ziyaret edenlere soralım; "Hangi konsept aracı hatırlıyorsunuz?" Birçoğu ilgi alanına girmediği için 'hatırlamıyorum!' diyebilir. Ama ilgilenenler de taş çatlasın iki modeli hatırlar. Onları da söyleyeyim hemen; Renault Trezor ve Vision Mercedes-Maybach 6. Çünkü bu konsept araçlar hatırlanmayı hak ediyordu. Peki ya diğerleri? İşte orası kocaman bir soru işareti.

BİZE ULAŞIN