YAZIYI GÖNDER
Adınız, Soyadınız
E-posta Adresiniz
Alıcı E-posta
Mesajınız
www2.esquire.com.tr

Yaşayan efsane

Onu yenebilmek için çok ciddi rakipler ürettiler. Bazen tasarımından bazen de kabiliyetlerinden ilham almaya çalıştılar, ama başaramadılar. O, hala en şık, hala en yetenekli...

Yazı: Onur AKÇAY

Bazı istisna modelleri saymazsak, bir araca 'efsane' yakıştırması genellikle üretimi bittikten sonra yapılıyor. Hani ülkemizde öldükten sonra kıymet bilmek vardır ya, tıpkısının aynısı. Araç birkaç kuşak devam eder, çok büyük satış rakamlarına ulaşır, sonra tabiri caizse modası geçer, ama birileri için artık o bir efsanedir. Bazı modeller de çok az üretilir, çok az sayıda şanslı kişide bulunur, koleksiyonerler için de o araç bir efsane olarak kabul edilebilir. Fakat onlarca eski-yeni ciddi rakibi olmasına rağmen yaklaşık 38 yıldır tahtını korumayı başaran bir model var! Üstelik hâlâ hayatta ve şimdiden unutulmazlar arasında yerini aldı bile; işte, yaşayan efsane Mercedes-Benz G Serisi.

Zorlu arazi koşulları için geliştiren G Serisi, gerçekten büyük bir başarıya imza atmış durumda. Lanse edildiği 1979 yılında çok iyi bir araç olduğu kesin. Ama geçmişe dönüp aracı tasarlayan veya üretim emrini veren marka yetkililerine sorsak, bu kadar uzun soluklu bir başarıyı tahmin edebileceklerini sanmıyorum. Çünkü sıradan bir sedan ve hatchback modelden bahsetmiyoruz. Çok fazla satarak hayatta kalabilmek başka bir şey, tüm dünyada prestijli kabul edilen, niş ve pahalı bir model olarak hayatta kalabilmek, üstüne üstlük birkaç defa 'Yılın Arazi Aracı' seçilebilmek başka bir şey! Evet doğru, ülkemizde SUV'lar doğru amaç için kullanılmıyor. Bu tür araçlar ünlü mekânlarda vale'lerin müşteri sıralamasını yapabilmesi için bir gösterge haline dönüştü, o da doğru. Fakat 'hadi' dediğinizde asla pişman etmeyen bir model, Mercedes-Benz G Serisi. Ciddi off-road parkurunda aracı kullanan biri olarak rahatlıkla söyleyebilirim ki; araç arazide inanılmaz yetenekli.

Eğer off-road tecrübeniz varsa, G Serisi ile bir engele takılmanız neredeyse imkânsız. Tırmanma veya inişlerde "Yok artık, ben burayı denemeyeceğim." diyerek birkaç defa korktuğumu da itiraf edeyim. Neyse ki tecrübesine çok güvendiğim off-road canavarı arkadaşlarımın cesaretlendirmesiyle parkuru tamamlayabildim. Ama bazı engellerden geçtikten sonra dönüp arkaya baktığımda "Burayı nasıl geçtim ben?" dediğim çok yer oldu. İşte işin sırrı da burada; o engelleri sürücü değil, G Serisi geçiyor. İnsan da kendi kabiliyetlerini de bildiği için mantığına oturtamıyor. Mesela bir çamur havuzu geçişi öncesi "Kesin boğulacağım!" dediğimi çok net hatırlıyorum. Korkumu tetikleyen sebep şuydu; önümdeki aracın geçişi sırasında neredeyse sadece camlarını gördüm, koca araç kayboldu. Neyse ki G Serisi sayesinde sağ salim geçebildim ve bu satırları yazabiliyorum.

Arazide yetenekli olan araçların ortak bir özelliği var; lüks SUV'lar gibi teknolojik ve konforlu değiller. Biraz daha sarsıntılı ve sesli sürüşler sizi bekliyor. Fakat bence değer. Sanırım Mercedes-Benz'de aynı fikirde olacak ki aracın iç ve dış tasarımında yıllar geçtikçe küçük revizeler oldu, ama çok marjinal değişikliklere gidilmedi. Aslında diğer SUV'lara ilham veren bir modele de bu yakışırdı. Mercedes-Benz G Serisi'nde 3.0 litre 211 beygir G 350 BlueTEC'ten başlayan, 6.0 litre 612 beygir gücündeki G 65 AMG'ye kadar uzanan farklı versiyonlar bulunuyor.