YAZIYI GÖNDER
Adınız, Soyadınız
E-posta Adresiniz
Alıcı E-posta
Mesajınız
www2.esquire.com.tr

Şimdi onun zamanı

Son dönemin popüler dizi ve sinema projelerinden tanıdığımız Bestemsu Özdemir'in kaderi bir markanın tanıtım yüzü olmasıyla bir gecede değişmiş. Bugün artık beyaz camın güzellerinden biri ve adımlarını sağlam atmak için çok çalışıyor.

Röportaj: Türkan DOĞAN

Fotoğraf: Canan Yetişti SATKIN

ESQUIRE: Senin hikâyende annenin önemli bir rolü var. Küçükken annen ve baban ayrılmış ve sonra hayatına annenle devam etmişsin…

BESTEMSU ÖZDEMİR: Annem ve babam, büyük bir aşkla evlenip ben iki yaşındayken boşanmışlar. Beş yaşına kadar anneannemin yanında, Ankara'da yaşadım. Annem yastığıma parfüm sıkıp "Bu koku geçmeden seni görmeye geleceğim,"derdi ve dediğini de yapardı. Annem benimle bir hayat kurabilmek için tek yapabileceği işi yapıp emlakçı olmuş. Bir gün, bir ayakkabı markasının sahibine ev satmış ve diksiyonu düzgün diye o kişi anneme iş teklif ettikten sonra annemin hikâyesi bütünüyle değişmiş. Durumunu biraz düzeltince beş yaşındayken beni de yanına aldı ve İstanbul'da annemle yeni bir hayata başladık.

ESQ: Peki sen çocukluğundan itibaren oyuncu olmak isteyen o küçük kız mıydın?

B.Ö: Hayır. Oturduğumuz sitede futbol oynayan, erkeksi hareketlerim ve tipimden dolayı 'Saint Benoit'da okuduğuma inanılmayan küçük bir kızdım. Ne olduysa liseden sonra oldu.

ESQ: Hala Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi'nde, Tekstil ve Moda Tasarımı Bölümü'nde öğrencisin…

B.Ö: Aslında mücevher tasarımı alanında eğitim almak istiyordum, ancak üniversiteye gideceğim yıl, Mimar Sinan'daki mücevher tasarımı bölümü, takı tasarımı olarak değiştirildi. Bu yüzden moda tasarımını tercih ettim.

ESQ: Seni ilk olarak ünlü bir markanın tanıtım yüzü olarak gördük. Ardından ekran maceran başladı. Gerisini senden dinleyelim mi?

B.Ö: Her şey annemin beni arkadaşının ajansına kaydettirmesiyle başladı. Pek ilgim ve alakam olmamasına rağmen henüz lisedeyken markaların katalog çekimleri için görüşmelere gidip gelmeye başlamıştım. Bir sabah, İstanbul'un bütün billboard'larında kendimi görmemle başladı her şey. Modelliği çok sevmeyince oyunculukta şansımı denemek istedim. Sonra zaten her şey hızlıca gelişti. 'İstanbul Hatırası', 'Araf Zamanı', 'Sakarya Fırat' ve 'Kara Para Aşk' isimli dizilerde rol aldım.

ESQ: Yeni sezonda 'Meryem' isimli dizide genç bir avukata hayat vereceksin. Rolüne nasıl hazırlanıyorsun?

B.Ö: 'Meryem' dizisinde Beliz isimli bir avukatı canlandıracağım. Çok 'dişi' bir karakter ve ilk bölümde ona hayat verirken bir hayli zorlandım. Avukatların nasıl davrandıklarını ve giyindiklerini görmek için adliyeye gittim. Erkek arkadaşım Can (Yaman) da oyuncu olmasının yanı sıra avukat. Onun da bana yardımları oluyor. Oyunculuk konusuna çok kafa yoruyorum. Çok fazla gözlem yapıp sürekli insanları izliyorum.

ESQ: Bu yıl, 'Biz Size Döneriz' isimli bir sinema filminde gördük seni. Sinema filminde oynamak nasıl bir tecrübeymiş?

B.Ö: Sinema deneyimi çok farklıymış çünkü çok 'temiz' oynaman gerekiyor ve perdede, kaçırdığın her anı çok net görebiliyorsun. Uzun bir çalışma döneminde provanı gerektiği gibi yapıp istediğin gibi çalışabiliyorsun. 'Biz Size Döneriz' dışında geçtiğimiz yıl oynadığım, Ahmet Karaman'ın yönettiği, 'Baba Kayboldum Nerdesin?' isimli film de önümüzdeki aylarda vizyona girecek. Şu anda ise başka bir sinema filmi için görüşmeler yapıyorum.

ESQ: Şu anda hayatının nasıl bir dönemindesin?

B.Ö: İyi hissediyorum. İşim, ailem, özel hayatım ve diğer her şey, yolunda gidiyor. Şükrediyorum. Altı ay öncesinde her şey çok kötü ve belirsizdi. Kötü tecrübeler yaşamıştım. Özel hayatımda sıkıntılı bir süreç yaşıyordum. Şu anda çok daha netim.

ESQ: Erkek arkadaşın Can Yaman çok beğenilen, yeni jönlerden biri. Mutluluğunun kaynağı biraz da o mu?

B.Ö: Can kişiliğime ve fikirlerime saygı duyan, çok anlayışlı biri. Kendinden yola çıkıp sürekli "Ben, ben…" diyen biri değil. Sürekli dinler ve karşısındakini anlamaya çalışır. Çok fazla ortak noktada bulaşabildiğim biri. İkimiz de birbirimizi değiştirmeye çalışmıyoruz, birbirimizi olduğumuz gibi seviyoruz.

ESQ: Şu anda 26 yaşındasın. 30'larına doğru hangi özelliklerini törpülediğini düşünüyorsun?

B.Ö: Öteleme huyum vardı. Problemin çözümünü ötelemek ya da durumun kendisinden kaçmak gibi... Onların hepsi geçti. Artık her konuda çok daha netim. Sıkıntı duyduğum her neyse onu söyleyebiliyorum.

ESQ: Hayır demeyi mi öğrendin?

B.Ö: Evet. Hayır demeye başladıktan sonra çok rahatladım. Çok ılımlı bir tavır takınarak söylesem de bir şekilde söyleyebiliyorum. Hayır diyebilmek sandığım gibi 'kötü' bir tavır olarak da algılanmıyormuş. Korktuğum gibi bir şey de değilmiş. Tam tersine insanlar sana saygı duyuyor. Bir şeye hayır diyebildiğinde bu senin karakterini gösteriyor. Her şeye evet demek bir çeşit kaypaklık gibi de algılanabiliyor.

ESQ: Hepimizin pişman olduğu durumlar var. Sende durum nedir?

B.Ö: Tüm yaşadıklarımı yaşamam gerekiyormuş diye düşünüyorum. O yaşadıklarım beni şu andaki Beste yaptı. Yine olsa yine yaşardım herhalde. Yaşadıklarım ve yaptıklarıma dair pişmanlıklarım yok. Yaşanan her şeyin bir sebebi olduğunu ve daha iyi bir şeye vesile olacağını düşünüyorum. Kötü şeyleri aşamasaydım ne Can'ın ne de işimin kıymetini bilebilirdim. Son yıllarda yaşadıklarımdan çok şey öğrendim.

ESQ: 35'ten önce mutlaka neleri gerçekleştirmek istiyorsun?

B.Ö: Her şeyden önce oyunculuğumun rüşdünü ispatlamak istiyorum. "Bestemsu Özdemir iyi oyuncudur," denilmesini istiyorum. Ve bir de eğitimini de aldığım alanda bir şeyler yapıp mesela bir moda markası yaratmak ya da bir denim koleksiyonu hazırlamak istiyorum. En önemlisi de hayvanlar için sahiplendirme gerekliliği olmayan bir barınak açmak istiyorum

BİZE ULAŞIN