Esquire
 

Yeşil sahanın ve beyaz perdenin "kötü adamı"

Şimdilerde beyaz perdenin kötü adamlığına soyunan Vinnie Jones, futbol oynadığı dönemde sertliğiyle nam salmıştı. Maçtan bir gün önce rakip takımın forvet oyuncularının korku dolu kabuslar görmesine sebep oluyordu. Futbolcu olarak meziyetleri tartışmaya çok açık olsa da, takımını ateşlemek konusunda ondan iyisinin olmadığında herkesin görüş birliğine vardığı Vinnie Jones, kendisine layık görülen bu kaçıklık diplomasını sonuna kadar hak etmişti.

Pop ilahesi Madonna'nın şimdiki kocası Guy Ritchie'nin adı ilk kez 1998 tarihli bir filmin jeneriğinde karşımıza çıktı: Lock, Stock & Two Smoking Barrels. (Ateşten Kalbe, Akıldan Dumana) Bu olağanüstü filmin yönetmeni bizim için ne kadar muammaysa, filmin sonlarına doğru ortaya çıkan ve Big Chris karakterini canlandıran oyuncu da bir o kadar tanıdıktı. Kim olduğunu hemen çıkaramadık. Çünkü onu beyaz bir perdeye yansıyan renkli görüntülerin içinde değil, etrafı çılgınlar gibi haykırıp bağıran bir insan güruhuyla çepeçevre sarılmış yeşil alanlarda izlemeye alışmıştık yıllardır. Bildiğimiz kadarıyla o modern zaman gladyatörlerinden biriydi; hem de en vahşi olanlarından. O, adına futbol denen zararsız muharebelerin yapıldığı yeşil sahaların gördüğü en hiddetli savaşçıydı. O, Vinnie Jones'tu. Görünen o ki insanlar Vinnie Jones'u beyazperdeye, yeşil sahalardan daha çok yakıştırdı. Bunun neticesinde, Vinnie kısa bir sürede önemli bir sinema kariyeri elde etti. Bu uğurda futboldan çabuk koptu. Şanslarını sinemada deneyen futbolcular daha önce de olmuştu, ama onlar değil, Vinnie Jones başarmıştı. Vinnie hayatı boyunca yaptığını bir kez daha tekrarlamış, kendinden çok daha yetenekli olanları bir kez daha alt etmişti, kendi tarzıyla ve kendi yöntemleriyle... Vinnie Jones 5 Ocak 1965'de Watford'da doğdu. Doğduğunda İngiliz'di ama sonradan anne tarafından Galli olduğunu keşfetti. Bu onun Galler Milli Takımı'na seçilmesiyle sonuçlandı. Kötü ününe rağmen takımın düzenli bir oyuncusu oldu, kupalar kazandı, hatta Hollanda'ya karşı bir maçta takım kaptanı olarak çıktı sahaya. Bu onun en gurur duyduğu anlarından biri oldu.
Vinnie futbol kariyerine oldukça geç başladı. Tam anlamıyla profesyonel olmayan Wealdstone takımına girdiğinde 19 yaşındaydı. Bu, onun futbol meziyetlerinin neden fazla gelişkin olmadığı sorusuna açık bir yanıt veriyor. İki yıl sonra Wimbledon'a taşındı ve o yıllarda "Crazy Gang" (Çılgın Çete) adıyla anılan bu takımda top oynamaya başladı. Vinnie tam yerini bulmuştu. Wimbledon'a "Çılgın Çete" denmesinin ardında oldukça abartılı maço ve kaba tavırlarıyla meşhur takım oyuncularının birbirine ve teknik direktörleri Dave Bassett'e yaptıkları eşek şakaları vardı. Üstelik futbolu da son derece estetikten ve zekâdan uzak, basit ve amatörce oynamakla suçlanıyorlardı. Ama bu samimi ortam müthiş bir takım ruhu yaratmış ve bu takım ruhu da başarıyı getirmişti. Birkaç yılda takım ligin dibinden iyi yerlere geldi. Bunu yaparken Wimbledon ne oyun stilinden, ne de "bütün dünyaya karşı biz" tavrından ödün vermişti. Wimbledon 1988'de Liverpool'un mutlak favori gösterildiği final maçında 10 galip gelerek FA Cup'ı kazandı.

YAZI: EGE GÖRGÜN

Sayfayı Gönder
"));