Olma Kılavuzu:

Karizma ve yeteneğin doğru oranlarda bir arada bulunduğu yegâne isimlerden biri. Adını sinema tarihine ‘King of Cool’ olarak yazdırmış bir fenomen… Bu kişi, Steve McQueen’den başkası olamazdı.

Baran ALIŞKAN
esquire.com.tr


Beyaz perdede en fazla etkiyi bırakan isimlerinden biri olan ile tanışmanızı istiyoruz. Duyamadık? Siz zaten tanıyorsanız lütfen bahsi geçen efsaneyi başkalarının da öğenmesini sağlayın. McQueen rol aldığı film setlerinde talep ettiği 'bedava' ürünler yüzünden garip karşılanan bir star. "Gerçeklerin bir gün ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır." sözünden hareketle bir kere daha yanılmıyoruz. McQueen tek başına büyüdüğü ıslahevine talep ettiği eşyaları göndererek oradaki çocukları kendi kaderine mahkûm olmasına izin vermemiş. Belki de bu hikâyeyi ilerleyen satırlarda okumanız daha doğru olacaktı fakat kaşına-gözüne vurulan nesillerin biraz olsun kalbine dokunmak istedik, o kadar. Islahevi de elbette onu unutmamış. "Steve McQueen buraya bir çocuk olarak geldi, adam olarak çıktı." sözleriyle onu onurlandırmıştı.

Steve McQueen 1930 yılında doğduğunda babasını hiç tanımayacak ve annesi tarafından küçük yaşta terk edilecekti. Amcası tarafından büyütüldükten sonra yeniden annesi tarafından ıslahevine yerleştirilecekti. Aile kavramına aşina olmadığı için kendine bir amaç ararken Deniz Kuvvetleri'ne katılma kararı vermiş. Bu karara yalnızca iki-üç yıl bağlı kaldıktan bir süre sonra 1952'de oyunculuk dersleri almaya başlamış ve sinema tarihine geçecek kariyer planını oluşturmuştu. İyi ki tanıdık seni Steve!

Tiyatro sahnelerinde aradığını bulamayınca 'un kapısını çalan McQueen'e bir yer açılması da bizim şansımız herhalde. 'The Magnificent', 'Great Escape', 'The Send Pebble' ve 'Bullitt' filmleri ise onu listemizdeki sarsılmaz bir tahtına yerleştirdi. Hız tutkunlarının favorisi 'Le Mans' filminde oynadığı rolü fenomen kabul edenlere ise kötü bir haberimiz var. McQueen'in ölümüne sebebiyet veren kanserin yarışlarda giyilen kıyafetlerin içinde bulunan bir maddeden oluştuğu tartışmaları hal daha yüksek sesle konuşuluyor. Çünkü özel hayatında da motor yarışlarına katılan hatta oyunculuk eğitimini bu işten kazandığı parayla alan bir isim McQueen.

Peki, her dönemin en karizmatik erkeği olmayı başaran McQueen'in sırrı neydi? Doğuştan sahip olduğu 'serseri' imajı belki de onu daha da karizmatik gösteriyordu. Hayatın sillesini henüz doğarken yemiş birinin umursamazlığı göz dolduruyordu. Büyük isimlerden oyunculuk dersi almamış ama kendisine uygun tüm karakterleri hakkıyla teslim etmiş bir oyuncu. Çabasız yeteneğiyle bir yıldız gibi parlarken her hareketiyle ikon olma meselesini özetler bir havaya sahip bir isim. Kötü alışkanlıklarını da görmezden geleceğimizi sanmayın. Bu konuda ona biz de kırgınız… Fakat öyle bir kırılma noktası var ki onu asla es geçemeyiz. Ünlü yönetmen roman Polanski ve eşi Sharon Tate'in evindeki yemek davetlileri arasında ismi varken başka bir yere gitmeyi tercih ederek hayatını kurtarmış. O gün, şizofren seri katil Charles Manson tarafından öldürülen davetliler listesinden kaderin cilvesi ile sıyrılmış.

Steve McQueen üç evliliği ve üç çocuğuyla aile özlemini gideremezken zahmetsiz stiliyle bugün de gelecekte de adından söz ettirecek. 1900'lü yılların ortasında verdiği pozlarla, kıyafetleriyle ve yakışıklılığıyla önümüzdeki yıllarda da birçok ikon listesinde ilk sıralarda yer alacaktır. Nasıl mı bu kadar emin olabiliyoruz? Steve McQueen'e tekrar bakın…




BİZE ULAŞIN