La Liga 'Barça'lanıyor mu?

İspanya'nın özerk bölgesi Katalonya'nın bağımsızlık referandumu, olası bir ayrılık durumunda ekonomi, uluslararası ilişkiler, AB üyeliği ve güvenlik gibi birçok noktada sorunları gündeme taşıdı.

Yazı Gökhan İlker

sokakları bir süredir sadece ayrılıkçılara değil, İspanya ile ortak bir yaşamın devam etmesini savunan Katalanlara da ev sahipliği yapıyor. Ancak bütün bağımsızlık tartışmaları, futbolla yatıp kalkan ülke için Barcelona takımına geldiğinde kilitleniyor. 'Més que un club', yani 'bir kulüpten ötesi' olarak anılan Barcelona ve artçıları, La Liga'yı ne derece yıkıma uğratabilir?

Toplam 17 özerk bölgeye sahip İspanya'da, ve Bask bölgesindeki ayrılıkçı hareketler daha önce de bağımsızlığı gündeme getirmişti. Futbol açısından baktığımızda ise bu özerk bölgelerden Katalonya, Bask, Endülüs, Cebelitarık ve Galiçya gibi bazılarının milli takımları bile bulunuyor. Hatta bu takımlar kendi aralarında dostluk maçları bile yapıyor. Mesela Katalan milli takımında sadece Katalonya doğumlular değil, Barcelona efsanesi Johan Cruyff ya da Bojan Krkic gibi yabancı isimler de oynuyor(du).

Athletic Bilbao, kendini Bask ülkesinin milli takımı olarak görüyor ve kadrosunda İspanyol ya da yabancı oyuncu bulundurmuyor. Yıllar önce forma giyen, Fransa'nın Bask bölgesinde doğan Bixente Lizarazu bile koyu milliyetçiler tarafından istenmemişti. Ağır hakaretler ve tehditler alan 'Zıplayan Basklı' lakaplı Lizarazu, kurtuluşu Bilbao'dan ayrılmakta buldu. Bölge takımı Real Sociedad'da ise yabancı oyuncular oynarken İspanyol oyunculara pek forma şansı verilmiyor. Katalonya'ya gelindiğinde ise milliyetçi kimliği en öne çıkan takım Barcelona sayılabilir. Asla Athletic Bilbao kadar göze sokulan bir milliyetçilik algısı yaratılmasa da tribünlerde her zaman "Catalonia is not Spain." (Katalonya İspanyol değildir.) pankartları yer alıyor. Espanyol dâhil diğer takımlar ise Katalan oldukları vurgusu yapmıyor.

Ancak bağımsızlık tartışması, tüm bu takımları ve futbolcuları tartışmanın içine çekti. Barcelona yönetiminin son üç döneminde görev alan başkanlar Joan Laporta, kara para aklama suçundan tutuklanan Sandro Rosell ve Josep Maria Bartomeu'nun bağımsızlık yanlısı olduğu biliniyor. Bu yüzden bölgenin bağımsızlığı tartışılırken kulüp, tartışmaların dışında kalmayı hiçbir zaman benimsemedi. Hatta Joan Laporta başkanlıktan ayrıldıktan sonra 'Bağımsızlık İçin Katalan Dayanışması' adlı bir parti bile kurdu. Laporta şimdilerde ise Democràcia Catalana Partisi milletvekili. Futbolcular da bu tartışmanın uzağında kalmadı. Özellikle Katalan kimliklerini öne çıkarmasıyla tanınan eski kaptan Carles Puyol, Katar takımı Al-Sadd'da forma giyen Xavier Hernandez ve takımın şu andaki kaptanı Gerard Piqué, doğrudan tartışmanın tarafı oldu. Sosyal medyadan Katalanlara oy verme çağrısı yapan Piqué, bir süredir Katalonya'nın bağımsızlığı için en çok ses çıkaran isimlerin başında geliyor. Ancak milli takımda oynadığı için İspanyol taraftarların tepki gösterdiği oyuncu, seyircisiz oynanan Las Palmas maçından sonra gözyaşları içinde yaptığı açıklamada, "Katalan'ım, kendimi öyle hissediyorum. Bugün hiç olmadığı kadar Katalonya halkıyla gurur duyuyorum. Çünkü bu son yedi yıldır olağanüstü davrandılar. Hiçbir saldırı olmamıştı ama bugün jandarma ve ulusal polis ne yaptıysa yaptı." diyerek olaylardan dolayı İspanyol güvenlik güçlerini suçladı.

Piqué, milli takımda devam edip etmeyeceğine dair sorulara ise şöyle yanıt verdi: "Milli takımda devam edebileceğimi sanıyorum çünkü İspanya'da bugün Katalonya'da olanları (güvenlik güçlerinin müdahalesi) doğru bulmayan, demokrasiye inanan çok fazla insan olduğuna inanıyorum.
İspanya kimlik kartım ve pasaportum olduğu ve iyi bir futbol oynadığım sürece milli takıma çağrılacağımı düşünüyorum. Her zamanki gibi terimin son damlasına kadar sahada mücadele edeceğim. Teknik direktör (Julen Lopetegui) veya federasyon benim bir sorun olduğumu düşünüyorsa geri adım atarak milli takımı bırakma kararımı 2018'in önüne çekerim. Milli takıma gitmek bir vatanseverlik meselesi değil. Sadece gidip en iyi performansı göstermek gerekiyor."

Pique'ye destek Katar'daki Xavi'den geldi. Eski Barcelona efsanesi ve şu anda Katar'da Al-Sadd forması giyen Xavi bir video yayımlayarak, "Katalonya'da olanlar utanç verici. Demokratik bir ülkede insanlar oy kullanabilmeli. Katalonya'nın yanındayım. Yaşasın Katalonya!" mesajını gönderdi. Manchester City Teknik Direktörü Pep Guardiola referandumu desteklediğini açıklarken Barcelona'nın eski efsane kaptanı Carles Puyol da yaşanan olaylar üzerine Twitter hesabı üzerinden, "Oy vermek demokrasidir!" diye yazdı. Kendini daha fazla İspanyol hisseden birisi de cevap verecekti. İşte o cevap pek de beklenmeyen bir yerden, Kadıköy'den geldi. Sezon başında Fenerbahçe'ye transfer olan İspanyol golcü Roberto Soldado, yapılan açıklamalara Twitter hesabından tepki gösterdi. Fenerbahçeli golcü, Katalan bağımsızlık mücadelesinde İspanyol polisini desteklediğini açıkladı. Ülkesinde gittikçe tırmanan gerilime sessiz kalmayan Soldado, Katalan protestocular tarafından hurdaya çevrilen bir polis aracı fotoğrafı paylaşarak, 'O politikacıların amacı İspanya'ya karşı öfke yaratmak ve kışkırtmak,' diye yazdı. Soldado'nun bu tweet'i Marca gazetesi tarafından manşete taşındı.

Öte yandan referandumun yeşil sahadaki sembol ismi Piqué'ye doğrudan cevap, yakın arkadaşı ve Real Madrid'in kaptanı Sergio Ramos'tan geldi. Ramos, Dünya Kupası eleme maçları öncesinde Katalonya'nın bağımsızlık referandumuyla ilgili Twitter'da "Bugünden pazar gününe kadar kendimizi barış içinde ifade edelim. Onlara mazeret vermeyelim. İstedikleri bu. Güçlü ve yüksek sesle söyleyelim; oy kullanacağız," diyen Piqué'ye çıkıştı. İspanya Milli Takımı'nın da kaptanı olan Sergio Ramos, "Yuhalanmak gibi bir amacı yok ise, Piqué'nin tweet'i yaptığı en iyi şey değildi," dedi. Piqué'nin açıklamasının yanlış zamanda olduğunu dile getiren Ramos, "Elbette herkes istediğini söylemekte serbest ancak bir kaptan olarak takımdaki atmosferden sorumluyum. Piqué'nin ne yaptığını bildiğine eminim ancak belki de bunun zamanlaması doğru değildi ve açıkçası bana hiç yardımcı olmadı." ifadelerini kullandı.

Yaşanan gerginlik milli takım kampında da devam etti. Gerard Piqué, antrenman sırasında taraftarlar tarafından yuhalandı. Dünya Kupası eleme grubu karşılaşması için başkent Madrid'in dışında kampa giren İspanya Milli Takımı'nın çalışması Pique'nin protesto edilmesi nedeniyle sadece 23 dakika sürdü. Eleştirileri cevaplayan Piqué ise, "Hakarete maruz kalmak ve ıslıklanmak hoş değil. Tüm bunlar, benim için zor şeyler. Ama milli takımı bırakmak beni ıslıklayanları haklı çıkarır. Bir bağımsızlık yanlısı, İspanya Milli Takımı'nda oynayabilir. Bağımsızlık yanlısı olmak İspanya'ya karşı olmak demek değildir. 15 yıldır milli formayı giyiyorum. Burası, benim için bir aile gibi ve milli formayı giymem için en geçerli sebeplerden birisi de bu. İspanya Milli Takımı'nda oynamaktan büyük gurur duyuyorum. Kimse bundan şüphe duymasın." dedi.

Ramos ile aralarındaki atışma arkadaşlıklarını bozmamıştı. Pique çok detay vermese de yakın dönemde Sergio Ramos ile ortak bir yayımcılık işine gireceğini duyurdu. İspanya Milli Takımı Teknik Direktörü Julen Lopetegui de oyuncusuna destek verdi: "Piqué'ye yönelik hakaretlere yorum yapmaya gerek yok. Üzücü bir durum. Piqué, tahmin edilenden çok daha fazla bir şekilde, milli formaya her zaman en yüksek katkıyı sağlayan futbolculardan biri olmuştur. Şu anda da bizimle beraber çünkü mükemmel bir futbolcu. İspanya Milli Takımı'nda kimsenin siyasi görüşünü analiz etmiyoruz." İspanya'nın Arnavutluk'u 3-0 yendiği maçta da Piqué taraftarlar tarafından yuhalandı ve 60. dakikada Julen Lopetegui tarafından oyundan alındı.

Tekrar kulüp cephesine dönersek: Referandum günü yapılan Las Palmas maçı ciddi bir kriz yarattı. Las Palmas yönetimi maçtan önce mücadeleye Barcelona kulübünden yapılan bağımsızlık açıklamalarını protesto etmek amacıyla İspanya bayrağı bulunan formayla çıkacaklarını açıkladı. Kulüpten yapılan duyuruda "Las Palmas, bu tarihi dönemeçte sessiz kalabilir ya da harekete geçebilir. Biz ikincisini seçtik. Bugünkü formamıza umutlarımızı netleştirmek ve ülkemizin geleceği için küçük bir İspanyol bayrağına bugünün tarihini eklemeye karar verdik. Krallığın başkentine en uzak yerden, İspanya'nın bütünlüğüne olan inancımızı haykırıyoruz." dendi. Ancak referandum günü polis şiddetinin ardından önce maçın ertelendiği iddiası yayıldı. Barcelona kulübü ise tepki olarak maçın seyircisiz oynanacağını duyurdu. Guardiola gibi isimler tarafından bu karar eleştirilirken Barcelona Başkanı Josep Maria Bartomeu, 3-0 kazandıkları maçın ardından "Bu karar, bugün yaşananlara karşı olduğumuzu göstermek için bir önlemdi. Bu bir güvenlik meselesi değil. Polis 'Oynayabilirsiniz,' dedi ama Katalonya'da yaşananlardan ve yeterince özgür olamamaktan dolayı bu maçın farklı olacağını göstermek istedik. Sahaya çıkmasaydık altı puan kaybımız olacaktı; üç puan maça çıkmadığımız için, üç puan da ceza olarak. Puan kaybetmeye gerek yoktu. Tüm taraftarlarımız, yaşananlar karşısında duyduğumuz memnuniyetsizliği göstermemizi takdir etmeli." dedi. Ancak karşılaşmanın ertelenmesi gerektiğini savunan Asbaşkan Carles Villarubí ve yönetim kurulundan Jordi Monés kulüpten istifa etti.

Gelelim, tüm bunların ışığında cevabı merak edilen soruya; bağımsızlık halinde Barcelona La Liga'dan ayrılacak mı? Böyle bir durum olursa Katalonya Spor Bakanı Gerard Figueras, Barcelona'nın Premier League ya da Ligue 1'e gidebileceğini söyledi: "Olası bir bağımsızlık
durumunda Katalan ekipleri nerede oynamak istediklerine kendileri karar verecek. Bu İspanya olabileceği gibi İtalya ve Fransa gibi komşu bir ülke veya Premier League de olabilir." Ancak bu konuda beklenen açıklama, bağımsızlık referandumunun yasa dışı olduğunu söyleyen İspanya 1. ve 2. futbol ligi kulüplerinin bağlı olduğu Profesyonel Futbol Ligi'nin (LFP) Başkanı Javier Tebas'tan geldi. Tebas sert açıklamasında, "Katalonya tek taraflı bağımsız olursa Barcelona ne La Liga'da ne de Fransız liginde oynar. Umarım ki olmaz ama Katalonya'daki bu süreç devam ederse Katalan kulüpleri İspanya'da oynayamaz. Katalonya özerk yönetimi hükümeti spor bakanının Katalan kulüplerinin İspanya veya Fransa ligini seçebileceğini açıklaması beni şaşırttı. Sanırım bu kişi, Katalanları kandırıyor. La Liga iyi ya da kötü en iyi düzeyde kalmaya devam eder ama Barcelona, La Liga'dan ayrılırsa Avrupa'nın büyük kulübü olmaktan çıkar." diyerek La Liga'nın parçalanabileceğini duyurdu.

10 TAKIMLI KATALAN LİGİ

Ayrılık durumunda Gerard Piqué, Cesc Fàbregas, Jordi Alba, Sergi Roberto, Marc Bartra gibi isimler bir daha İspanya Milli Takımı'nda forma giyemeyecek. Sanılanın aksine Katalonya'da yaşayan İspanyol bir ailenin çocuğu olan Iniesta ise muhtemel tepkilere kulak tıkayarak kaldığı yerden devam edebilir. Ancak İspanya'nın hem milli takım hem de lig anlamında ciddi güç kaybedeceği aşikâr. Barcelona başka bir ülkenin liginde yer alamazsa uzmanlar 10 takımlı bir Katalan Ligi oluşturulabileceğini belirtiyor. Şu anda La Liga'da Barcelona, Espanyol ve Girona olmak üzere üç Katalan takımı bulunuyor. Alt liglerdeki Sabadell, Lleida, Llagostera, Gimnàstic de Tarragona, Figueres, Badalona ve EC Europa'nın bu kurulacak Katalan Ligi'nde yer alacağı vurgulanıyor. Uzmanlar ayrılık gerçekleşirse kalede yakın geçmişte jübile yapan Victor Valdés; savunmada Jordi Alba, Marc Bartra, Gerard Piqué, Martín Montoya; orta sahada Sergio Busquets, Sergi Roberto, Sergi Samper, Gerard Deulofeu ve Aleix Vidal ile forvette Red Bull Salzburg'un yakın dönemde parlayan 32 yaşındaki golcüsü Jonathan Soriano'dan oluşan bir Katalan Milli takımı kurulabileceğini
belirtiyor.

BİZE ULAŞIN