Kıskananlar Fav'lasın

Sosyal medya, kıskançlığı mı tetikliyor, yoksa biz zaten kıskanıyoruz da suçu sosyal medyaya mı atıyoruz?

Yazı Tolga Üyken

En eski çağlardan beri, hayatımızı kolaylaştırmak için icatlar yaptık. Ancak mucitlik kadar eski bir tutkumuz daha vardı: Hayatımızın aşkını bulmak. Ateşi bulduk. Amacımız yemek pişirmek, ısınmaktı. Fakat aynı ateşi karşımızdaki kişiyi etkilemek için mum ışığında romantik bir ortam yaratmak amacıyla da kullandık. Tekerleği bulduk. Bu kez de amacımız, gideceğimiz yere daha hızlı ulaşmak, yük taşımaktı. Fakat aynı tekerlek, bizi yaşadığımız yerdeki potansiyel eşler dışında uzak diyarlarda bizi bekleyen yeni aşklara da taşıdı. Yazıyı bulduk. Amaç, bilgileri kaydetmek, nesilden nesle aktarmaktı. Fakat yazı sayesinde sevdiğimiz kişiye aşk mektupları, aşk şiirleri yazdık. Paradan önce, altın gibi değerli madenleri kullanıp bir ekonomik sistem yarattık. Fakat altın, âşık olduğumuz kadının gerdanını, bileklerini ve hatta kulaklarını süsleyecek bir hediyeye dönüştü. Neyi icat ettiysek, neyi bulduysak; onu bir şekilde aşkı bulma amacımıza alet etmeden edemedik.

20. yüzyıla geldiğimizde, interneti yarattık. Bu sayede bilgi, dünya üzerinde muazzam bir hızla yayılabilecek, iletişimde fiziksel sınırlar kalkacaktı. Öyle de oldu. Fakat, başta da söylediğimiz en eski tutkumuz, 'hayatımızın aşkını bulma arzumuz' internetle bambaşka bir döneme girdi. Artık hayatımızın aşkını bulmak, yaptığımız icatların ikincil amacı değil, dosdoğru ilk amacıydı. ilk kurulduğunda, hedef insanların ilkokul arkadaşlarını bulması değildi. Kurucu Mark Zuckerberg başta sitesine 'Facemash' adını vermişti ve kullanıcılara karşı cinsten kişilerin fotoğraflarını gösterip 'seksi olup olmadıkları konusunda' oylama yaptırıyordu. Site daha sonra Facebook adını aldı ve oylama meselesi kaldırıldı. Artık arkadaşlarımızla iletişim kurabileceğimiz bir platforma dönüşmüştü. Fakat yine durmadık. Arkadaşlarımızın bulunduğu listenin adı 'Arkadaş Listesi'ydi ancak bu listeye bırakın arkadaş olmayı, tanımadığımız kişileri ekleyip aşkı aramaya devam ettik.

Daha sonra Twitter'ı bulduk. Twitter, çağın hızını yakalayan, kısa ve net bir ifade mecrasıydı. Fakat aynı Twitter 'DM'den yürümek' diye bir tabir yarattı. Instagram, sunduğu filtrelerle amatör fotoğrafçı olan bizleri birer 'profesyonele' çevirebilecekken birbirimizi beğendiğimiz ve amansızca flörtleştiğimiz koskoca bir üniversite kantinine dönüştü. Aşkı, nerede ise bulmalı ve yaşamalıydık. Bütün icatlarımız aslında bunun içindi. Tüm bu süreçte; ilişkilerin, sadakat duygusunun, eşler ve sevgililer arasındaki güvenin sarsılması da kaçınılmaz oldu. Hem de, tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar...

KISKANIRIM SENİ BEN

", ikili ilişkilerde inanılmaz bir tahribata yol açıyor." cümlesi farklı şekillerde kurulabilir. Ancak bu cümleyle ilgili temel bir sıkıntı var; sanki sosyal medya bir varlıkmış da, dışarıdan dâhil olarak ilişkilere zarar veriyormuş gibi bir ifade içeriyor. Oysa sosyal medyayı var eden, oluşturan, en küçük hücresine kadar elleriyle inşa eden yine bizleriz. İlişkilerde, sosyal medyanın verdiği bir zarardan bahsediyorsak aslında bu zararın yine ilişkiyi yaşayan bireylerden kaynaklandığını belirtmek gerekiyor. Arizona Üniversitesi'nden Robert Tokunaga'nın 2011 yılında yaptığı araştırma, üç kişiden birinin Facebook'u eski sevgilisinin profiline bakmak için kullandığını gösteriyor. Yani, üç kişiden biri maksadı 'iletişim kurmak' olan bir platformu aslında artık hiç iletişim kurmadığı kişileri 'kontrol etmek' ve 'gözetlemek' amacıyla kullanıyor. Bu durum, kulağa 'hastalıklı' gelebilir ancak dahası var. Yine Tokunaga'nın araştırmasında ve başka makalelerde, ilişkide güvensizliğin ve ilişkinin geleceğine dair kaygıların artmasıyla birlikte sosyal medyada geçirilen zamanın da arttığını gösteren bulgular var. Yani, sosyal medya mı ilişkilere zarar veriyor, yoksa zaten zarar görmüş ilişkiler mi bireyleri sosyal medyaya itiyor; bunlar cevaplaması güç sorular. Biraz, tavuk mu yumurtadan yoksa yumurta mı tavuktan çıkıyor durumu
gibi. İki durum da, birbirinin tetikleyicisi bir ölçüde.

İLİŞKİNİZDE SOSYAL MEDYAYLA BAŞ ETME YOLLARI

Harvard ve Yale Üniversitesi'nde görev yapmış Psikiyatr Dr. Marlynn Wei, altı maddede sosyal medyanın ilişkiler üzerindeki kötü etkilerini en aza indirecek öneriler sunuyor.

1. Partnerinizle Facebook'tan Twitter'a, Instagram'dan diğer bütün mecralara kadar sosyal medya meselesiyle nasıl baş edeceğiniz hususunda konuşun. Sizin için hangi eylemlerin sorun olduğunu net bir şekilde söyleyin. Onun için hangi eylemlerin sıkıntı yaratacağını sorun. Bu çerçevede bir sosyal medya yaşamı kurgulayın.

2. Partnerinizle ilgili olarak sanal âlemde karşılaştığınız bir şey canınızı sıkıyorsa derhal bu konuyu masaya yatırın. Örneğin sevgiliniz sizden önce Tinder gibi bir 'dating' uygulamasına üyeyse ve aktif olmadığı halde orada hesabı olması sizi rahatsız ediyorsa zaman içinde bu sıkıntının içinizde birikmesine meydan vermeden iletişime geçin. Bu durumu, siz 'stalklarken' fark etmiş dahi olsanız bunu da dürüstçe dile getirin.

3. Duygularınız söz konusu olduğunda kendinizi yargılamayın. Partnerinizin sosyal medya profilini didiklemiş ya da onun sizin profilinizi didiklediğini fark etmiş olabilirsiniz. İnsanlar bu konuda suçluluk duyabilir ya da bu duruma üzülebilirler. Ancak aslında bu çok yaygın bir davranış biçimi. Partnerinizin hesaplarını incelemek, illaki bir şüphe maksadı taşımaz. Bu davranışın altında doğal bir bağlılık duygusu ve partnerinin yaşamından haberdar olma arzusu da yatar. Her iki senaryoda da, çözüm konuşmak ve yargılamadan, suçlamadan iletişim kurmaktır.

4. Küçük eylemlerin kasti olmasalar da büyük anlamları olabilir. Sevgiliniz birisinin fotoğrafını beğendiğinde, o fotoğrafın altına yorum yaptığında ya da yeni bir arkadaşlık isteğini kabul ettiğinde bunun anlamı nedir? Bu noktalarda niyet okuma yerine, mevcut durum üzerine konuşmak ve açık olmak en doğru yol olacaktır.

5. Umumi hayatınız ile özel hayatınız arasındaki farkın ve bu ikisinin birbirini etkileyeceğinin bilincinde olun. Her ne kadar görünenle gerçeklik arasında anlamsal olarak farklar bulunsa da, görünen şeyin partnerinizin duygularını etkileyebileceğini, onu incitebileceğini unutmayın. Harekete geçmeden önce yaptığınız eylemin partneriniz cephesinde nasıl bir duygu uyandıracağını düşünün.

6. Sorunun bir sosyal medya sorunu mu, yoksa ilişkinin daha derinlerinde yatan bir iletişim problemi mi olduğunu anlamaya çalışın. Bu ve benzeri siteleri kullandığınız vakit, siz ve partneriniz mutsuz oluyorsanız belki de gizli kalmış bazı sorunlar vardır; bunlara kafa yorun. Belki de sorun sosyal medya değil, ilişkideki güven, sadakat, beraber geçirilen zamanın eksikliği gibi genel bir sıkıntıdır.

Türkiye'de de konuyla ilgili yapılan anketler mevcut. Poltio'nun yaptığı ve 8.665 kişinin katıldığı ankette, "Ayrılığın ardından eski sevgiliyi sosyal medya hesaplarından siler misiniz?" sorusuna katılımcıların yüzde 82'si "Evet." cevabını veriyor. Bir önceki veriyle karşılaştırdığımızda, çoğunluğun eski ilişkilerini sosyal medyadaki hayatlarından görünürde çıkardığını, gizli bir şekilde takip etmeyi sürdürdüğünü söyleyebiliriz. Bu noktada, eski ilişkileri takip eden kişinin nasıl bir motivasyonla bu eylemi gerçekleştirdiği de çok önemli. Yine Poltio'nun yaptığı ve 586 kişinin katıldığı bir ankette, kullanıcılara "Çoktan aştığınız halde sırf meraktan stalk'ladığınız (profilini gizlice açıp baktığınız) eski bir sevgiliniz var mı?" sorusu yöneltiliyor. Katılımcıların yüzde 45'i 'eski sevgilisini sadece meraktan' takip ettiğini belirtirken yüzde 11'i 'de 'birden çok eski sevgiliyi gizlice takip ettiğini' ifade ediyor. Bu eylemi gerçekleştirmek isteyip yakalanma korkusundan dolayı çekimser kalan yüzde 11'lik bir kesim de mevcut. Yani "Onunla bir daha asla görüşmeyeceksin!" cümlesini kuran kişinin müdahale gücü sıfıra iniyor. Görüşme gerçekleşmese bile, gizli gizli 'görme'yi engellemek pek mümkün değil. Burada gizliliğin de altını çizmek gerekiyor. Sosyal medyanın kıskançlığı hastalık seviyesine çıkarıp "Aldatılıyor muyum?" paranoyasına dönüştürmesinin altında da bu gizlilik mefhumu yatıyor.

"Sosyal medya, ikili ilişkilerde tahribata yol açıyor." cümlesi farklı şekillerde kurulabilir. Ancak bu cümleyle ilgili temel bir sıkıntı var; sanki sosyal medya bir varlıkmış da, dışarıdan dahil olarak ilişkilere zarar veriyormuş gibi bir ifade içeriyor. Oysa sosyal medyayı var eden, inşa eden bizleriz.

BENİ BENİMLE BIRAK

İlişki yaşayan bireyler, günümüzde eskiye nazaran hiç olmadığı kadar özel bir alana sahip. İnternet öncesinde, evli çiftlerin evinde ortak tek bir telefon rehberi varken bugün hem akıllı telefonlarımızdaki rehberler hem arkadaş listelerimiz ayrı. Bu durumla baş edemeyen çiftler, çareyi şifrelerini birbirleriyle paylaşmakta buluyor. Böylece, meşru bir şekilde birbirlerinin hesaplarına girip 'ne haltlar karıştırdıklarını' kontrol edebiliyorlar. Hoş, şifresi sevgilisinde veya eşinde olan biri göz göre göre böyle bir eylemi gerçekleştirir mi, bilinmez. Ancak bireyselleşme çağında, teknolojinin hepimizi 'özel birer birey' gibi hissettirmek için son gaz çabaladığı bu devirde şifre paylaşmak hiç de azımsanmayacak kadar geniş bir kitle tarafından uygulanan bir yöntem. Poltio'nun yaptığı ve 1.638 kişinin katıldığı ankette, partneriyle sosyal medya şifrelerini paylaştığını ifade edenlerin oranı yüzde 48!

HESAP MÜŞTEREK

Bazı durumlarda, sosyal medya şifrelerini paylaşmak da, ilişkilerdeki kıskançlık sorununu çözmeye yetmiyor. Bunun bir sonraki aşaması, evli çiftlerin veya sevgililerin ortak hesap açması. 'Gülçin Vedat Şenuygur' gibi 'karı koca' hesaplarına rastlamışsınızdır. Uzmanlar, bu durumun stalk yapmak veya gizli gizli takip etmekten çok daha sağlıksız olduğunu söylüyor. Gerçekten de ne zaman karşıma böyle bir hesap çıksa, aklıma hep 'bir elmanın iki yarısı' teşbihi geliyor. Ortak hesap açan çiftler, bir elmanın değil ama bir hesabın iki yarısı gibi oluyor. Birinin arkadaşı, doğrudan diğerinin de arkadaşı oluyor. Birini beğenen, doğrudan diğerini de beğeniyor. "Almanya yenilince biz de yenilmiş sayıldık." klişesi gibi, ortak hesabı kullanan bireylerden biri bir fotoğrafı beğenince diğeri de beğenmiş gibi oluyor. 'Gülçin Vedat Şenuygur' çiftinden Vedat'ın arkadaşı olduğunuzu düşünün ve Vedat'la pis bir futbol geyiği çevirdiğinizi hayal edin. Negredo'yla ilgili yapılmış bir caps'in altında "Gülçin Vedat Şenuygur bunu beğendi." yazısını görmek, sinir bozucu olabilir. 1990'lı yılların "Ailece beğenerek izliyoruz." klişesinin hortladığı garip anlar yaşanabiliyor.

TAKİBE TAKİP

Sosyal medyanın yarattığı huzursuzluk ve güvensizlik, çiftlerin birbirini sadece sosyal medya üzerinden değil, gerçek hayatta da takip etmesine neden oluyor. Google'a "Sevgilimin telefonu." yazınca çıkan sonuçlar içinde ilk göze çarpanlar "Sevgilimin telefonunu nasıl dinlerim?", "Sevgilimin telefonunu nasıl takip ederim?", "Gizlice takip etme…" gibi öneriler oluyor. Bunun için uzman yazılımlar bile üretiliyor. Arka planda çalışan uygulamalar, bireylerin başka bir telefonu gizlice takip etmesini, ön kamerasıyla gizlice fotoğraf ve video kaydı tutmasını, konum bilgisini anlık olarak kaydedip gün sonunda raporlamasını sağlıyor. Bu derece paranoyaklaştığımız bir dünyada, sosyal medyayı suçlamak ne derece doğru bilinmez. Bu yöntemlere başvuran kişiler, belki de sosyal medya olmadan önce eve gelince "Kapıyı niye geç açtın?" diye eşini sorgulayanların bir sonraki neslidir. Ancak değişmeyecek bir gerçek var: İletişimimizi kolaylaştıran her yeni icat aşkı bulma arzumuza alet olacak ve bu durum bize hep aynı soruyu sordurtacak: "Acaba başka biri mi var?"

SELAM BAYAN, TANIŞALIM MI?

'TheOtherProject' isimli bir sayfa, erkeklerin sosyal medyada tanışmak için attığı ilk mesajları derlemiş. Ne diyelim, kızlar biz size güveniyoruz ama çevreye güvenmiyoruz.

"Ne kadar temizsin, eski İstanbul'un saadeti gibisin." - İsimsiz

"Keşke bu mesajları taşa sarıp atabilseydim, tam kafana atardım. Belki o zaman dikkatini çekebilirdim." - İsimsiz

"İyi geceler. Hukukçu musunuz? Bir şey sorabilir miyim? Biz üç günle kadro kaçırdık bize kadro gelir mi sizce?" - Kadir

"Her şeyim tamam da bir sensin noksan." - Ragıp

"Bu yazıyı sorarken kim diye sorma, fotondan etkilenen biri." - Baran

"Sevişebileceğimizi düşünüyorum, sence?" - Cengiz

"Merak ettiğim bir şey var. Sana postmodern kadın diyebilir miyim?" - İsimsiz

"Merhaba resminiz sevimli, şirin bakıyorsunuz. Kerem, ben selamlar." - Kerem

"Yolda görsem size çarpardım :) Belki tanışma şansımız olur diye." - İsimsiz

"Merhaba. Niyetim rahatsız etmek değil ama birçok resminizi beğendim. Tıklayabilir miyim?" - İsimsiz

"Cici şey. Civciv gibi çok tatlısın anladın mı?" - Şükrü

"Saçlar çok iyi duruyor ya. Doğal mı, çıt çıt mı?" - Emre

"Seni ayarlamama yardım etmelisin." - Taygun

"Gizemlisin demek." - Asım

"Sex." - Oğuzhan

"Merhaba, cennet vatanımın en tatlı bayanı." - Tarık

"Senle.tanismak.istiyoru." - Feti

"Yakında ikinci romanım çıkıyor. Bunu topuklu ayakkabılarından şarap içerek kutlayalım." -Aytaç

"Annenin tel.ini alabilir miyim kızım? Ben Meliha teyzen." - Gökhan

BİZE ULAŞIN