YAZIYI GÖNDER
Adınız, Soyadınız
E-posta Adresiniz
Alıcı E-posta
Mesajınız
www2.esquire.com.tr

Sadece tek bir kaptan var!

Francesco Totti, tam 28 yıl önce ‘Küçük Prens’ olarak girdiği Roma kulübünün kapısından ‘Il Grande Capitano (Büyük Kaptan)’ olarak çıktı. Hem de öyle bir çıktı ki; 28 Mayıs’taki son maçı olan Genoa karşılaşmasının son düdüğüyle birlikte Roma Olimpiyat Stadı’nda hem kendi ağladı hem de binlerce Romalıyı ağlattı. Kolay değil, o gün, birçok imparatora ev sahipliği yapmış kadim bir şehir, şehre ruhunu veren son imparatorunu uğurladı.

Yazı: Gökhan İLKER

Francesco Totti'yi sıradan kelimelerle anlatmak zor. Şimdiye kadar yazı diline aktarılan kelimeler onun Roma için ifade ettiği şeyi eksik anlatmamıza sebep olabilir. Belki şu şekilde söylemek daha anlaşılır kılabilir; o, Messi'nin bile formasını istediği bir yıldız. Messi, geçen sezon Roma ile Barcelona arasında oynanan dostluk maçı sonrası Totti'den hem formasını istedi hem de birlikte fotoğraf çektirme ricasında bulundu. Arjantinli yıldızın Instagram hesabından "Çok özel ve harika biri!" sözleriyle paylaştığı fotoğrafı ise 1,8 milyon kişi beğendi.

Romalılar son maçında imparatorlarını 'Sadece tek bir kaptan var' diyerek karşıladı. Gerçekten de onun gibi kaç tane 'bayrak adam' kaldı ki. Bu yıl Philipp Lahm, John Terry, ABD'ye giden Frank Lampard, Xabi Alonso, Dirk Kuyt, Brezilyalı Maxwell gibi birçok takım için efsane olan iyi futbolcular yeşil sahalara veda etti. Peki, Totti'yi özel kılan ne? Kanımca Totti'yi diğerlerinden ayıran şey, kulüpte teknik direktör ya da yönetim tarafından istenmediği dönemlerde bile 'çocukluk aşkı' için mücadele vermesidir. Carlos Bianchi kendisini Sampdoria'ya göndermek istediğinde de, geçen yıl Roma Başkanı James Pallotta'nın "Artık yaşlandı, emekli olmalı." dediğinde de geri adım atmadı. O formadan kolay vazgeçmeyecekti.

Geçen yıl Mart ayında ABD'nin Boston kentinde düzenlenen bir konferansta konuşan Başkan Pallotta, Totti'nin İtalyan futbol tarihine adını altın harflerle yazdıran bir futbolcu olmasına rağmen yaşının ilerlediğini hatırlatarak, "Francesco, artık 39 yaşında. İnanılmaz bir yetenek ve kabiliyete sahip olmasına rağmen bence açıkça görülüyor ki birçok insan eskisi gibi oynayamadığını düşünüyor," diye konuştu. Totti'nin bu düşünceye katılmadığını aktaran Pallotta, "Vücudu ona bir şeyler anlatmaya çalışsa da aklı başka şeyler söylüyor. Kontrat süresi sezon sonunda dolmasına rağmen yenilenmesini istiyor. Roma camiasından da emekliye ayrılması yönünde inanılmaz bir baskı var. Buna rağmen onunla defalarca konuştum ve 'Bizimle farklı görevlerde 30 yıl daha çalışabilirsin. Bunu düşün,' dedim." ifadelerini kullandı.

Romalı sıradan bir ailenin çocuğuydu. Banka memuru Lorenzo ile ev hanımı Fiorella'nın oğlu olarak dünyaya geldi. Hep dikkat çekti. Erken yürüdü. 4-5 yaşlarındayken topu çok iyi kullanıyordu. Gerçek bir Romalı ve futbol delisi olan annesi Fiorella, abisi Riccardo ile Francesco'yu top oynarken kıyasladığında aradaki farkı net bir şekilde görüyordu. Bu yüzden, hem babası hem de annesi tarafından hep kendisinden büyük çocuklarla top oynaması için cesaretlendirildi. Nitekim Roma kariyerinde, 15 yaşındayken, kendisinden büyüklerin oynadığı gençler takımıyla şampiyonluk yaşadığında aileden kimse buna şaşırmadı.

Dedesi Gianluca, hatta anneannesi bile hasta Romalıydı. Anneannesi Maria, kulübün kapısından girerken genç Francesco'ya sadece tek bir öğüt verdi: "Bak Francesco, burası Roma ve sen başka takımın formasını giymeyeceksin. Hep Roma için mücadele eden bir gladyatör olacaksın." Aile bağları çok kuvvetliydi. Annesi, abisi Riccardo ile ikisini koyu bir Katolik olarak yetiştirmişti. Bu yüzden ilk kez Serie A'da Roma formasını giydikten yaklaşık altı ay sonra, 1994- 95 sezonunun açılış maçında Foggia karşısında Roma formasıyla ilk golünü attığında, soyunma odasından çıkar çıkmaz bunu abisi Riccardo'yla dondurma yemeye giderek kutladı.

Annesi Fiorella çok enteresan bir kadın. Oğlunun tüm kariyerini başlangıcından sonuna kadar saha kenarında izledi. Fiorella bir nevi Totti'nin gayri resmi menajeri gibiydi. Oğlunun elinden tutup seçmelere götüren de, Milanlı yöneticiler geldiğinde tekliflerini dinleyip reddeden de hep annesiydi. Roma'ya transfer olduğu günleri, Players Tribune'e yazdığı yazıda şöyle anlatıyor: "Tam 27 yıl önce, Roma'da yaşadığımız apartman dairesinin kapısı çalındı. Annem Fiorella kapıyı açtı, karşı taraftan gelen sesler futbol kariyerimi tanımlayabilirdi. Kapının diğer tarafındaki bir grup adam kendilerini futbol direktörleri olarak tanıtıyordu. Ancak Roma'dan değillerdi. Kırmızı ve siyah giymişlerdi. Yani Milanlıydılar. Onlarla gelip takımları için oynamamı istiyorlardı. Ne pahasına olursa olsun… Annem havlu atmış gibiydi. O beyefendilere ne demiş olabilirdi ki? Eğer Romalı bir çocuksanız önünüzde olası iki seçenek vardır: Kırmızı veya mavi; Roma veya Lazio. Söz konusu benim ailem olunca bu seçenekler teke düşüyordu." Daha sonra Lazio, 12 yaşındaki gencin transferi için kulübü Lodigiani ile anlaştı. Bu gelişmeyi duyan Roma, daha önce AC Milan'ı reddeden ailesinin evine altyapı yöneticilerini gönderdi. Totti, ezeli düşman Lazio'ya gidemezdi. Zaten Totti de yıllar sonra o günler şöyle anlatacaktı: "Eğer ailem o dönem Lazio'nun teklifi ni kabul etmiş olsaydı, onları muhtemelen öldürürdüm."

Totti'nin kariyerini annesi Fiorella şekillendirdi demek yanlış olmaz. Fierolla sadece oğlunu değil birçok başka takım arkadaşını da etkilemişti. Roma'ya ilk gittiğinde takımın bir başka efsanesi Giuseppe Giannini, ilk günlerini şöyle anlatıyordu: "Hemen kendini belli etmişti. İtalya futbolu için yaptıklarını hiç kimse yadsıyamaz. Bence Roma tarihinin en iyi oyuncusu. Kamplarda da sürekli birlikte kalırdık. Onda kendi gençliğimi görüyordum, çünkü benim birkaç sene önce yapabildiklerimi yapıyordu. Antrenmanlarda abilerinden bir şeyler öğrenmek için uğraşırdı. Onu kardeşim gibi severdim. Annesi Fiorella'yla da aramız çok iyiydi. Francesco'yla ilgili bazı kararları almadan önce bana danıştığı bile olurdu."

Totti, 1998'de, henüz 22 yaşında Roma'nın en genç kaptanı oldu. Gösterdiği karakter nedeniyle kimse bu yaştaki bir gencin kaptanlık pazu bandını takmasını yadırgamadı. 1998'de taktığı pazu bandını, tam 17 yıl sonra, özellikle minik takımlarda kaptanlık yapan 11 yaşındaki Mattia Almaviva'ya devretti. Tam da ondan beklendiği gibi. Takım kaptanı sadece sahada liderlik yapar ya da arkadaşlarıyla yönetim arasında köprü olur sanıyorsanız fena halde yanılıyorsunuz. Totti gibi bir kaptan, takımı için gerektiğinde para vererek transfer bile yapar. Romanya'nın gelmiş geçmiş en büyük golcülerinden Chelsea, Juventus ve Fiorentina'da birçok başarıya imza atan Adrian Mutu, futbol hayatındaki tek pişmanlığı şöyle anlatıyor: "Bir gün Totti beni çağırdı ve 'Maaşımdan bir milyon avro kesip Fiorentina'ya vereceğim. Böylece Roma'da hücum ikilisi olabileceğiz. Gelir misin?' dedi. Dürüst olmak gerekirse Totti böyle bir şey soruyorsa hayır diyemezsiniz. Ancak sonra Prandelli (Fiorentina'nın o dönemki teknik direktörü) ile konuştum. Prandelli bana 'Eğer gidersen istifa ederim,' dedi. Bu yüzden reddetmek zorunda kaldım."

Totti, İtalya'nın futbolu domine eden şehirleri Milano ve Torino'dan çıkmadığı için uzun süre ülkesinde hak ettiği saygıyı görmedi. Kendisine sorulduğunda birkaç kez daha fazla saygı görmeyi hak ettiğini söylemişti. Roma Kulübü'nün web sitesine verdiği röportajda kendisine sorulan "Futbolu bıraktığın zaman rakiplerin tarafından nasıl hatırlanmak istersin?" sorusuna şöyle yanıt verdi: "Bu benim karar verebileceğim bir şey değil. Bunu onlara bırakıyorum. Saygı duysunlar yeter. Bu bir futbolcunun kariyerindeki en önemli şey." Saygı görme isteği ve talebi oldukça açıktı. Ancak Başkan Pallotta kendisine yaşlı dediğinde de, geçen yıl Teknik Direktör Spalletti, "Artık eskisi gibi koşamıyor," diyerek takımdan kestiğinde de küllerinden doğan Anka Kuşu gibi geri döndü. Takımı sırtladı ve zorlu engelleri aştı.

Hak ettiği saygıyı ise Roma'nın düşman kardeşi Lazio'nun en ateşli taraftar grubu Irrudicibili'den gördü. Totti'nin futbolu bırakmasının ardından kendi sitesinde bir veda mektubu yazan Irrudicibili, zaman zaman kızdıkları, biraz dalga geçtikleri ve aslında kendi takımlarının bayrak adamı olmasını istedikleri Totti için şöyle yazdı: "Real Madrid seni çok istedi... Oraya gitseydin kaç kupa kazanabilirdin, bunu kimse bilemeyecek ama kabul ediyoruz ki Real Madrid'in istediği ve almayı başaramadığı tek şampiyon da sendin. Totti, Real Madrid'e gitmedin ama onlar sensiz beş Şampiyonlar Ligi, yedi şampiyonluk ve başka kupalar kazandı.

Senin gibi büyük futbolcu için az mı dersin? Yine de her şartta özellikle de bu değişen dünyada duruşun ve geldiğin noktada saygıyı hak ediyorsun. O saygıyı kendi taraftarından hiçbir zaman gördüğüne inanmıyoruz. Roma camiasının da sana saygı duymadığını gördüğümüzü bütün samimiyetimizle söylememiz lazım, bizi affet. Senin gibi bir futbolcu bizim takımda olsaydı, Roma yönetiminin sana davrandığı gibi davranamazdı. Bize karşı yaptıklarını hiçbir zaman unutmayacağız. Bunlar olması gerekendi. Roma'dayız, rakibiz ve derbi, ezeli rekabet böyle yürüyor. Yine de Roma şehrinin futbol sahnesinden düşerken bunca yıl sonra sana el uzatan rakip taraftarın senin en iyi düşmanın olduğu hiç unutma."

İmza: Irrudicibili Lazio/Senin en güzel düşmanların Aslında Totti, hayatında bir kere, tek bir defa Roma'dan ayrılmayı düşündü. 2004'te Real Madrid, Zidane'lı, Raul'lu, Ronaldo'lu kadrosunu Totti ile daha güçlendirmeyi düşünüyordu. Ancak Totti çok yüksek bir transfer teklifi yle gelen Real Madrid'i reddetti. Roma'nın o dönemki başkanı Franco Sensi, Totti'yi vermeyeceklerini şöyle ilan etti: "Bu paraya Kolezyum'u bile satarız ama Totti'yi asla." Yıllar sonra Players Tribune'da yazdığı mektupta Real Madrid'in içinde bir ukde olduğunu hissettirdi: "İlk maçım için sahaya çıktığımda evim için oynamanın verdiği gurur hissine yenik düşmüştüm. 25 yıl boyunca bu baskı -ayrıcalık- hiç değişmedi. Tabii ki de hatalarım oldu. Hatta 12 yıl önce Real Madrid için Roma'dan ayrılmayı düşündüğüm bir an vardı. Çok başarılı, hatta dünyadaki en iyi takım size teklif yaptığında, hayatınızın başka bir yerde nasıl olabileceğini düşünmeye başlıyorsunuz. Roma'nın başkanıyla konuşmuştum ve o bir şeyleri değiştirmişti. Ancak en sonunda ailem ile yaptığım konuşma hayatın ne olduğunu bana gösterdi. Evin her şeydir."

BİZE ULAŞIN