Enerjik başkent

Bir zamanların içe kapalı ve vakur kenti Bükreş, artık dinamik ve enerjik bir başkent. Birbirinden güzel müzeleri, yemyeşil parkları ve hareketli gece hayatıyla balkanların yeni gözdesi olan Bükreş, 17. ve 18. yüzyıl yapılarıyla oldukça zarif.

Yazı: Türkan DOĞAN

, 17. yüzyılın sonuna kadar Prensliği'nin müreffeh başkenti olarak nam salmıştı. Bir zamanlar Güney Doğu Avrupa'nın yıldızı olan kent, 19. yüzyıla kadar Doğu ile Batı arasındaki ticari bir köprü oldu. 20. yüzyılın başı ise bu vakur kentin altın çağıydı. 1930'lı yılların sonunda kent, zarif neoklasik yapıları, şık caddeleri ve yemyeşil parklarıyla Avrupa'nın 'Küçük Paris'iydi.

Ancak İkinci Dünya Savaşı ile 1940 yılında yaşanan 7,4 büyüklüğündeki deprem, kentin güzelliğini yerle bir etmeye yetti. 1977 yılındaki ikinci büyük deprem ise geriye kalan pek çok yapının yıkılmasına neden oldu. Ancak pek çok yıkımı art arda yaşayan kent, asıl büyük darbeyi tarihin en büyük tiranlarından biriyle; Çavuşesku ile yaşayacak ve tüm güzellikleri gölgelenecekti.


GEZ-GÖR

• PARLAMENTO SARAYI

Romen diktatör Çavuşesku'nun çılgın ve çirkin sarayı, Pentegon'dan sonra dünyanın en büyük yapısı olarak biliniyor. Sarayın yapımına 1984 yılında başlanmış ve aslında hâlâ tamamen bitmiş değil. 330 bin metrekarelik saray, ihtişamlı şamdanlar ve el dokuması halılarla kaplı üç bin odasıyla, Roman parlamentosuna ev sahipliği yapıyor. Sarayı gezmek için yanınızda pasaportunuzun olması şart.

• ROMANIAN ATENEUM

klasik müziğinin mabedi olan bu görkemli opera binası, 19. yüzyılın sonunda yaşanan depremde zarar görmüş ve halkın bağışlarıyla tekrar inşa edilmiş. Yapı, bu nedenle Roman toplumsal belleği için özel bir yere sahip. Bu görkemli müzenin avlusundaki mozaikler ise göz alıcı. Romanian Ateneum, günümüzde George Enescu Filarmoni Orkestrası'na ev sahipliği yapıyor.

• ULUSAL SANAT MÜZESI

Romanya'nın 19. yüzyıl Kraliyet Sarayı olan yapı, Romen sanatı için oldukça önemli. Müzenin Ulusal Sanat ve Avrupalı Ustalar isimli iki ana galerisi bulunuyor. Ulusal Sanat'ta, 'Antik Dönem' ve 'Orta Çağ' sanat alanında pek çok eseri görmek mümkün. Avrupalı Ustalar ise müzenin dikkat çeken bir diğer bölümü. Müzenin bu kısmında, 12 bin parçalık muhteşem Avrupa resmini görebilirsiniz.


1967 yılında devlet başkanı olan Rumen diktatör Nikolay Çavuşesku, iktidarı boyunca Bükreş'i yeniden inşa etmeye çalıştı. Totaliter rejimin yansıması olan devasa yapılar, kenti büyük bir şantiye alanına çevirirken kentin belleğini de tahrip etti. Yeni yönetim binası inşaatı için Eski Kent merkezindeki kiliseler, okullar ve hastaneler yıkılmış ve 40 bin kişi yerinden edilmişti. Çavuşesku, yüzyıllar boyunca tarihe tanıklık eden bu yapıları yıktırdığında Eski Kent merkezinin dörtte biri ortadan kaldırılmıştı. Devasa yapının inşasında gece gündüz çalışılmış; projeye yapılan büyük harcamalar ise pek de iyi durumda olmayan Romanya halkının belini iyice bükmüştü. Bu yıkım ise Çavuşesku'nun sonunu hazırlamıştı.

1989 yılında Çavuşesku'nun totaliter rejimi devrildiğinde ise geriye sadece heybetli ancak kaba ve travmatik bir saray kaldı. Çift taraflı, şık Neoklasik blokların sonunda yer alan bu güçlü saray, artık yeni rejimin yeni Parlamento Sarayı'ydı. Ve her zaman geçmişin bir hayaleti olarak Bükreşlilere yaşadıkları karanlığı hatırlatacaktı.


GÖRMEDEN DÖNME

• CALEA VICTORIEI

Bükreş'in kalbi konumundaki Lipscani bölgesi, aynı zamanda kentin en kalabalık ve turistik caddesi. Bölgenin bitimindeki Calea Victorie ise Bükreş'in en eski caddesi olarak biliniyor. 1692 yılında inşa edilen cadde, Bükreş'in son birkaç yüzyılının tanığı.

• HERASTRAU PARKI

Bükreş'in en güzel parkı olarak bilinen Herastrau Parkı, Piaţa Victoriei bölgesinin kuzeyindeki 200 hektarlık geniş bir arazi üzerine kurulu. Geniş bir gölü de barındıran parkta; kafede oturabilir, bisiklete binebilir ya da gölde bot gezintisine çıkabilirsiniz.

• KÖY MÜZESi

Kiseleff Bulvarı'ndaki Köy Müzesi, Bükreş inizdeki en farklı durak olabilir. Romanya'nın tüm bölgelerindeki geleneksel evlerin bir araya getirilmesiyle oluşturulan Köy Müzesi, bir çeşit zamanda yolculuk. Yüz yıldan bu yana Bükreş'in en güzel evlerini barındıran müzede, geleneksel Romen yaşamına tanık olmak mümkün.


Geçmişin izlerini gölgeleyen Çavuşesku'nun karanlık sarayı, bu güzel kente derin bir yara açmış. Ancak kent, yavaş da olsa ayağa kalmayı başarmış. Drakula efsanesinden kentin Küçük Paris unvanını almasına neden olan zarif mimarisine, komünist sistemden 1989 İhtilali'ne kadar pek çok şeyi görüp geçiren bu vakur kent, bugünün 'Yeni Dünya'sının aşırılıklarından da nasibini almaya başlamış.

Kente adım attığınızda yaşadığınız terk edilmişlik hissi, kasvetli havası ve sokaklara hâkim olan sessizlik, Bükreş'i gördüğünüz tanıdığınız diğer bütün kentlerden ayırıyor. Eskinin görkemini gölgeleyen Çavuşesku döneminin izleri, tek tip konutlar ve devasa yapılar, kente hüzünlü bir görünüm kazandırıyor. Buna bir de tıpkı İstanbul gibi her köşe başında ortaya çıkan sokak köpekleri eklendiğinde her yerde göremeyeceğiniz bir fotoğrafa tanık olabiliyorsunuz.


ULAŞIM

Otobüs, tramvay ya da troleybüs gibi farklı toplu taşıma araçlarıyla ulaşım olanağı sunan Bükreş'te, metro ile de dört farklı güzergâha doğru yolculuk yapabilirsiniz. Ancak tüm toplu ulaşım araçları için ayrı kartlar almanız gerekiyor. Kart almayanların denetçiler tarafından yakalanması durumunda ise ceza ücreti ödemek zorunda kaldığını şimdiden söyleyelim. Taksilerde ise durum bir hayli karışık, çünkü hepsinde farklı ücretler geçerli. Dikkatli olmakta fayda var.


Bükreş, sürprizli bir başkent. Turizme teslim olmaması; hâlâ pek çok şeyin yapaylıktan uzakta kendi dokusunu koruması, kenti özel kılıyor. 37 müze ve 22 tiyatro binasıyla kent, Eski Sovyet döneminin kültürel zenginliğinden izler taşıyor.

Güzel, zarif ve eskimiş görüntüsü kadar geniş caddeleriyle de etkileyici olan Bükreş, altı, sekiz şeritli caddeleriyle oldukça ferah. Buna bir de yemyeşil, geniş parklar eklendiğinde Bükreş'in sokaklarında dolaşmak tarif edilemeyecek bir mutluluğa dönüşüyor. Beton yapıların arasına hapsolmadan ve kalabalıklar sizi yormadan… Strada Lispcani, Calea Victoriei, Piata Romana, Piata Palatului, Soseaua Kiseleff ile Bulevardul Dacia, şehir turunuz sırasında büyülenerek gezebileceğiniz görkemli caddeler arasında.


KONAKLAMA

Bükreş turizmi henüz çok gelişkin değil, bu da otel fiyatlarına yansımış durumda. Fiyatlar genel olarak yüksek. Konaklama önerimiz, kentin butik sanat ve tasarım oteli Vila Arte. Dekorasyonunda 19. yüzyıl sanatının izlerini taşıyan yapı, yenilenen Osmanlı Odası ile oryantalist bir atmosfere sahip.

vilaarte.ro


Bükreş'e bir zamanlar 'Küçük Paris' denilirmiş. Bükreş, yeniden yapılandırılırken Paris'in şehir planı örnek alınmış. Görkemli binaların çevrelediği caddeleri aştığınızda kendinizi Şanzelize Caddesi'ndeymiş gibi hissedebiliyorsunuz. Yürüyüşünüz sırasında karşınıza Zafer Takı'nın çıkması da cabası. Ancak bize kalırsa Bükreş; müzeleri, parkları, kafeleri, gece hayatı ve kontrastlarıyla Paris'ten çok Berlin'i çağrıştırıyor.

Bükreş, yarattığı ferahlık hissinin aksine çok geniş bir alanı kaplamıyor. Bu dümdüz kenti iki ya da üç günde keşfetmeniz mümkün. Ya da pek çok sırt çantalı seyyahın yaptığı gibi Transilvanya'ya açılmadan önce bu kapıdan geçebilir ve ayrı dünyaların tezahürünü barındıran bu güzel kentle tanışabilirsiniz.


NE YENİR?

Akdeniz, Türk ve Slav yemek kültürünün bir karışımı olan Rumen mutfağı, Türk mutfağıyla paralellikler taşıyor. Bölge, Osmanlı topraklarının bir parçasıyken yemek kültürü de bu bütünlükten nasibini almış. Kahvaltıda beyaz peynir ve domates yemek, fırınlarda börek satılması ya da yemeklere çorbayla (ciorba) başlanması burada da yüzyıllardır devam eden bir adet. Örneğin lahana sarması (sarmale), bizdeki gibi Rumen mutfağının da yıldızlarından biri. Köfte (Mici), turşu (Muraturi), fasulye çorbası (Ciorba de fasole cu ciolan), işkembe çorbası (Ciorba de burta), şehriye çorbası (Supa cu taietei), sebze çorbası (Ciorba Radauteana) ve sucuk (Carnati) ülkenin önde gelen yemekleri arasında. Romanya'nın geleneksel tatlısı ise kızarmış hamurun üzerine peynir ve yaban mersini reçeliyle servis edilen 'Papanaşi' isimli leziz tatlı. Bükreş'te, ülkenin milli içkisi olan Tuica'yı da deneyebilirsiniz.

Mahâlâ Restaurant

Parlamento Sarayı'nın karşısındaki konumuyla oldukça merkezi bir lokasyonu olan restoran, ünlü şef Petru Sorin Cucu'nun mekânı. Mahâlâ Restaurant, Rumen mutfağının geleneksel tatlarını çağdaş yorumlarla sunuyor.

Calea Rahovei 147- 153, București, Romanya

+40 729 003 002

Baltazar

Bükreş'in en iyi restoranlarından biri olan Baltazar, yenilikçi tatları ve yerel üreticilerden tedarik ettiği malzemeleriyle ünlü. Mekân, geniş şarap mönüsü ve uygun fiyatlarıyla da tercih sebebi.

2 Dumbrava Rosie St.

+40 21 212 14 60


UNUTMAYIN!

Bükreş, baharda parkları ve caddelerinde saatlerce gezebileceğiniz kentlerden. Ancak kent, çevresindeki kayak merkezleriyle kış aylarında da tercih edebileceğiniz seyahat noktalarından biri. Bükreş'ten sonra Transilvanya'ya doğru yola çıkabilir ve Drakula efsanesini yerinde görebilirsiniz.

BİZE ULAŞIN