Ekim 31, 2014
02 Ekim 2012, Salı 16:07

Galata’nın Keyifli Uzantısı: Karaköy

Ekim ayı demek; deniz, kum, güneş üçlüsünden ayrılıp şehre dönmek demektir. Peki ama şehre döndüğümüzde, her şey aynı mı kalır? Bıraktığımız semt, sokaklar, tüm şehir... Tabii ki hayır! Yaz rehaveti, bazı semtlere uğramıyor, değişim sürüyor. Tıpkı, Karaköy'de olduğu gibi...


ESKİYE DÖNÜŞ, sadece modayla sınırlı değil. Şehrin tarihî semtleri de, insanların eskiye olan bu özleminden nasibini alıyor. İstanbul'da; önce, mahalle bakkallarıyla, manavıyla ve eski usul sokaklarıyla
meşhur Cihangir'e geri dönüş başlamıştı. Hatta esnaf bile anlayamamıştı, yazar-çizer takımının bu semte karşı birden bire oluşan bu ilgisini. Ardından, Çukurcuma ve Galata geldi. Özellikle Galata'nın daha da dar ve karanlık sokaklarında bulunan eski binalar, bir bir yenilendi; şehrin yeni bohem merkezi, birden bire Galata oluverdi. Tasarım butikleri ve kendine has kafeleriyle Galata, çok başka bir siluete kavuşurken; bir süre sonra, talebi de karşılayamaz hâle geldi.

ŞİMDİYSE, sırada Karaköy var. Galata'da yer bulamayan, sıkılan yeni bir soluk arayan herkes daha aşağılara indi ve Karaköy esnafına komşu oldu. Güzelim rıhtımı, paralel caddeleri, tarihî lokantaları ve meşhur Güllüoğlu Baklavacısı ile Karaköy; müthiş bir değişim içine girdi. İlk önce, hemen Güllüoğlu Baklavacısı'nın yanına, Positano adında bir pizzacı açıldı. Semtin monotonluğundan sıkılanlar ve ofis
çalışanları, her öğlen burayı mesken tutarken; mekân, kısa bir süre içinde kapandı. Yerine açılan Maya Restaurant ise, semte bambaşka bir soluk getirdi. Ödüllü aşçısı, hoş atmosferi ve muhteşem lezzetleriyle de mekân; yine kısa sürede gönülleri fethetti. Top top mücverler yoğurt sosla mideye indirilirken; bu mekânda, her gün yeni lezzetlerle tanışıldı. Akşamları, "Komşuyuz yahu! Ne rezervasyonu?" diye gidenler dahi hüsrana uğradı, mekân hep doldu taştı.

DERKEN, Bej Café geldi; yine Rıhtım Caddesi'ne. Yıllardır, "Güzelliğini kim keşfedecek?" diye beklenilen Fransız Geçidi'nde; hemen arka tarafında bulunan "Kâğıthane" isimli hediyelik eşya butiğiyle birlikte hayatımıza girmiş oldu, bu kafe. İki kız kardeşin hayallerinin birleşimi olan konsept, Bej'in kendine has sosuyla süslenmiş yoğurtlu kebabı ve mekânın muhteşem atmosferiyle gönüllerde taht kurdu.

SONRASINDA İSE BİR GÜN; tesadüfen, çöldeki vaha misali keşfedildi: Karabatak Café. Gün gelip de Karaköy sokaklarını arşınlayanların, kiliseyi dönünce çıkıverdi karşılarına. Başka hiçbir mekânda, ara sokak manzarası bu kadar güzel bir hâle bürünmemişti. Karabatak pencerelerinden bakmak, bu semtte ne tarafa bakacağını şaşıranlara güzel bir alternatif oldu. Mekânın en çok, Avusturya'dan ithal Julius
Meini kahvesi sevildi.

SON DÖNEMLERİN yıldızıysa, Ops. Küçücük bir mekân olarak, Karaköy'ün mis kokulu simit fırınına komşu olarak açılan bu kafe; kendine has atmosferiyle, akıllara, "Friends" dizisinde yer alan gözde mekân Central Perk'ü getiriyor. Açık mutfağı olmasına rağmen, iyi havalandırmasıyla kokuya mahal vermeyen mekânın; leziz mısır ekmeğinden tostları, kekleri, etli omleti ve bademli kurabiyesi mutlaka denenmeli.

GELELİM, Karaköy'ün keşfedilmeyi bekleyen bir diğer noktasına… Her geçen gün daha çok bir tasarım dükkânına benzeyen ve Fransız Geçidi'nde yer alan Lab İstanbul Mimarlık Ofi si; şimdilerde, oldukça
ilginç bir dükkâna ev sahipliği yapıyor. Yalnızca birinci el vintage gözlük satışı yapan Fashion@Eye'a mutlaka uğramalısınız. Tabii, Galata'nın favori butiklerinden Lastik Pabuç'a da öyle. Selda Okutan'ın tasarım takıları ile Atelier 11'in dekoratif ürünlerinin satıldığı bu butik sayesinde de Karaköy'de hareketlilik devam ediyor. Üstelik bir bir yenilenen oteller, elden geçirilip apart otellere dönü
şen eski binalarıyla yabancıların da uğrak yeri oluyor, Karaköy. Velhasıl, İstanbul'un tarihî mekânlarına, dokularıyla uyum içinde yeni bir soluk geliyor. Karaköy, değişiyor!

NEDEN OPS?
Mekânın adı, umulmadık bir semtte, beklenmedik bir anda köşeyi dönünce karşımıza çıkıverdiği için "Ops"... Sizin anlayacağınız, mekânın adı, bu şaşırma efektinden esinlenilerek konulmuş.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan ESQUİRE veya esquire.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

‘DA NELER VAR?